+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Türkiyenin tarihi ve turistik yerlerinin fotoğrafları ve türkiyenin bölgelere ayrılmış haritası ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. Ziyaretçi

    Türkiyenin tarihi ve turistik yerlerinin fotoğrafları ve türkiyenin bölgelere ayrılmış haritası





  2. Ensar
    Özel Üye





    Cevap: Turistik yerler ve resimleri

    Aspendos





    Aspendos,Antalya ili Serik ilçesinde bulunan Belkıs köyünde yer alan anfi tiyatrosuyla meşhur bir antik kenttir.
    Aspendos, Serik ilçesinin 8 kilometre doğusunda, Köprüçayı'nın dağlık bölgesinden düzlüğe ulaştığı yerde M.Ö. 10. yüzyılda Akalar tarafından kurulmuş ve antik devrin mamur zengin kentlerinden biridir. Buradaki Tiyatro M.S. 2. yüzyılda Romalı'lar tarafından inşaa edilmiştir. Kent biri büyük, biri küçük iki tepe üzerine kurulmuştur.
    Coğrafyacı Strabon ve Pamponrus Mela, Kentin Agruslularca kurulduğunu yazarlar. Bölgeye M.Ö. 1200'den sonra Yunan göçleri olmuştur oysa Aspendos adının kaynağı Gremlerden önceki yerli Anadolu dilidir. Önemli bir ticaret yolu üzerinde olduğu ve Köprüçay Irmağı ile limana bağlandığı için Aspendos, her çağda ele geçirilmek istenen kentler arasında yer almıştır.
    Aspendos'un en önemli yapısı tiyatrosudur. Antik tiyatrolar arasında en iyi şekilde korunanarak gelmiş bir açık hava tiyatrosudur. Bu tiyatro Anadolu'daki Roma Tiyatrolarının günümüze sahnesi ile ulaşabilen en eski ve sağlam bir örneğidir. Mimarı Aspendos'lu Theodorus'un oğlu Zenon'dur. Antonius Piu zamanında (138-164) yapılmıştır. Tiyatro, kentin yerli tanrıları ile imparator ailesine sunulmuştur.
    Aspendos her yıl binlerce yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edilmektedir ve birkaç sene öncesine kadar konserler ve aktiviteler için kullanılmaktaydı.
    Bir de Aspendos Antik Tiyatrosunun küçük bir hikayesi var. Aspendos kraşının o zamanlar çok güzel bir kızı vardır ve herkes onla evlenmek ister.Fakat kral kimde karar kılacağını bilemediği için halka şöyle duyurur:kim halkımız,şehrimiz adına en yararlı ve güzel şeyi yaparsa kızımı ona vereceğimBu durum üzerine de iki büyük eser çıkar bu iki eseri de iki ikiz kardeş ortaya koyar . Bu eserlerin birisi şehre kilometrelerce uzaktan ,müthiş bir geometrik hesaplamanın sonucu olarak ortaya çıkarılıp inşa edilmiş kasabaya su getiren su kemerleri; diğeri ise orkestrasında yere metal para atıldığında en üst tarafından dahi o sesin duyulduğu dünyanın o zamanki ve günümüzün akustik olarak en iyi olan tiyatrosudur.mimarı da Zenon'dur. kral su kemerlerini gördükten sonra kızını su kemerlerini yapan mımara vermek ister fakat daha sonra da tiyatroya girdiğinde tiyatronun yukarı tarafında gezerken bir ses duyar.ses kıralın kızını ben almalıyım onu bana vermeli der.bu akustiğe hayran kalan kral kızını mimar Zenon a vermekte karar kılar





    silifke kalesi





    Temel tespitlerine göre Helenistik veya erken Roma dönemine ait olduğu anlaşılan kale, geçirdiği onarım ve değişiklikler sonucu bugün bir Ortaçağ kalesi görünümündedir.
    Silifke'ye hakim, 185 m yüksekliğinde bir tepe üzerinde yapılmış olan, etrafı kuru hendekle çevrili oval biçimdeki kalenin içinde kemerli galeriler, su sarnıçları, depolar ve diğer yapı kalıntıları bulunmaktadır.
    Ünlü gezgin Evliya Çelebi Seyahatname'sinde, XVII. yy'da Silifke Kalesi'nin 23 burcu olduğunu, içinde bir cami ve 60 ev bulunduğunu yazar. Ancak, burçların bir kısmı ve kale içi tamamen yıkık durumda olduğundan tam tespiti yapmak mümkün değildir. Halen görülebilen 10 adet burç mevcuttur.





    Galata Kulesi





    Galata Kulesi 1384 yılında Galata denen Ceneviz kolonisinin surları arasındaki en yüksek noktaya yapıldı.
    Galata Kulesi Osmanlı'nın ilk dönemlerinde Yeniçeriler tarafından kullanılıyordu. Kule 16. yy'da Kasımpaşa'daki donanmada tutsakların barındırıldığı yerdi.
    II. Selim döneminde (1566-1574) Galata Kulesi asıl gözlemevi Pera'da olan Türk Astronomu Takiuddin tarafından yenilerek gözlemevi olarak kullanıldı. Daha sonraki yüzyılda II. Mustafa döneminde (1695-1703) Şeyhülislam Feyzullah Efendi bir Cizvit papazı ile birlikte Kulede bir gözlemevi kurmaya çalıştıysa da bu çabaları 1703 yılında öldürülmesiyle yarım kaldı.


    Galata Kulesi Osmanlı döneminde, çeşitli sebeplerle, fakat özellikle 1794 yılındaki (III. Selim dönemi) büyük Galata yangını nedeniyle II. Mahmut tarafından 1832 de yeniden yaptırıldı.


    Kulenin konik tepesi. 1875 yılında bir fırtınada uçtu ve daha sonraki restorasyon sırasında yenilenmedi. Bundan sonra kule 1964 e kadar yangın kontrol istasyonu olarak kullanıldı ve 1967 de turistik hizmete açılana kadar restorasyon için kapalı kaldı. Bu restorasyon sırasında Osmanlı döneminde yapılan değişiklikler de göz önüne alınarak Cenevizliler dönemindeki yapıya daha uygun olması için konik tepe tekrar eklendi.


    İzmir Saat Kulesi





    İzmir Konak Meydanı’ndaki Saat Kulesi, eski Sarıkışla önünde bulunuyordu. Sultan II. Abdülhamit’in tahta çıkışının 25. yılında eski sadrazamlardan ve İzmir Valisi Kıbrıslı Kamil Paşa tarafından h.1307 (1901) tarihinde yaptırılmıştır. Kıbrıslı Kamil Paşa’nın oğlu Bahriye Mirlivası Sait Paşa ve Belediye Reisi Eşref Paşa’dan oluşan bir komisyon kulenin yapımını üstlenmiştir. Kulenin yapımından önce İstanbullu kuyumcu Zingulli Usta tarafından kulenin küçük bir maketi yapılmıştır. Buradaki Fransızca bir kitabeden mimarının İzmirli S.Raymond olduğu öğrenilmektedir. Kulenin il ismi Hamidiye Kulesi idi.


    Saat Kulesi’nin kaidesi beyaz mermerden, diğer bölümleri kesme taştan yapılmıştır. Dört basamaklı, haç biçiminde bir platform üzerinde 25 m. yüksekliğinde, sekizgen kaideli ve dört katlı bir yapıdır. Buradaki sekizgenin dar kenarlarında dörder küçük sütun üzerine oturan sebillere yer verilmiştir. Bu sebiller at nalı kemerli olup, baldaken biçimindedir ve üçer çeşmesi ile kurnası, ortasında da fıskiyeleri bulunmaktadır. Bu fıskiyelerden iki tanesi günümüze gelememiştir. Baldakenlerin üzeri kubbelerle örtülmüştür. Sebiller arasında kalan dört cepheye de at nalı şeklinde kemerler ve demir şebekeli açıklıklar bırakılmıştır. Ayrıca tümünün üzerini bir saçak örtmüştür.


    Saat Kulesi’nin sekizgen kaidesi üzerinde sütunlu bir galeri ile onun da üzerinde köşeleri pahlanmış kare prizma şeklinde gövde bulunmaktadır. Bu gövde oldukça zarif başlıklı küçük kubbeli kaideli sütunların birbirlerine bağlanması ile üç dilimli bir görünüm kazanmıştır. Buradaki galeri ve çeşmelerde kullanılan yeşil ve pembe renkli sütunlar Marsilya’dan getirilmiştir. Bu sütunların başlıkları ve köşeleri bitkisel süslemelerle bezenmiştir.


    Gövdenin dört bir yönüne at nalı kemerli küçük pencereler açılmıştır. Bunların üzerinde doğu ve batı yönlerinde küçük birer Osmanlı arması, kuzey ve batı yönlerinde de Sultan II. Abdülhamit’in tuğraları kabartma olarak yerleştirilmiştir. Bununla beraber Cumhuriyetin ilanından sonra, 1927 yılında çıkan “Milli ve Resmi binalarda kullanılan tuğra ve methiyelerin kaldırılmasını” içeren kanun nedeni ile buradaki tuğra ve armalar kaldırılmış, yerlerine ay yıldız kabartmaları konulmuştur.


    Kulenin 12 küçük sütun üzerine oturan dördüncü katı ana gövdeden çok daha dardır ve üzerini ay şeklinde alem olan metal bir kubbe örtmektedir. Bu bölümde günümüzde çalışmayan saatin çanı bulunuyordu. Ancak bu bölüm 1974 depreminde yıkılmış ve 1976’da onarılmıştır.


    Saat Kulesi’nin gövdesi içlerinde beş kollu yıldızların bulunduğu baklava dilimleri ile doldurulmuştur. Gövdenin üst bölümü üç sıra mukarnasla genişletilmiş ve buraya 75 cm. çapında, Alman İmparatoru II. Wilhelm’in hediyesi olan dört saat konulmuştur. Bu saatlerin mekanik bölümleri demir köşebentler ve döküm ayaklar üzerine oturtulmuştur. 22 dişli çarktan oluşan saat parçaları üzerinde 1901 tarihi görülmektedir.

    DUNYANIN SEKIZINCI HARIKASI NEMRUT DAGI





    Nemrut Dagi Guneydogu Anadolu Bolgesinde bulunan Adiyaman ilimizin Kahta ilcesi sinirlari icinde yeralan 2150 metre yuksekligindeki Dogu Toros sira daglari(ankar) massifi uzerinde,Firat Nehri gecitlerine ve Ovalarina Hakim bir tepe uzerinde KOMMAGENE krali 1.Antiochos tarafindan yaptirilan Dogu tarafinin yuksekligi 49.80 metre Bati Tarafinin Yuksekligi ise 39.45 metre olan yaklasik 150 metre capinda kirma taslardan yapili bir Tumulus ve etrafinda devasa Tanri, Kral Heykelleri,Dunyanin ilk horoskopu ve Ates Sunaklari bulunan,dunyanin sekizinci harikasi sayilan bir kult (Tapinma yeri)Yeri dir





    TANRI HEYKELLERI


    Tumulus bir ana kaya duzlestirilerek uzerine yerlestirilmis olup,dogu bati ve kuzeyinde de ayni islemler gerceklestirilerek teraslar olusturulmustur.Dogu ve bati teraslarda devasa kloksal Greko-Pers tarzi blok kayadan tanri ve kral heykelleri yontulmus, kuzeyde ve her iki terasta bunlarin yaninda kum taslrindan bloklara atalari resmeden steller oturtulmustur.
    Dogu teras:Taht uzerinde siralar halinde oturtulmus tanrilarin her iki yaninda kartal ve aslan heykelleri vardir. Heykeller sirasi ile 1.Antiochos,Fortuna-Kommagene,Zeus-oramastes,Apollon-Mithras,Herakles-Artagnes dir ayrica bu terasta dikdortgen seklinde ates sunagi ve bunun yaninda Aslan heykeli bulunur.Terasin kuzey ve guneyinde ise atalari tasvir eden steller bulunmakta imis ancak bunlar gunumuzde maalesef kayiptir sadece stel kaideleri mevcuttur. Kuzey teras:Burada dogu ile bati teraslarini birlestiren 180 metre uzunlugunda bir toren yolu bulunmakta ayrica 80 metre uzunlugunda bazisi tamamlanmis cogu tamamlanmamis steller ve kaideleri bulunmaktadir.Burada daha cok torenler icin hazirlanan yemeklerin ve saraplarin koyulacagi yerler vardir bunlarda kum tasindan oyulmadir

    TUMULUS
    Kilometrelerce uzaktan daglarin üzerine binmis bir dag yada kulah gibi gozukur tumulus,kilometrelerce uzaktan kendine hayran birakir Yaklastikca hayranliginizi arttirir cezbeder sizi, bir an once kavusmak istediginiz sevgili gibi beyninizi kaplar hukmetmeye baslar.Ozel idare tesislerine gelip Arabada gecirdiginiz zorlu virajli yollarin yorgunlugunu atmak icin iceceginiz serinlik bile size tumuluse ulasmak icin onunuzde gozuken zorlu yaklasik 30 dk lik tirmanis bile ona varmak icin icinizde duydugunuz sabirsizligi geciremez.

    Dagin ve tumulusun muhtesem manzarası yanında dev boyutlu heykeller Aklinizi basinizdan alir.Herseyden once bu tumulusun ve heykellerin nasil yapildigi sorusu kafanizi kurcalamaya baslar. Bu arada eger gunesin dogusunu seyretmeye ciktiysaniz Havadan fotografini gordugunuz tumulus kaya bir olusumun uzerine kirma taslar yigilarak yapilmistir. Tumulusun capi yaklasik 150 metre olup doguda yuksekligi 49.80 metre batida ise 39.45 metredir. Kommagene krali 1. Antiochos ulkesini ve halkini refaha kavusturunca kralliginin yaninda tanriligini da ilan etmis halkina tapinilabilecek bir yer insa etmek ve tanri arkadaslari ile birlikte gunesin dogusunu ve batisini ilelebet sonsuza kadar seyretmek icin bu kultu yaptirmistir.

    Tumulsteki kirma tas yuksekliginin hacmi ilk arastirmacilar olan Human ve Puchstein tarafindan 264 750 metrekup hesap edilmis ancak daha sonra bunun bu kadar olmadigi Frderich Karl DORNER tarafindan Ana kaya uzerine yigildigi ve altta yuksek bir monoblok kaya oldugu gosterilmistir




    Göreme





    Kuzeyde Kızılırmak, doğuda Yeşilhisar, güneyde Hasan ve Melendiz Dağları, batıda Aksaray ve kuzeybatıda Kırşehir ile sınırlanan Kapadokya bölgesi Kalkolitik Dönemden beri devamlı yerleşim alanı olmuştur. Hititler, Asur, Kaloniler, Frig, Tabal, Med, Pars, İskender Sultası, Selevkus, Bizans, Selçuk, Karamanlı ve Osmanlı dönemlerinde iskan görmüş olan bu yörenin en önemli özelliği; Erciyes Dağı ve Hasan Dağı tüflerinin, rüzgar ve su aşınması sonucunda oluşan olağanüstü kaya şekilleri ve kışın ılık, yazın serin olan ve bu nedenle her mevsim için uygun iç iklim koşulları taşıyan kayaya oyma mekanlardır. Göreme, özellikle 7-13. yüzyıllar arasında baskılarından kaçan Hıristiyanların yerleşmesiyle Hıristiyanlığın önemli bir merkezi haline gelmiştir. Volkanik tüflerden oluşan peri bacaları ile birlikte yüzyılların birikiminin buluştuğu bu doğal ve kültürel miras, Dünya Miras Listesinde bulunmaktadır.



    rum kale-gaziantep


    Gaziantep İli, Yavuzeli İlçesi, Kasaba köyünün yakınında bulunan Rumkale; Gaziantep şehir merkezinden 62 km. Yavuzeli’nden ise 25 km. uzaklıkta, Merzimen Çayı’nın Fırat Nehri ile birleştiği yerde, dik kayalar üzerindedir. Rumkale’ye Kasaba köyünden ve Halfeti’den teknelerle kolaylıkla ulaşılmaktadır. Antik dönemden günümüze kadar Şitamrat, Kal-a Rhomayta, Hromklay, Ranculat,
    Kal-at el Rum, Kal-at el Müslimin, Kale-i Zerrin (Altın Kale) ve Rumkale gibi bir çok isimle adlandırılmıştır.

    Rumkale Fırat ve Merzimen kıyılarından itibaren dimdik yükselen sarp kayalıklarla çevrili yüksek bir tepe üstüne kurulmuştur. 1838 de Rumkaleyi ziyaret eden Moltke’ye “kayalığın nerede bittiğini, insan eserinin nerede başladığını söyleyebilmek çok zor” dedirtecek kadar doğayla uyumlu mimari özelliğe sahiptir. Kale iki beden halindedir. Birinci beden; kalenin doğu, kuzey ve batıda doğal kayalığın dik olarak yontulmasıyla, doğal sur meydana getirilerek oluşturulmuştur. İkinci beden ise bu doğal surun üstüne sert kalker kesme taşlarla sur duvarı olarak yapılmıştır. Kuzey ve doğu surlarında dikdörtgen planlı 7 burç ile kuzeyde çok sayıda mazgal pencere yer almaktadır. Kalenin güney yöndeki kayalık uzantısı 12. yüzyılda 30m. derinliğinde ve 20m. genişliğinde oyularak uçurum (hendek) haline getirilmiştir. Böylece, savunmaya yönelik olarak karayla kalenin direkt ilişkisi kesilmiştir. Kale 120m. genişliğinde ve 200m. uzunluğunda bir alanı kaplamaktadır.

    Rumkale bir zamanlar Halfeti (Şanlıurfa) ile Gaziantep arasında sınır oluşturan Fırat ırmağı kıyısında yer alırdı. Merzimen çayının suyu Rumkale dibinde, derin ve sarp vadi içinde akan Fırat nehrine karışırdı. Günümüzde üç yanı Baraj gölüyle çevrilmiş olup, yarım ada görünümündedir. Kalenin eteklerinde ise aşağı şehir bulunmaktaydı.
    Rumkale’nin doğu ve batıdan olmak üzere iki ana giriş kapısı mevcuttur. Doğu girişi Fırat nehriyle, batı girişi ise Merzimen çayı üzerine kurulmuştu. Bugün sadece ayaklarının kalıntısı mevcut olan köprü, kara ile irtibatı sağlamaktaydı. Buradan patika yolla kalenin giriş kapısına çıkılmaktadır. Batı cephesinde yol üzerine 20m. aralıklarla 4 tane kule şeklinde kapı yapılarak savunma açısından büyük kolaylık sağlanmıştır. Batı surlarda kuzeyden itibaren birinci kapı dikdörtgen planlıdır. Nöldeke birinci kapının olduğu yerde bir türbe ve bir iskele olduğundan bahsetmiştir. İkinci kapı kareye yakın dikdörtgen planlı yarım daire şeklindedir. Üçünçü kapı tahrip olmuştur. Dördüncü kapı kare planlı haç tonozludur. Beşinci kapı kalenin Fırat’a bakan doğu cephesindedir. Dikdörtgen biçimli bu kapı, içte biri yuvarlak, diğeri sivri kemerli iki niş içine alınmıştır.





    Kalede beden duvarları ve burçlardan başka, bugün görülebilen kalıntılar arasında Şair Aziz Nerses kilisesi, Barşavma manastırı, su sarnıçları ve su kuyusu sayılabilir. Kuyu basamaklarla Fırat nehrinin seviyesine kadar inen 8m. genişliğinde ve yaklaşık 75m. derinliğindedir. Fırat nehrinden su temin etmek için yapılmış olan bu kuyunun gizli bir geçit olduğu da rivayet edilmektedir. Kuyunun silindirik iç yüzünde kayanın oyulmasıyla helozonik bir merdiven meydana getirilmiştir. Bunlardan başka kale içinde işlevi tesbit edilemeyen çok sayıda yapı kalıntısı mevcuttur. Kaledeki yapıların bir çok bölümü ana kayanın oyulması ve düzleştirilmesiyle yapılmıştır. Surlarda ve burçlarda örgü malzemesi moloz taş, kaplama malzemesi olarak büyük boyutlu düzgün kesme taşlar, kemerlerde ise tuğla görünümü verilmiş kesme taşlar kullanılmıştır.

    Şair Aziz Nerses Kilisesi: Rumkalenin güneyinde yer alan hükümranlık kilisesini 1173’te Şair Aziz Nerses yaptırmıştır. 18. Yüzyılda Rumkale’yi ziyaret eden Richard Peacock bu yapıdan ”Gotik” tarzda küçük ama güzel bir kilise olarak bahsetmiştir.

    Doğu-batı doğrultusundaki kilise dikdörtgen planlı, üç nefli ve üç apsislidir. Batısında narteks yer alır. Sadece absisin doğu cephesinin bir bölümü toprak üstündedir. Doğu cephesinin ortasında silmeli çerçevenin iki yanında birbirine benzer kabartmalı levha bulunur. Sol levhada haç ve rumi süslemenin olduğu kabartmanın altında başlarını geriye çevirmiş karşılıklı duran iki aslan, sağ levhada ise iki palmet arasında başını sağa çevirmiş, kanatlarını açmış bir kartal kabartması vardır. Bu kilise İslami dönemde cami olarak kullanılmıştır.

    Barşavma manastırı : Kale içinde kuzeyde yer alır. 13. yüzyılda Yakubi azizi Barşavma kendi adına inşa ettirmiştir.Birbirine bitişik iki yapıdan bazı bölümler ayakta kalmıştır. Kuzey cephesini kaya kütlesi oluşturur. Kare planlı olan yapı haç tonozlarla örtülmüştür. Duvarlarda büyük taş bloklar halinde kesme taşlar, payelerde ve batı mekanın kapısında düzgün kesme taşlar, kemerlerde ve örtü sisteminde ise tuğla görünümü verilmiş kesme taşlar burada da kullanılmıştır. Yakınında bir de kuyu mevcuttur.

    Kalede toprak üstündeki yapılar 12-14. yüzyıllar arasına aittir. Bunlar içinde en eski yapının hendek olduğu ifade edilmektedir.

    Fırat nehri boyunca ele geçen çakmak taşından yapılmış aletler ve diğer kalıntılar, insan oğlunun Rumkale ve çevresinde yontma taş (Paleotik) döneminden beri yerleştiğini kanıtlamaktadır. Bu dönemden sonraki iskan yerlerini ise Fırat vadisinde Tunç çağından başlayıp Kalkolitik döneme kadar inen höyüklerle izlemekteyiz. Rum kale ve çevresiyle ilgili antik kaynaklardaki ilk bilgiye Asur Kralı III. Salmanazar’ın MÖ. 855’ te zaptettiği “Şitamrat” yerleşimiyle ulaşmaktayız. Bu yerin Rumkale olduğu ifade edilmektedir. Rumkale çevresi bölgedeki stratejik konumu sebebiyle Med, Pers, Helenistik ve Roma dönemlerinde de iskan görmüştür.





    Hz. İsanın havarilerinden Johannes (Yuhanna) ‘in Roma döneminde Rumkale’yi mesken yaparak kayadan oyma bir odada incilin nüshalarını çoğalttığı rivayet edilir. 11. yüzyılda Rumkale Hromgla’ adıyla önemli bir konumdadır. 1113 te III. Grigoris Rumkale’yi Joscelin’in dul karısından satın almış, katolikosluk (başpiskoposluk) makamını buraya yerleştirmiştir. Şair aziz Nerses mezheplerin birleştirilmesi nedeniyle imparator elçileri, Kayşum ve Yakubi baş patrikler ile Rum kale’de toplantılar yapmıştır. 13. yüzyılda Rumkale’de bir çok Yakubi’nin olması sebebiyle Yakubi Patriği II. Ignace, Rumkale’de bir kilise yaptırmıştır. Sonraları kaleyi patriklik makamı olarak seçmiştir. 1279 da kaleyi kuşatan Memluklular bu aşamada kaleyi zaptedememişlerdir. Ancak Memluklu sultanı Melik el-Eşref 1292 de Rumkale’yi tekrar kuşatmış olup, Rumkale’nin fethi gerçekleşmiştir. Sultanın emriyle Suriye naibi Sancar Suca tarafından tamir ettirilen Rumkale, Kal’at el Müslimin adını almıştır. Daha sonraları ise Kale-i Zerrin (Altın Kale) olarak adlandırılmıştır. Rumkale Memluklular zamanında yeniden uç kalesi olarak kullanılmışsa da, eski parlak dönemini bir daha yaşayamamıştır.

    1516 da Osmanlıların eline geçen Rumkale, Halep Eyaleti’nin Birecik Sancağı’na bağlı bir kaza haline getirilmiştir. 17. yüzyılda Evliya çelebi, Rumkale’nin bir tepe üstünde sağlam bir kale olduğunu, dışarıda camii, hanı, hamamı ve küçük bir çarşısı bulunduğunu belirtir. Katip Çelebi de burasının bahce ve meyvelerinin bolluğunu vurgulamıştır.
    Rumkale; üç yanı zümrüt yeşili göl ve bunu çevreleyen dik, sarp kayalıklı tepelerle çevrili doğa ve insan harikası bir yerdir.

    Rumkale'ye ulaşım için iki güzergâh bulunmaktadır. Birinci güzergah, Gaziantep'in Yavuzeli ilçesinden doğuya doğru yaklaşık olarak 30 km. gidilince kasaba köyünün güney eteğindeki Rumkale'nin karşı kıyısına ulaşılır. Rumkale'ye geçmek için Kasaba köylülerine ait küçük balıkçı teknelerini ve Gaziantep Valiliğine ait tekneyi kullanmamız gerekmektedir.

    İkinci güzergah ise, Şanlıurfa'nın Halfeti ilçesi olup, ilçeden teknelerle kaleye ulaşım sağlanır. Her ne şekilde giderseniz hafızalarınızda yıllarca unutamayacağınız güzelliklerle birlikte geri dönersiniz.


    istanbul sultanahmed.jpg

    kız kulesi.jpg

    Türkiyenin tarihi ve turistik yerlerinin fotoğrafları ve türkiyenin bölgelere ayrılmış haritası-pamukkale.jpg

    nemrut dağı.jpg

    türkiyenin bölgelere ayrılmış haritası

    Türkiyenin tarihi ve turistik yerlerinin fotoğrafları ve türkiyenin bölgelere ayrılmış haritası-turkiyenin-bolgelere-ayrilmis-haritasi.jpg







  3. Galus
    Özel Üye
    Güzel Türkiyemizin tarihi ve Turistik Yerleri bu yerleri gelin beraber gezelim ne dersiniz...
    Tatil Yerleri Türkiye Türkiyenin Tarihi Ve Turistik Yerleri



    Türkiye’yi Türkiye yapan 50 yer
    Türkiye, dört imparatorluğa (Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı), onlarca devlete ev sahipliği yapmış topraklar üzerinde yaşayan, genç ve dinamik bir cumhuriyet. Önceki medeniyetlerin mirasını alırken, Türklerin Anadolu’ya girdiği Malazgirt Savaşı’ndan bu yana, Türkiye’nin her karışında izler bıraktı. Cumhuriyetimizin 84’üncü yılını kutlarken, Türkiye’yi Türkiye yapan yerleri yeniden hatırlayalım istedik. Tarihçi Orhan Koloğlu, Prof. Dr. Sina Akşin, yazar Erdoğan Aydın, Prof. Toktamış Ateş ve siyaset bilimci Hasan Bülent Kahraman’ın rehberliğinde, Türkiye’yi Türkiye yapan tarihi, kültürel yöreleri ve siyasete damgasını vuran yerleri araştırdık, derledik...





    1. MALAZGİRT OVASI
    Bugün Muş’un bir ilçesi olan Malazgirt Ovası’nda 1071’de Bizans İmparatoru Romen Diyojen’e karşı yapılan savaş, Türklerin Anadolu’ya yerleşmesiyle sonuçlandı. Savaşta İmparator Romen Diyojen esir düştü. Malazgirt Ovası’nda kazanılan savaş, aynı zamanda Türklerin göçebelikten, yerleşik tarım toplumuna geçişinin de başlangıcıydı.

    2. KONYA - MEVLANA DERGAHI
    Selçukluların İznik’ten sonraki başkenti Konya, hem Selçuklu, hem de Osmanlı İmparatorlukları’nın belirgin izlerini taşıyor. Ancak bugün tüm dünyada hoşgörünün, kardeşliğin simgesi olmuş Mevlânâ Dergâhı, Haçlı Seferleri’nin yaşandığı dönemde farklı inançları bağdaştıran hoşgörü merkezi oldu.

    3. KARAMAN
    Türkmen medeniyetinin kurumlaşması ve Türkçenin yazı dili olarak geliştirilmesinin ilk akla gelen mekânlarından biri olarak, Türkiye'nin kültürel tarihinde önemli bir yere sahip. Karamanoğulları Beyliği’nde 1277 yılında çıkarılan fermandan sonra devlet örgütünde yazı dili olarak Türkçe kullanılmaya başladı.

    4. HACIBEKTAŞ
    “Kadınlarınızı okutunuz, ilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” diyen Hacıbektaş-i Veli, 13. yüzyılda, Horasan’ın Nişabur ilçesinden gelip buraya yerleşti. Bugün Nevşehir’in bir ilçesi olan Hacıbektaş, insana ve hoşgörüye dayalı tarikatın merkezi oldu. Bugün ilçede okuma-yazma oranı yüzde 100.

    5. SULTANAHMET - AT MEYDANI
    Bizans’ın, ardından da Osmanlı’nın en önemli olaylarına tanık olmuş, Sultanahmet’i, Ayasofya’yı, Yerebatan Sarnıcı’nı himaye eden yer. Onunla ilgili öykülere, Bizans 1200’lü yılların Haçlı Seferleri’nde de, Bizans İmparatoriçesi Irene’nin hikâyesinde de, ünlü şehzadelerin sünnet törenlerinde, isyanlarda, kurtuluş savaşı öykülerinde rastlamak mümkün. Türkiye’yi en başından beri Türkiye yapan efsanevi arena, Vaka-i Hayriye ile Yeniçeriliğin kaldırılmasını sağlayıp çağdaşlaşma girişimini başlatan



    6. ALANYA KALESİ
    Alanya’dan yürüyerek yaklaşık bir saatte çıkılan kale, Selçuklulardan bu yana Anadolu’nun Akdeniz’e açılan kapısı oldu. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat, kaleyi yaptırdıktan sonra sarayını da buraya yaptırdı. Bugün de yerleşime açık olan kale de, kentin su ihtiyacını karşılayacak 400 sarnıç vardı.

    7. ÇİFTE MİNARELİ MEDRESE
    Erzurum’un sembolü, sırları bugün bile çözülemeyen Çifte Minareli Medrese’nin 13. yüzyılda yapıldığı tahmin ediliyor. Mimari yapısı taş oyma ve kabartmaları, çini süslemeleri ile muhteşem bir şaheser. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ın kızı Hundi Hatun tarafından yaptırılmış olabileceği düşüncesiyle Hatuniye Medresesi de deniyor. Bezemesinde kullanılan geometrik motifler Selçuklu taş süslemesinin en önemli örnekleri kabul ediliyor.

    8. ÇALDIRAN
    Erdoğan Aydın, Çaldıran kasabasının Türkiye için önemini şöyle anlatıyor: “Osmanlı ile Safevi devleti arasında 23 Ağustos 1514’teki Çaldıran Savaşı, herhangi bir askeri zafer olmanın çok ötesinde, Anadolu'nun kültürel yapısında köklü değişim sağladı. 15. yüzyıl Anadolu’su, Alevi inançlı bir toplumsal özellik gösteriyordu. Türkmen Safevi devleti ile devşirme Osmanlı arasında Çaldıran’da gerçekleşen savaş, Anadolu'nun bu doğal inanç yapısını Sünni/Hanefi bir dönüşüme uğratmanın eşiği oldu.”

    9. BURSA
    Osmanlı’nın başkenti, İstanbul’un fethine kadar Osmanlı’nın en önemli kenti olma özelliğini sürdürdü. Osmanlı’nın ilk sultanlarının istirahatgâhı, türbeler, külliyeler ve camiler kenti, sadece tarihi eserleri değil, yeşilliği, kaplıcaları, sanayi ve turizm merkezi Uludağ, Türkiye’nin en önemli kentlerinden biri.

    10. EDİRNE
    Osmanlı’ya 1353’ten itibaren 91 yıl boyunca başkentlik etmiş şehir. Avrupa Ortaçağ karanlığındayken Edirne Saraylar, hanlar, hamamlar inşa edilmişti. Mimar Sinan’ın inşa ettiği Selimiye Camii, gerçek bir sanat eseri kabul ediliyor.
    11. İSTANBUL
    Tarihçi İlber Ortaylı, Osmanlı’yı Yeniden Keşfetmek kitaplarından birinde, “Paris, Londra gibi Avrupa kentleri kent değilken İstanbul kentti” diye yazar. Kente (Polis) adını veren İstanbul, Osmanlı’ya başkentlik etti, Türkiye Cumhuriyeti yıllarında en önemli kent olma özelliğini korudu. Hâlâ taşı toprağı altın, hâlâ güzel, hâlâ çekici... İçinden deniz geçen kent.

    12. TOPKAPI SARAYI
    Sadece Türkiye için değil, dünya için de önemli. Günümüze kadar gelebilmiş sarayların en eskisi ve en genişi. Osmanlı İmparatorluğu’nun 1478’den 18. yüzyıla kadar yönetim yeri. Her dönemde eklenen ve yenilenen yapılarla Saray, Osmanlı devlet kurumlaşmasının yansıması oldu. Sarayda kullanılan mutfak eşyalarından sultanların kaftanlarına, mücevherlerden mozaiklere kadar her şey Osmanlı’nın ihtişamını yansıtıyor. Topkapı Sarayı Haremi yüzyıllarca üzerine şiirler, romanlar yazan, özellikle Oryantalist sanatçılara ilham kaynağı oldu. Osmanlı’nın en büyük sanatçıları burada himaye edildi, en büyük isyanlar Saray’ın kapısında çıktı, en büyük devlet adamları burada yetişti. İktidarından korkulan şehzadeler burada hapsedildi.

    13. FATİH CAMİİ
    İstanbul’un yedi tepesinden birinde, Havariyun kilisesi kalıntıları üzerine Fatih döneminde inşa edilen külliyenin içinde yer alan camii, tarihte birçok olaya, isyana tanıklık etti, ilk Türkçe ezan 1932’de burada okundu.

    14. SULTANAHMET CAMİİ
    İznik çinileriyle bezeli, Ayasofya’nın müzeye dönüştürülmesinden sonra İstanbul’un birinci camii sıfatını kazanan Sultanahmet, Türkiye’nin altı minareli ilk camisi oldu. Sultan I. Ahmet’in Sedefkar Mehmet Ağa’ya yaptırttığı camii çinilerinin renginden ötürü, dünyada ‘Blue Mosque’ Mavi Camii olarak biliniyor.

    15. SÜLEYMANİYE CAMİİ
    En büyük hükümdarın (Kanuni Sultan Süleyman), en büyük mimara yaptırdığı ölümsüz eser. Klasik Osmanlı mimarisinin en önemli örneği. 1557 yılında tamamlanan cami, o günden bu yana sayısız deprem geçirdi, ancak bir duvarında bile çatlak oluşmadı. Süsleme açısından sade, ama teknik açıdan zengin… Cami, içindeki kandil islerini temizleyecek hava akımına uygun inşa edildi. Yağ lambalarından çıkan islerin tek bir noktada toplanmasını sağlayan bir hava akımı yaratıldı ve bu isler mürekkep yapımında kullanıldı. İstanbul’a o eşsiz siluetini kazandıran camii, bugün de, görenlerin nefesini kesiyor.
    16. CAĞALOĞLU HAMAMI
    İstanbul’da kurulmuş 14 bin 536 hamamdan sadece biri. Yapılış tarihi bilinmiyor. 17. yüzyılda yapıldığı tahmin ediliyor. Türk kültürünün hamam geleneğini bugüne dek sürdüren en ünlü yer.

    17. DOLMABAHÇE SARAYI
    Osmanlı Kaptan-ı Deryası’nın gemilerini demirlediği Boğaziçi Koyu’nda, Abdülmecit döneminde, ikamet, sayfiye, misafir ağırlama, devlet işlerini yürütme amacıyla, Avrupai plan ve üslupta inşa edildi. İstanbul Boğazı’na 600 metre cephesi olan sarayın mimarı, Ermeni Garabet Amira Balyan. Dolmabahçe Sarayı, aynı zamanda, bir İmparatorluğun sonunu da temsil ediyor. Osmanlı’nın son Sultanı Vahdettin, ülkeyi, buradan bir İngiliz gemisiyle terk etti. Cumhuriyet döneminde Atatürk’ün İstanbul’daki istirahatgahı olarak kullanılan Saray’da, Atatürk, 10 Kasım 1938”de vefat etti.

    18. MANİSA
    İzmir’in yanı başındaki kent, Osmanlı tarihinde şehzadelerin eğitim yeri, birçok Sultan’ın doğduğu kent. Spil Dağı’na yaslanan kentte, II. Murat, Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim, III. Murat, III. Mehmet ve I. Mustafa gibi daha sonra Osmanlı tahtına da oturmuş padişahların da dâhil olduğu 16 şehzade sancak beyliği yaptı. Şehzadeler ve çevresindekilerin yaptırdı cami, medrese, han, hamam, imaret, hastane, köprü ve kütüphanelerin ayakta kalanları, kentteki Osmanlı dokusunu koruyor.

    19. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ
    II. Abdülhamit zamanında Darülfünun-ı Şahane adıyla kurulan ilk üniversite. İstanbul’un işgal yıllarında, öğrencileri ve öğretim üyeleriyle işgale ve İstanbul’a direnişin merkezi, İkinci Dünya Savaşı yıllarında Nazi zulmünden kaçan bilim adamlarının sığınağı oldu. 70’li yıllarda sayısız öğrenci olaylarına, türban gösterilerine sahne oldu.

    20. GÜZEL SANATLAR AKADEMİSİ
    Bugün Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi. Osman Hamdi Bey’in kurduğu tarihteki adıyla Sanayi-i Nefise Mektebi. Türk sanatına yön veren ülkenin ilk sanat ve mimarlık okulu

    21. İZMİR
    Osmanlı’nın batıya açılan kapısı, Milli Mücadele’de Yunan askerine ilk kurşunun atıldığı ve savaşın sona erdiği kent. 20. yüzyılın başında bile, evlerinin çoğu elektrikle aydınlanan İzmir, savaşın son günlerinde bir yangın felaketiyle karşı karşıya kalsa da sonsuz güzelliğini hep korudu.

    22. İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ
    Osmanlı döneminde batılı anlamda mühendislik eğitimi vermesi için kurulan üniversite muhafazakâr modernistlerin kalesi oldu. Kent merkezinde yer alan Taşkışla Osmanlı döneminde kışla olarak hizmet veriyordu. Bu ülkeye Süleyman Demirel, Turgut Özal, Necmettin Erbakan gibi mühendis başbakanlar yetiştirdi.

    23. SARIKAMIŞ
    Türkiye tarihinin acı bir sayfası. Sarıkamış Berlin Anlaşması’yla Rusya’ya verilmişti. Osmanlı İmparatorluğu’nun başkomutan vekili Enver Paşa, Sarıkamış’ı geri almak için 22 Aralık 1914’te harekatı başlattı. On üç gün süren harekat büyük bir başarısızlıkla sonuçlandı, yaklaşık 90 bin asker, Allahuekber ve Soğanlı dağları arasında donarak öldüler.

    24. ÇANAKKALE
    Birinci Dünya Savaşı’nda emperyalizme karşı yürütülen en önemli çarpışma. Çanakkale kazanıldığı için Rusya’da devrim oldu, İstanbul’un düşmesi engellendi. Aynı zamanda dünyaya kardeşlik dersi verildi. Bugün hâlâ her yıl orada ölen Yeni Zelandalı ve Avustralyalı askerlerin torunları, şehitlikleri ziyaret ederler.

    25. SAMSUN
    Kurtuluş Savaşı’nın başladığı şehir. Ordu müfettişi Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktığında, İngiliz askerleri Samsun ve Merzifon dâhil bölgede önemli bir askeri güçtü. On sekiz arkadaşıyla birlikte kente gelir gelmez Rum çeteleriyle mücadeleye başlayan Mustafa Kemal Atatürk, daha sonra yaptığı bir konuşmada Samsun’u şöyle anlattı: “Ben Samsun’u ve Samsun halkını gördüğüm zaman, memlekete ve millete ait bütün düşünce ve kararlarımın yerine getirilebileceğine dair bir defa daha kuvvetle inanmıştım. Samsunluların hal ve durumlarında gördüğüm, gözlerinden okuduğum vatanseverlik ve fedakarlık; ümit ve tasavvurlarını olumlu bir inanca götürmeye yetmişti.”

    26. SAFRANBOLU
    Geleneksel Türk yaşamının özelliklerini kent ölçeğinde yansıtan örnek kent. Safranbolu, adını kendi ağırlığının yüz bin katı kadar sıvıyı sarıya boyayabilen safran bitkisinden alan kentte 2 binin üzerinde tarihi eser var.

    27. ERZURUM
    Urartu’lardan Cumhuriyet Türkiye’sine tüm kültürleri eserleri buluşturan kentin halkı, milli mücadeleden önce işgale karşı direnişe geçmişti. Samsun’a çıktıktan bir süre sonra Kazım Karabekir ve arkadaşlarıyla görüşmek için Erzurum’a giden Mustafa Kemal Paşa, İstanbul hükümeti’nin kendisini görevden aldığını burada öğrendi. Çevre illerden gelen temsilcilerle birlikte Erzurum Kongresi toplandı. Kazım Karabekir ve Ali Fuat Cebesoy’un komutasındaki kolordular, Mustafa Kemal Paşa’ya katıldılar.

    28. HARBİYE
    Osmanlı’da modernizmin simgesi olan İstanbul semti. Peyami Safa’nın Fatih Harbiye romanında, Fatih eski ve geleneksel olanı, Harbiye yeni ve dejenere olanı temsil eder. Hilton’u, Askeri müzesi, bir yanı Taksim’e öbür yanı Nişantaşı’na açılan kapısıyla hâlâ yeni ve eski arasında.







  4. Galus
    Özel Üye
    29. KAHRAMANMARAŞ
    Fransızlar kenti 1919’da işgal ettiler. Bir süre sonra Fransız askerleri, kadınları tacize başladılar. Bir olay sırasında, sütçü dükkanında olayı seyreden Sütçü İmam, sedef kakmalı tabancasını ateşleyerek olaya müdahale eder. Bu Türk İstiklal mücadelesinin ilk kıvılcımıdır. 22 gün süren işgalden sonra Maraş, halkın kazma kürekli mücadelesiyle bağımsızlığına kavuştu.

    30. BİRİNCİ MECLİS
    1915’te İttihat Terakki Kulüp binası olarak kurulan yer, 23 Nisan 1920’de ilk Meclis binası olarak kullanıldı. Burası yeni Türk Devleti’nin Kurucu Meclis’i olarak kabul edilir.
    31. SİVAS
    Mustafa Kemal’in Ankara’dan önceki durağı, Milli Mücadele kararlarının alındığı, Türk milletinin tek vücut olduğu Kongre’nin toplandığı kent (4 Eylül 1919). Kent, Pir Sultan Abdal Derneği’nin 1993’te düzenlediği şenlikte ise, şenliğe katılan aydınların kaldığı Madımak Oteli’nin yakılmasıyla bir katliama sahne oldu.

    32. GAZİANTEP
    Kurtuluş Savaşı’nda direnişin, kahramanlık ve fedakarlığın simgesi oldu. İngilizler ve Fransızların kuşattığı kent, kurtuluş destanını yazarken 7 bin şehit verdi, kent aç kaldı, 10 bin evden 8 bini yıkıldı.

    33. AMASYA
    Manisa gibi şehzadelerin yetiştirildiği, vali olarak bulundukları kent. II. Murat ve Yavuz Sultan Selim’in doğduğu kent. Kardeş kavgalarına tanık oldu: II. Beyazıt’ın oğlu Ahmet, Selim’le taht kavgasına giriştiğinde Amasya Valisi’ydi. Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın ilk günlerinde Mustafa Kemal Paşa, Amasya Genelgesi’ni burada hazırladı. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti temsilcileriyle İstanbul hükümeti temsilcileri arasındaki görüşmeler bu kentte yapıldı.

    34. KOCAELİ
    Milli Mücadele’ye katılmak için İstanbul’dan Anadolu’ya geçenlere kucak açan kent. İstanbul’dan kaçırılan silahların sevkıyatı, Kocaeli, Karakol teşkilatının desteğiyle oldu.

    35. DUMLUPINAR
    Mustafa Kemal Atatürk, 30 Ağustos 1924’te yaptığı konuşmada Dumlupınar’ı şöyle anlatır: “Efendiler, Dumlupınar meydan muharebesi ve onun son safhası olan bu 30 Ağustos muharebesi Türk tarihinin en mühim bir dönüm noktasını teşkil eder. Tarihi millimiz çok büyük ve çok parlak zaferlerle doludur. Fakat Türk milletinin burada elde ettiği zafer kadar neticei katiyeli ve bütün tarihe, yalnız bizim tarihimize değil, cihan tarihine yeni cereyan vermekte kati tesirli bir meydan muharebesi hatırlamıyorum.” Lozan ve Atatürk Devrimleri’nin kapısı, Türkiye’yi Türkiye yapan en önemli yerlerden biri.
    36. URFA
    Peygamberler şehri, uygarlığın doğduğu kent. Bir efsaneye göre, Nuh tufanından sonraki ilk yerleşim yeri. Urfa’nın ileri gelenleri, işgalin ilk günlerinde İngilizlere karşı direniş yemini ettiler. Bu gruba daha sonra on ikiler adı verildi. Daha sonra Fransızlara teslim edilen kentte direniş sürdü. Urfalılar, 1920 baharında kenti işgalden kurtardılar.

    37. MUDANYA
    Osman Bey zamanında Osmanlı topraklarına katılan Mudanya, Kurtuluş Savaşı’nda kısa süreli olarak önce İngiliz, daha sonra Yunanistan’ın işgaliyle karşılaştı. Türk-Yunan Savaşı resmen 11 Ekim 1922’de Mudanya’da imzalanan mütarekeyle sona erdi.

    38. KAYSERİ
    Anadolu’nun en eski yerleşim yeri. Bilinen en eski dönemlerden bu yana ticaret merkezi olan kent, Cumhuriyet’ten sonra hızla sanayileşti, Sümerbank Dokuma Fabrikası, Tayyare Fabrikası, Anatamir Bakım Fabrikası, Askeri Dikim Evi kuruldu.

    39. ÇUKUROVA
    Türkiye’nin en büyük delta ovası, pamuk ambarı, Torosların aşağısı. Yaşar Kemal, Yılmaz Güney gibi değerleri yetiştiren topraklar.
    40. MARDİN
    Bilinen tarihi 3000 yıl öncesine dayanan, tüm kültürlerin, dinlerin kaynaştığı büyülü kent. Mezopotamya’ya açılan balkon. Fransız komutanın şehre geleceği gün tepelere çadırlar kurup, soba boruları yerleştirdiler ve askeri birlikler bulunduğu izlenimini yarattılar. Bu sayede Mardin, kan akıtılmadan geri alındı.

    41. KIZILÇULLU
    Köy enstitülerinin başladığı yer. İzmir’in Buca ilçesinde yer alan Şirinyer’in eski adı. İzmir Amerikan Koleji, Kızılçullu Köy Enstitüsü’ne dönüşmüştü.

    Hıdırellez günü, Kızılçullu yolu
    Beni herkes severdi çocukluğumda
    Arabacı yanına oturtur
    Kırbacı bana verirdi.
    Ben Fıtnat Hanım’ın oğlu,
    Zayıf bir kızı severdim
    Gözlerinin içi gülerdi.
    Hıdırellez güneşi,
    Beraber tırmanmadık mı ağaçlara?
    Siz kanatmadınız mı ellerimi
    Elma çiçekleri?

    Necati Cumalı (1943)

    42. KIZILDERE (NİKSAR)
    30 Mart 1972’de, sol hareketin öğrenci liderleri Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Arslan’ın idamlarını önlemek için Amerikalı teknisyenleri kaçıran Mahir Çayan ve arkadaşları, saklandıkları ker*** evde kuşatıldılar. Çatışmalarda, aralarında Mahir Çayan’ın da olduğu 13 kişi öldü.
    43. ANITKABİR
    Tarihçi Orhan Koloğlu, Anıtkabir’i şöyle tanımlıyor: “Türk’ü ve Türkiye’yi yok olmaktan kurtaran, ‘Numarasız Cumhuriyet’i kuranın yattığı yer”. Anıttepe’de bulunan anıt mezarın genel mimarisi, Türk mimarlığında 1940-1950 arasındaki ‘II. Ulusal Mimarlık Dönemi’ olarak adlandırılan dönemin özelliklerini yansıtır. Bu dönemde daha çok anıtsal yönü ağır basan, simetriye önem veren, kesme taş malzemenin kullanıldığı binalar yapıldı.

    44. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
    Temel işlevi, tartışma ve değerlendirme ortamında yasa yapmak ve yürütmeyi denetlemek. Ankara Bakanlıklar semtindeki Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin üyeleri, seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil, bütün Milleti temsil ederler. Tarihçi Orhan Koloğlu TBMM’nin “Yurtta Sulh Cihanda Sulh’ ilkesine bağlı olarak 1990 ve 2004 Irak tezkerelerini reddettiği için” Türkiye’yi Türkiye yapan yer olduğunu söylüyor.

    45. MÜLKİYE
    Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi. 1859’da İstanbul’da kurulan okul, 1936’da Atatürk’ün isteğiyle Ankara’ya taşındı. Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca önemli devlet adamları, diplomatlar yetiştiren okulun birçok tanınmış mezunu arasında, Hikmet Çetin, Hasan Cemal, Mümtaz Soysal, Abdülkadir Aksu, Murat Karayalçın, Abdüllatif Şener, Hasan Celal Güzel, Uluç Gürkan, Nuri Çolakoğlu, Ünsal Oskay, Güngör Uras, İlber Ortaylı, Mehmet Şevket Eygi, Sadun Aren ve Altan Öymen yer alıyor. “Önce Mülkiye sonra Türkiye” sözü önce Mülkiye’yi bitirip sonra Türkiye’nin her tarafına yayılıp görev yapmak anlamını taşıyor.

    46. ORTADOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ
    Üniversite sınavını en yüksek puanla kazanan bin öğrencinin üçte biri ODTÜ’lü olmayı tercih ediyor. 1956’da kurulan üniversite, Türkiye’de 60’lı yıllardan 80’li yıllara kadar sol açılımın kalesi oldu. 1969’da İstanbul Beyazıt Meydanı’nda polis kurşunuyla vurulan Taylan Özgür, 1972’de öğrenci lideri Deniz Gezmiş’le birlikte idam edilen Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, 1971’de Nurhak dağlarında öldürülen Sinan Cemgil ODTÜ’lüydü.



    47. İSTANBUL BOĞAZİÇİ KÖPRÜSÜ
    İki kıtayı birbirine bağlama hayali, çok eskilere dayanıyor. İlk boğaz geçişini İskit seferine çıkan Pers Kralı Darius, M.Ö. 511 yılında gemileri yan yana dizerek gerçekleştirdi. Boğaziçi Köprüsü Cumhuriyet’in 50. yılında, 1973’te açıldı. On beş yıl sonra ikincisi açıldı, şimdi üçüncüsünün yapılması planlanıyor. Bu yıl renk değiştirebilen armatürlerle ışıklandırıldı.

    48. AKM
    İstanbul’un opera, bale, konser, tiyatro ve kongre merkezi. Temeli 1946’da atıldı, ancak 1969 yılında açılabildi. Yangın geçirdi, tamir edildi, yeniden açıldı, şimdi yıkılması gündemde.

    49. YASSIADA
    Türkiye tarihinin acı sayfalarından biri, Roma İmparatorluğu döneminden beri sürgün yeri olarak kullanılan bu 740 metre boyundaki küçük Marmara Adası’nda yazıldı. 27 Mayıs 1960’ta yapılan müdahaleyle tutuklanan Başbakan Adnan Menderes, Demokrat Parti mensupları burada yargılandılar. Yargılamalar sonucu Adnan Menderes, Fatih Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan idam edildiler.

    50. ZİNCİRBOZAN
    Çanakkale’deki askeri tesisler. 12 Eylül sonrasında, Bülent Ecevit, Süleyman Demirel, Deniz Baykal’ın da aralarında olduğu 16 siyasetçi burada dört ay zorunlu ikamete tabi tutuldular.

  5. Ziyaretçi
    sizin bilgileriniz için çok teşekkür ederim siz olmasaydınız benim gibi bir kaç insanda böyle
    güzel bilgilere sahip olamazdı size yararlarınız için tekrardan herkez adına çok teşekkür ederimmm soğolunnnnnnnn

  6. Ziyaretçi
    güzelmiş ya araştıra biliyom ya ona da şükür

  7. Ziyaretçi
    Türkiyenin her yeri güzel

  8. Ziyaretçi
    çok güzel olmuş

  9. Ziyaretçi
    Çok Çok Çok Güzelmiş

  10. Ziyaretçi
    ya çok güzel olmuş çok işime yaradı teşekkürler

  11. Ziyaretçi





    Resimden tarihi yerlerle igili dergi hazırlayacaktık çok işime yaradı

  12. Ziyaretçi
    çol saolun çok işime yaradı

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu

Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
türkiyenin turistik yerleri,  türkiyenin tarihi ve turistik yerleri,  türkiyenin tarihi yerleri,  dünyanın terihi yerleri veresimleri,  türkiyedeki turistik yerler
5 üzerinden 3.70 | Toplam : 81 kişi