+ Yorum Gönder
Biyografi ve Yazarlar ve Şairler Bölümünden Aşık Seyrani Kimdir? ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. Fatal
    Özel Üye


    Aşık Seyrani Kimdir?





    Aşık Seyrani Kimdir? Forum Alev

    Develili Aşık Seyrani (1800-1866)



    HAYATI ve KARAKTERİ

    Türk Halk Edebiyatı'nın zirve isimlerinden biri olan Develi'li (Everek'li) Seyrani'nin doğum tarihi kesin değildir. 1800 veya 1807 yılında doğduğuna dair kayıtlar vardır. Bugün Kayseri ilinin en büyük ilçesi olan, o yıllarda Everek adıyla bilinen Develi'de doğmuştur. Asıl adı Mehmet'tir.
    Babası fakir bir mahalle camii imamı olan Hoca Cafer Efendi'dir. Çocukluğu ekonomik güçlüklerle geçmesine rağmen babasının sayesinde
    medrese eğitimi almaktan geri kalmamıştır.
    Seyrani'nin hayatı ile ilgili kesin bilgiler mevcut olmadığından halk kendisi için bazı menkıbeler yayarak bu eksikliği gidermeye çalışmıştır. Seyrani'nin ününü duyan çevre vilayet ve kaza aşıkları sık sık Develi'ye gelerek onunla atışırlar. Seyrani ustalığını konuşturarak onları pes ettirir. Ama artık ona Develi dar gelmeye başlamıştır,
    İstanbul'a gitmeyi arzular.
    Seyrani, büyük bir ihtimalle
    Sultan Abdülmecit'in tahta geçtiği yıl olan 1839 yılında İstanbul'a gelir. O yıllarda İstanbul'da semai kahvelerine, saz söz meclislerine ilgi gösterilir, aşıklar birer bilge kişi olarak görülür, dinlenirdi. Bu meclislerin tiryakileri, aşıkları yalnız bırakmaz, onları meclisten meclise, kahveden kahveye taşırlardı. Saray'da devlet erkanının konaklarında, zenginlerin köşklerinde bir araya gelen aşıklar, birbiriyle tanışır, söyleşir, atışırlardı. Bazı paşa ve beyler, şairleri himaye eder onlara rahat bir hayat sağlarlardı. Böylesi bir zamanda İstanbul'a giden Seyrani, zamanın saz ve kalem şairleriyle tanışır, bilişir. Seyrani, İstanbul'a gelmişken yarım kalan medrese öğrenimini tamamlar. Şu sözleriyle tanımlamıştır bu günlerini:
    "Yedi yıl eğlendi, kaldı Seyrani
    Bütün tahsil etti ilmi irfanı
    Sendeyken her türlü mürüvvet kanı
    Bulmadın derdime çare İstanbul"

    Ancak Seyrani karakteri gereği, etrafında gördüğü yanlışlıklara, bu yanlışlıkları yapan
    Padişah da olsa görmezlikten gelemeyen ve şiirlerinde bu durumları ağır bir şekilde hicveden bir şairdir. Bu yüzden hakkında soruşturma açılmış ve yakalanmamak için de Develi'li bir dostunun yardımıyla Develi'ye kaçmak zorunda kalmıştır. Bir süre burada kalan Seyrani daha sonra Halep'e gider. Burada da tutunamayan Seyrani tekrar Develi'ye gelir. Yaşadığı süre içerisinde Develi onun kıymetini pek anlayamamıştır. Yakalandığı sinir hastalığından dolayı ona "Deli Seyrani" denmiş, son yıllarını Develi'de yoksulluk içinde geçirmiştir.
    Yoksulluğunu, çektiği acıları, dik kafalı bir
    ozan oluşuna bağlamak pek yanlış olmaz. Seyrani devrindeki gelişmeleri yakından takip etmiş, yanlışlıkları eleştirmiş, şiirlerinde kendisinden önceki ozanların alışılmış konu sınırlarının dışına çıkmıştır. Olaylara genellikle eleştirel gözle bakmış ve halkın sesi olmaya özen göstermiştir. Şiirleri hem ele aldığı konu bakımından hem de kafiye yapısı bakımından çeşitli ve zengindir. Şiirlerinde daha önce kimsede rastlanmayan kafiye yapılarına yer vermiştir. Şiirlerinde bazen bir tarikat ehli, bazen siyasi bir eleştirmen, bazen de koyu bir aşık olur. Bu da Seyrani'nin içten, dindar, duygulu ve duyarlı bir kişi olduğunu gösterir.
    Seyrani, 19. yüzyıl halk edebiyatımızın şüphesiz en değerli örneklerinden birisi olarak diğer halk ozanlarını da etkilemeyi başarmıştır. Kendisi hakkında yapılan araştırma ve incelemeler son yıllarda çoğalmıştır. Eserlerinden bazıları bestelenerek icra edilmiştir.


    ESERLERİNDEN ÖRNEKLER


    AŞIKIN GÖNLÜ

    Eski libas gibi aşıkın gönlü
    Söküldükten sonra dikilmez imiş
    Güzel sever isen gerdanı benli
    Her güzelin kahrı çekilmez imiş

    Bülbül daldan dala yapıyor sekiş
    O sebepten gülle ediyor çekiş
    Aşkın iğnesiyle dikilen dikiş
    Kıyamete kadar sökülmez imiş

    Sevdiğim değildin böylece ezel
    Aşkının bağına düşürdün gazel
    İbrişimden nazik saydığım güzel
    Meğer pulat gibi bükülmez imiş

    Seyrani'nin gözü gamla yas imiş
    Benim derdim her dertlere baş imiş
    Ben bağrımı toprak sandım, taş imiş
    Meğer taşa tohum ekilmez imiş..



    SENE 1261


    Bin ikiyüz altmışbire tarih basınca
    Pek ziyade oldu siklet bu sene
    Eski adet bitip devir dönünce
    Kalktı insanlardan şefkat bu sene

    Koymuşum havana bu garip seri
    Sefa mı sunulur ah şimden geri
    Ağnıya olursan derler gel beri
    Fukaraya yoktur rağbet bu sene

    Fukaranın hali Mevla'ya belli
    Merhamet yok ağnıyada ezeli
    Buğdayın bir mutu oldu yüzelli
    Muhtekire düştü fırsat bu sene

    Zengin artık kesmez oldu kurbanı
    Kalmadı dünyanın rengi elvanı
    Sultan Süleyman'a kalmadı fani
    Bize Hak'tan oldu rahmet bu sene

    İş böyle giderse kopacak fesat
    Yaklaşmadı gitti şu vakt-i hasat
    Sanatlar işlemez ortalık kesat
    Boşadır çalışmak gayret bu sene

    Bu Seyrani sahih sohbet eylesin
    Naçar olan fukaralar neylesin
    Rica niyaz edin halas eylesin
    Mevlamız beladan millet bu sene







    İle İlgili Yazılar



  2. Alev
    Özel Üye

    Aşık Seyrani Kimdir? Makalesine henüz yorum yazılmamış. ilk yorumu siz yapın


Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi