+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Bir toplumun gelişmesinde sanatın rolü nedir ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. Ziyaretçi

    Bir toplumun gelişmesinde sanatın rolü nedir





  2. Ensar
    Özel Üye





    Cevap: Toplumda Sanatın Önemi Nedir ? Sanatın Toplum İçin Önemi



    Bir düğmeye basit bir dokunuşla, zaman ve mekânı birkaç yüzyıl kısaltabilecek güce erişen insan düşüncesi, yepyeni ve şiddetli korkuları da beraberinde getirdi. Bilim, endüstri, teknik ve politika alanında meydana gelen birbirine bağlı ve sürükleyici gelişmeler, toplumlara özgürlük getirdiği kadar, huzursuzlukları da arttırdı. Özellikle 1945 sonrası, insanların gökyüzüne tırmanışları, yeryüzündeki büyük sermaye hareketleri, insana yakışmayacak katliamlar, endüstriyel ve teknik gelişmeler, şiddetli ve yıpratıcı korkuları da beraberinde getirdi. Bütün bunlar, bugünkü insanın sanata bakış tarzını da biçimlendiren gelişmelerdir.
    Günümüzde, insanların karşı karşıya kaldığı psiko-sosyal sorunlara çözüm olabilecek alanlardan biri de sanattır. İnsan duyarlığının karmaşık ürünleri olan ve daima insan özgürlüğünün hakkını arayan sanat eserleri, bazı kalıpları sürekli olarak zorlayıp aşar, onların nitelik olarak daha üstün ve yoğun yeni seviyelere ulaşmasını sağlar.
    Tolstoy, "İnsanın bir zamanlar yaşamış olduğu duyguyu, kendinde canlandırdıktan sonra, aynı duyguyu başkalarının da hissedebilmesi için hareket, ses, çizgi, renk veya kelimelerle belirlenen biçimlerle ifade etme ihtiyacından sanat ortaya çıkmıştı" der. İnsan, nasıl duymaya, düşünmeye başladığı andan itibaren kelimenin gerçek anlamıyla hayata girmiş olursa, insanlık da duygularını ve düşüncelerini sesler, çizgiler ve renklerle canlı ve cansız simgeler halinde şekillendirmeye başladığı andan itibaren, gerçekten tarih sahnesine çıkmış olur.
    Sanatta güzeli, bilimde doğruyu arayan insan ruhu ve zekâsı, aslında kendini aramaktadır. Din, felsefe, bilim, sanat ve hatta teknik gibi alanlar, birbirine sıkı sıkıya bağlıdırlar. Her sanat eseri, var olan bir şey ile, bir nesne ile ilgilidir; belli bir varlığı anlatır, ondan bir kesit ortaya koyar. Bir resim, belli bir tabiat parçasının resmidir veya bir insan görüntüsüdür. Bir tiyatro oyunu, belli olayların simgelenmesidir. Bir şiir ya da müzik parçası, ya tabiattan ya da insan ruhundan, insan duygularından bir anlatımdır. Sanatçının gördüğü, kavradığı ve gerçeklik olarak belirlediği varlığın bilgisi, sanatın öz konusunu oluşturur.

    Sanat Eğitiminin Birey ve Toplum için önemi

    Çağlar boyunca insan, güzel sanatların tümünü, kendini ve ait olduğu toplumu geliştirme, zenginleştirme ve güçlendirme yolunda vazgeçilmez bir unsur olarak görmüş, kendi kültür birikimini yarınlara aktarma konusunda bilinçli ya da bilinçsiz olarak bundan yararlanmıştır.
    Sanat eğitimi ile ilgili literatür tarandığında dış kaynaklı yayınlarda ilk dikkati çeken şey, ülkelerin eğitim politikalarında yaratıcılık eğitimine verilen önem ve bunun sonucu olarak sanat eğitimi konusundaki yayınların çeşitliliğidir. Bu yayınlara dayalı olarak ABD ve Avrupa ülkelerinde sanat eğitimi derslerinin müfredatları incelendiğinde; özellikle ilk ve orta öğretim kurumlarının programlarında "Art, Kunst" vb. derslerin haftalık ders saatlerinin fazla olduğu, ders kapsamlarının farklılığı, içeriklerinin bireyi yarınlara hazırlamada etkili olduğu, ayrıca öğrencilerin gelecekte iyi birer sanat tüketicisi olmalarının hedeflendiği dikkati çeker.
    Batı ülkelerindeki program geliştirme çalışmalarında ise; yaş grubu özelliklerinden yola çıkılarak eğitim süreçlerinin incelendiği, eski yöntemlerle birlikte değişen dünya koşulları içerisinde bireyin ihtiyaçları dikkate alınarak durumun bilimsel verilerin ışığında değerlendirildiği ve planlandığı, örneğin "Bilgisayarla Resim ve Tasarım" anlayışının kapsam içine alındığı gözlenmektedir.
    Batı, sanat eğitiminin birey üzerindeki etkisini çok iyi kavranmış konuya ilişkin devamlı bir arayış içerisindedir. Bireyin gelişiminde sanat eğitiminin önemini daha iyi ortaya koymak üzere konunun detaylandırılması bizde de kurum ve kişileri harekete geçirerek belki sanat eğitimini müfredat içerisinde hakettiği yere koydurabilir. Bu nedenle neden sanat eğitimi gereklidir sorusuna yanıtlar bulmaya çalışalım.
    l.l. Sanat Eğitiminin Gerekliliği
    Birey sanat eğitimi etkinlikleri yolu ile;
    - Bir taraftan bakıma eylemi içerisinde görmeyi öğrenirken, diğer taraftan dokunduğu biçimlendirdiği değişik malzemeleri tanıma fırsatı bulunur. Uygulanan motivasyonlar uyarıcı rolü üstlenir.
    - Her türlü yetenek ve gereksinimlerini ortaya çıkarma şansına sahip olur. Bu yolla kendi yetilerinin farkına varır, böylece ileride meslek seçiminde sağlıklı tercihlerde bulunur.
    - Duygularını, görüşlerini malzemeye aktırırken yeni deneyimlere girer. Bu yaşantı zenginliği nesneler arası ilişkileri kurmada ona kolaylıklar sağlar, böylece senteze ulaşmayı başarabilir ve yeni anlatım yolları arayışına girer.
    - Doğaya ve çevresinde gelişen ve değişen olaylara farklı bir gözle bakmayı davranışa dönüştürür.
    - Kişiliğini geliştirme fırsatını bulur. Duyan, düşünen, yaratan, kendisi ve çevresi ile diyaloga giren bir yapı oluşturur.
    - Soyut kavramları algılaması kolaylaşır.
    - Karşılaştığı problemleri daha rahat çözümler.
    - Zihinsel yetileriyle birlikte duygu yanını da geliştirir.
    - Sanatçı, sanat eseri ve kendisi arasında bağ kurmayı başarır.
    - İçinde bulunduğu çevreyi algılayarak bu çevreyi daha iyi ve daha güzele doğru geliştirme isteği duyar.
    - Grupla çalışma ve birlikte iş bitirme alışkanlığı edinir. Grubun başarısı için sorumluluk üstlenir.
    - "Ben" için çalışma isteğini "biz"e dönüştürür.
    - Araştırma, bulma, sınama ve yeniden kurma gibi yaratıcı süreçte yer alan yetilerini geliştirir.
    - Özgüven duygusunun gelişmesine olanak bulur.
    Görülüyor ki, sanat eğitimi, birey için içinde yaşadığı dünyayı kavramada, karşılaştığı problemleri çözmede, gördüğü, hissettiği şeylere karşı reaksiyon göstermede son derece önemli bir rol üstlenir ve sanat eğitimi bir bütünlük içerisinde düşünüldüğünde birey ve toplum için can damarı durumundadır. Çünkü genel eğitimin hem bilişsel, hem duyuşsal hem de psiko-motor alandaki hedeflerine hizmet verir. Böylece bireyin estetik, fiziksel, zeka, toplumsal gelişimlerine katkıda bulunur ve yaşamın bütünselliği içerisinde sanat yoluyla eğitimini sağlar. Bu yolla, eğitimde, iletişimde, estetik beğenide bütünlük sağlanmış olur.
    Sanat eğitimi, bireylerde var olan yaratıcı gücü geliştirme konusunda en etkin disiplindir. Eskiden olağanüstü bir güç olarak kabul edilen "yaratıcılık", sadece yetenekli insanlara özgü olarak değerlendirildi. Günümüz Türkiye'sinde de ne yazık ki hâlâ bu düşünceler hâkim olup resim-iş dersi diye anılan sanat eğitimi dersleri "seçmeli ders" statüsüne düşürülerek, eğitimin kalitesini olumsuz yönde etkilemiştir. Bu olumsuzluğun sonuçları ilerideki yıllarda daha belirgin olarak ortaya çıkacaktır.


    Kişilik Eğitimi ve Sanatın Önemi



    Eğitilmiş insan her yönüyle gelişmiş bir kişilik ve toplumsal sorumluluk bilincine ulaşmış insan olabilmektedir.Hızla değişen dünyanın dinamik yapısına ayak uydurabilmek ancak yaratıcı güçlerle donanmış bir kişilik geliştirmekle olasıdır.Doğuştan yaratıcı güçlere sahip bireyin bu gücünün ortaya çıkarılması yollarından biri de insanın “estetik eğitimi” yani sanat yoluyla eğitimidir.
    Bu anlamda kişilik eğitimi sanat eğitiminin amaçlarından biri olmaktadır.
    Goethe de bireydeki doğal yapının açılıp gelişmesi için “en değerli kişilik eğitimi” yolunun sanat olduğunu vurgular.Ona göre çok yönlü eğitim,kişiliğin bütünlüğünü kapsayabilecektir.

    Pakize Türkoğlu’nun eğitim tarihimizde uygulama ve araştırmalarını eğitbilim ölçülerine vuran İ.H.Tonguç’u anlatırken bahsettiği saptamaları sürecin etkenleri açısından ilişkilendirebiliriz.
    Tonguç saptamalarında; uygarlığın batılı dünyanın yaşam biçimi olduğu,günlük yaşamda çevresinde özenle yapılmış eşyalar,düzgün çizgiler,güzel yollar,farklar gören,buralarda oynayan,çalışan batılı öğrencinin düzgün olmayanı tanımadığını gözlemiştir.
    Böyle bir görünümün temelini oluşturan sanat eğitimi,ilk ve orta öğretimin temel çalışmaları olmaktadır.Düzgün çizgi çizmede güzel araç tasarlayıp,gerçekleştirebilmekteyken;çevresindeki herşeyin düzgün olmadığı ortamda büyüyen öğrencilerimizin neden düzgün iş çıkaramadıklarının bir nedeni olarak görmektedir.Çevre ve öğretim çevresinin belirleyiciliğinin sanat alanında daha somut örneklerle ortaya çıktığını düşünmektedir.Öğretmenin bunları gözönünde tutması gerektiği sonucuna varmaktadır.
    Bu nedenle öğrencilerini;ön öğrenmeler ve çevre kısırlığından ileri gelen eksikliklerini tanımlayarak,iyiyi-güzeli görmeye alıştırmıştır.

    Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki saptamalar geçerliliğini korumaktadır.

    Günümüz koşullarında daha da karmaşık bir hale gelmiştir.Çarpık kentleşmenin getirdiği olumsuz koşullar o kadar çeşitli ve girifttir ki;erozyona uğramış,kimlik bunalımına düşmüş,yaşam kalitesini düşünemeyecek durumdaki kitlelerin içinden gelen öğrencide estetik kaygı yaratmak,güzeli-iyiyi tanımalarını,bulmalarını beklemek gittikçe uzaklaşan bir hedef olmaktadır.
    Bu nedenlerle günümüz sanat eğitimcisi toplumsal analizleri takip edecek,yeni kuşak bireyin beklentilerini çözümleyebilecek pedagojik derinliğe olmayan olmalıdır.Çünkü çevrenin eğitime sunduğu olumsuz koşullar değişmiyorsa
    Ve değiştirilemiyorsa eğitim uygun çevreyi yaratmalıdır.Koşullara teslimiyetçi olmayan bir yaklaşım benimsemek zorundadır.Bütün bunları dikkate alarak düzenlenmiş eğitim programları içinde yaratıcılığı engellenmemiş gözlem gücü ve beğenisi incelmiş bireyler,eğitim dışına çıktıkları zaman -güzeli ve iyiyi- seçici olacaklardır.Eleştirel yanlarıyla çevrelerini olması gereken en iyi çekme gereksinimini hissedeceklerdir.

    Tonguç’un öngördüğü eğitimin belli başlı görevlerinden en önemlileri;
    “Eğitimin modern olmayan maddi koşullarla çarpışma zorunluluğu ve çevrede modern biçimlerin olmayışı karşısında,eğitimin bu yokluğu giderme zorunluluğudurÇağın gereksinimlerini öğrenciye kazandırmalı ve modern yaşamla uyuşmayan,eğitime baskı yapan etkilerle çarpışabilmek olmaktadır.”

    Eğitim her zaman sonuçlarını ileride alacağımız bir yatırımdır.Bu anlamda eğitim yoluyla birey üzerinde nasıl bir değişim yaratabiliyorsak ona çok yönlü cevap verebilecek kapsamlı bir sanat eğitimi de oldukça uzun vadeli bir yatırım olacaktır.







  3. Ziyaretçi
    GÜZEL SANAT VE TOPLUM

    "Sanatsız kalan bir toplumun
    hayat damarlarından biri kopmuş demektir."
    M.Kemal ATATÜRK

    Doç. Ahmet ATAN
    Toplumları “Güzel’e ve Güzel Sanatlara “ zorlayan pek çok nedenler vardır. Yalnız bu tek başına ekonomik faktörle açıklanamaz. Ekonomi, bilim, felsefe, politika gibi disiplinler önemli birer faktördürler ama yaşamın sadece birer bölümleridir. Sağlıktan sanata, ekonomiden eğitime hemen her alan Güzel’den payını almalıdır.
    Sanatın, kendinden kaynaklanan özel niteliğinden dolayı, toplumun sosyal değişim ve gelişim sürecinde sanat, diğer tüm atılımlardan daha önce etkileşime uğradığı gözlenmektedir. Tarih boyunca Güzel ve Güzel Sanatlar’ın toplum içerisinde özel bir yeri olmuş, bir anlamda sosyal gelişimin ya da değişimin aynası olmuştur. Toplumsal gelişimin boyutu ile Güzel’e olan gereksinim arasında doğal bir uyum vardır.







+ Yorum Gönder

Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
toplumların ilerlemesinde sanatın önemi,  toplumun gelişmesinde sanatın önemi,  toplumun ilerlemesinde sanatın önemi,  toplumların gelişmesinde sanatın önemi,  bir toplumun gelişmesinde sanatın rolü
5 üzerinden 3.36 | Toplam : 11 kişi