+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Cumhuriyet Kurulduktan Sonra Neler Değişti ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. Ziyaretçi

    Cumhuriyet Kurulduktan Sonra Neler Değişti





  2. Asel
    Özel Üye





    Cevap:
    Cumhuriyet Kurulduktan Sonra Neler Değişti

    İmparatorluktan Cumhuriyete Ne Değişti?


    Osmanlı’nın dış borçlanma süreci aslında oldukça kısadır. İlk dış borçlanmaya Kırım Savaşı’nın giderlerini karşılamak amacıyla 1854’te başvurulduğu ve bundan yaklaşık çeyrek asır sonra Borçlar İdaresi’nin kurulduğu mali iflasın ise bundan beş yıl kadar önce açıklandığı düşünülürse bu durum daha da net ortaya çıkar. İlk borçtan yaklaşık 10 yıl sonra 1865 yılı vadesi gelen dış borcu ödeyebilmek için borçlanmak yani borcu borçla kapatmak için borçlanmaya başlanması anlamında bir dönüm noktasını oluşturur. Yine 1860’larda iç borcun dış borçla ödenmesine çalışılmıştır. Osmanlı borçlanmasındaki bu anlamdaki tek istisna 1870’te demiryolu yatırımı için yapılan borçlanmadır. (Türel 2001)

    1860’ların sonunda dış finans ve siyaset çevrelerinde Osmanlı borçlarının sürdürülemeyecek bir seyir izlediği fark edilmiştir. Türel (2001)’in aktardığına göre dönemin sadrazamı Fuad Paşa ile yapılan ve bir Fransız dergisinde yayınlanan röportajda borç tuzağı ve borç alabilmek için yabancı finansörlere verilen imtiyazlar hakkında muhabir Paşa’ya “siz verdiğiniz imtiyazla onların elinizde olduğunu sanırsınız gerçekte siz onların ellerindesiniz” demiştir. Nitekim borcun alınması imtiyazların verilmesi ve kamu maliyesinin elden çıkması topu topu 30 yıla sığabilmektedir.

    Bu noktada Osmanlı borçlanması ile ilgili olarak iki öngörü ileri sürülebilir. Birincisi bugün azgelişmiş ülkelerin kalkınma yolunda başvurduğu gibi Osmanlı yöneticileri de dış borcu ulusal geliri artırmak yönünde kullanarak gelecekte bu borcun kolayca ödenebileceğini düşünmektedir biçiminde olabilir. Ancak Osmanlı tarihinin son döneminde demiryolu yapımı dışında bu öngörüyü kanıtlayacak delile pek rastlanmaz. Kaldı ki demiryolu yapımının Osmanlı ekonomisine pek katkısı yoktur. İlk olarak Osmanlı demiryolları iç pazarı birbirine bütün olarak bağlamak yerine birbirinden bağımsız bir şekilde belirli tarım alanlarını kapitalizmin merkez ülkelerine bağlamaktan öte bir işlev taşımaz. Ayrıca dengeli veya dengesiz kalkınma modelleri çerçevesinde demiryollarının öteki endüstri kollarının kurulması veya ileri ve geri beslenmesi yönünde bir katkıda bulunması beklenemez çünkü bu yolda önemli sayılabilecek bir adım atılmamıştır. Sarayın ve ordunun gereksinimlerini karşılayacak birkaç küçük girişimle de bu öngörü doğrulanamaz.

    İleri sürülebilecek ikinci öngörü Osmanlı yöneticilerinin bu ağır tablonun farkında olmadıkları veya tam bir aymazlık içinde bulunduklarıdır. Bunun tersine ileri sürülebilecek tez devletin çok zor durumda olduğu ve atılabilecek başka adımların bulunmadığı şeklinde olabilir. Ancak döneme ait bilgiler bu tersine ileri sürülecek tezin değil ikinci öngörünün daha ağır bastığı yönündedir.

    Bilindiği gibi Osmanlı dış borçlarının en önemli sebeplerinden biri dış ticaret açıklarıdır. Tezel (1994) ‘e göre “ithal edilmiş tüketim mallarına yönelik harcamalardaki artışlar çok büyük ölçüde saray çevresinden ve Tanzimat’la birlikte yaratılan yeni Osmanlı bürokrasisinin üst kademelerinden kaynaklanmıştır.” Tüketim kalıplarının değişmesi büyük harcamaların yapılmasına neden oldu. 1809 ile 1880 yılları arasında Boğaz kıyılarına altı büyük saray yapıldı. Bunların en büyüğü olan Dolmabahçe Sarayı’nın maliyeti 3 milyon sterlini geçti. Saray ve çevresi adeta savurganlık yarışına girmişti ve harcamaların büyük bir kısmı dış borçlarla karşılanıyordu. Padişahın kızlarından birinin 1850’deki düğününde 2 milyon sterline yakın para harcandı. Ayrıca Osmanlı idarecilerinin aldıkları ücretler dudak uçuklatıcıdır. Bakanların yıllık maaşı 1994 parasıyla 450-700 bin dolardır. “En çok tüketim kalıplarıyla Batılılaşmış olan Saray ve Bâb-ı Âli çevreleri Batı Avrupalı kapitalistler ve onların Türkiye’deki uzantısı gayri müslim tüccar ve bankerler ile bin bir çıkar ilişkisine girmiş düşük verimlilikli bir tarım ekonomisinin sırtında sorumsuz bir israf kesimi oluştururken devletin iktisadi kaynaklarını Batılı çıkarlara peşkeş çekilmesini kolaylaştıran bir ortam yaratmıştır.”

    Cumhuriyet’in dış borçlanma serüveninin başlangıcında da tarım kesiminin çözülmesi ile birlikte değişen tüketim kalıpları ve lüks tüketim vardır. Ancak olgular birbiriyle karşılaştırılmayacak denli farklıdır. Osmanlı döneminde tüketim ürünlerinin ithalat içindeki payı %80’i geçerken yatırım mallarının oranı %5-10 arasındadır. Cumhuriyet döneminde ise tablo tersine dönmüştür. Kepenek/Yentürk (2000) Osmanlı’nın dışalımı artırıp dışsatımı sınırlama yönünde dış ticaret politikası uyguladığını belirtirken Cumhuriyet döneminde 1920 ve 1950’lerdeki 4-5 yıl hariç 1980 öncesinde sürekli ithal sınırlamaları sözkonusudur. Son dönemde sıkça gündeme gelen batık bankalar yolsuzluklar siyasal iktidarların popülist ve verimsiz harcamaları kamu harcamalarındaki savurganlıklar ile Osmanlı dönemi savurganlığı arasında belki bir ölçüde bağ kurulabilir.

    Kepenek/ Yentürk (2000) 1890’ı izleyen çeyrek yüzyılda Osmanlı ulusal gelirinin yılda ortalama %2 oranında büyüdüğünü ifade etmektedir. Osmanlı’nın ekonomik koşulları dikkate alındığında küçümsenmeyecek bir sayıdır. Cumhuriyet döneminde ise Osmanlı dönemine göre daha yüksek büyüme hızlarına ulaşılmıştır. Tablo 5.’te Cumhuriyet dönemi büyüme hızla verilmektedir. Dikkati çeken ilk olgu 1927 yılı hariç ilk beş yıl yüksek olduğudur. Bu durum daha çok on yıldır savaşta olan üretim çağındaki nüfusun işinin başına dönmesi atıl durumdaki kaynakların tekrar işlenmeye başlamasıyla açıklanabilir. İkinci Dünya Savaşı yıllarındaki ekonomik küçülme dışında Osmanlı dönemine göre oldukça yüksek büyüme hızlarına ulaşılmıştır. Ekonominin küçüldüğü birkaç istisna yıl dışında sürekli bir ekonomik büyüme mevcuttur.








+ Yorum Gönder
cumhuriyet kurulduktan sonra neler değişti,  cumhuriyet kurulduğunda neler değişti
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi