Eskiden günümüze gelenek ve göreneklerimiz

+ Yorum Gönder
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Eskiden günümüze gelenek ve göreneklerimiz ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Eskiden günümüze gelenek ve göreneklerimiz





  2. 2
    Aytu
    Bayan Üye





    Cevap: GELENEK ve GÖRENEKLER

    EVLİLİK TÖRENLERİ


    EVLENME ÇAĞI :

    Eskiden (hala bazı köylerde) evlenme çağına gelen genç, evlenmek istediğini genellikle örf, adet ve geleneklerine bağlılığı, anne ve babaya olan hürmeti gibi sebeplerden dolayı ebeveynlerine söyleyemez, Ancak bu durumu çeşitli olaylarla ve hareketlerle anlatırdı. Ağzına kadar dolu su bardağını dökmeden getirmek, ayakkabı çakmak, pilava kaşık saplamak ve ayakkabıya su doldurmak gibi hareketler yörede en meşhur olan adetlerdi.
    Baba su istediğinde evlenmek isteyen genç bardağı silme doldurur ve dökmeden babasına ikram eder ki bu delikanlının artık evlenebilecek çağa geldiğinin en kibar işareti idi. Babanın ayakkabısını eşiğe çakmak (biraz saf gençlerin yaptığı hareket) , yemekte anne ve babadan birinin veya ikisinin de bulunduğu sofrada kaşığı pilava batırıp gitmek ve babanın ayakkabısını su ile doldurmak gibi asi hareketleri yapmak eskiden evlenmek isteyen gençlerin yaptığı geleneksel ilginç denilebilecek hareketlerdi.


    DÜNÜRLÜK: (Kız istemesi)

    Tanışarak veya görücü usulü ile yapılan dünürlüklerde; "Allah’ın emri Peygamberin kavli ile kızınızı oğlumuza istemeye geldik.” şeklinde başlayan ilk kız isteme olayı, kız evinin; ”Büyüklerimiz var onlara danışalım.” şeklinde verdikleri cevabı ile başlardı. Kız da istekli değilse tatsız kahve, istekliyse tatlı kahve ikram ederek durumunu anlatmaya gayret ederdi. Dünürlüğe gelenlere ev çıkışında misafir ağırlamak için söylenen “Yine gelin, yine buyurun.” gibi deyimler dünürlere ümit vermek anlamına geldiğinden genellikle söylenmez, dünürler ikinci kez geldiklerinde “evet” denilecekse, güler yüz tatlı dille sohbet edilir, dünürlerin ayakkabıları çevrilir, ”Nasipse olur.” denilerek misafirler uğurlanırdı. Dünürlerin üçüncü defa gelişlerinde genellikle söz kesilirdi.


    SÖZ KESİMİ :

    Söz kesiminin diğer adı da küçük nişandır. Söz kesiminde en önemli gaye iki ailenin birbirlerini daha iyi tanımalarını sağlamaktır. Yakın akraba ve çok samimi dostların katılımıyla gerçekleşen törende, öncelikle kız evinin istekleri ve damat evinin dilekleri konuşulur. Her ne kadar iki aile birbirleriyle samimiyet kuramamış olsalar da; gelin adayı ve arkadaşları samimiyet ifadesi olarak ilk şakaları damat adayına yaparlar.
    Damada tuzlu kahve veya tuzlu çay ikram edilir. Bazı damatlar işi pişkinliğe vurarak “tuzu az olmuş biraz daha tuz katın” diyerek içeceği geriye gönderirler. Bazıları ise ezilir, büzülür, terler, hatta olayı daha önceden bilmedikleri için "hatayla tuz konmuştur, nişanlımı utandırmayayım” düşüncesiyle tuzlu kahve veya çayı içerler.
    (Söz kesimi gelenekleri eskiden olduğu gibi bugün de devam etmektedir.)


    NİŞAN :

    Söz kesilip küçük nişan yapıldıktan sonra, kız evinin (gelin adayı) istekleri öğrenilir.Damadın akrabaları,samimi dostları, köylerde tüm köylü, nişan için ilan edilen günde kız evine giderler.
    Köylerde genellikle köy muhtarının da bulunduğu nişan töreninde, damat evi tarafından gelin adayına takılacak takıların muhtar tarafından tespiti yapılır.
    Damadın akrabaları ve yakın arkadaşları takılarını takarlar.Köylerde damat tarafından getirilen çay ve kahve; tüm köy erkeklerine ikram edilir. Erkeklerin görevi sona ermiştir.Kız evinden çıkılırken ev çıkışına gelinince, damadın babasının, yakın akrabalarının ve samimi olduğu arkadaşlarından bazılarının ayakkabıları saklanmıştır. Saklanan ayakkabıların bulunması için ayakkabıları saklayan kız evinin çocukları bahşişlerini alır ve ayakkabılar bulunur.
    Köy kadınları, kendi aralarında eğlenerek geline hediyelerini takarlar. İlçe merkezinde ve bazı köylerde ise nişan töreni erkek ve kadınların müştereken katıldığı merasimle yapılır. Nişanlı gençlerin yüzük kurdeleleri ağzı laf yapan ve makamca iyi mevkide olan kişilerce kesilir. Eskiden olduğu gibi, şimdi de bazı gençler nişan kurdelelerinden kestikleri parçaları saklayarak nişanlanma sırasının kendilerine gelmesi dileğinde bulunurlar. Gelin ve damadın takıları davetliler huzurunda anons edilerek takılır.



    GÖRÜMLÜK :

    Köy dilindeki adı adettir. Nişandan sonra, sadece kadınlar tarafından gündüz yapılan, akrabaların ve aile dostlarının takılarını taktıkları eğlencedir.
    Görümlük bittikten sonra damat ve gelin taraflarının kadınları özel olarak süslenmiş içleri yiyecek ve hediye dolu sinileri başlarında taşıyarak birbirlerine götürürler.
    Görümlük günü, yabandan alınacak gelinlerde, kız tarafı gençleri ile ayak bastı pazarlığı yapılır. Ayak bastı köy gençliğinin temsilcisi olan Delikanlı Başı tarafından gençlik yararına kullanılmak üzere istenen toprak bastı parasıdır.



    ÇEYİZ ASMA :
    Düğünden birkaç gün önce damat ve akrabaları, gelin kızın çeyiz eşyalarını almak üzere kız evine giderler. Çeyiz eşyaları arabalara taşınır, ancak çeyiz sandığının üzerine gelinin yengesi oturur; damadın bahşiş vermesini bekler. Gelinin yengesi bahşişi aldıktan sonra sandığı verir. Düğün evine taşınan çeyiz eşyaları, gelinin arkadaşları tarafından, özel bir model ile yerleştirilir. Çeyiz asan kızlara (çeyizcilere) damat çerez gibi çeşitli yiyecekler alır.
    Damadın hem el becerisini ölçmek, hem de çeyizin düzenlenebilmesi için duvarlara çakılması gereken çiviler damada çaktırılır. Çeyiz düzme işleri bittikten sonra, damada çeyiz gezdirilir. Bu esnada bir punduna getirilip, bahşiş almak için gelinin arkadaşları tarafından damat çeyizin asıldığı odaya kilitlenir.

    TEL KESME :

    Kına gecesinden bir gece evvel çeyizin asıldığı gecede damadın kadın akrabalarının toplanarak yaptıkları eğlencedir. Bu gece damadın kadın akrabaları; kına gecesi düğün işleri ile meşgul olacağı, dolaysıyla ellerine kına yakamayacağı ve eğlenemeyeceği için ellerine kınaların yakıldığı ve eğlencelerin yapıldığı gecedir. Bu gece eskiden yakın akrabalara davetiye yerine gönderilen, gelinlere süs olarak takılan gelin telleri kesilerek hazırlanır ve tüm yakın akrabalara dağıtılır.


    KINA GECESİ :

    Kına geceleri, nişan törenlerinde olduğu gibi, köylerde sadece kadınların, ilçe merkezinde ve bazı köylerde ise erkekler ile kadınların topluca eğlenmeleriyle başlar.
    Takı ve çekiler (gelin ve damada verilen hediyeler) bazı köylerde yüksek bir yere çıkan, sesi gür, ağzı laf yapan bir kadın “Hakının! Bu kocaman tepsi filan yengesininmiş.” gibi abartılı anonslarla başlar.(hakının=bakınız) Çekı çeken kadın, arada" Fadime teyzesi kendi gibi güzel hediye almış" gibi bazı şakalar yapar. Kadınlar, kendi aralarında “aa bak bak yengesi ne güzel marhma (baş örtüsü) örttü, bak bak damadın ablasının zıbınlığına” diye fısıldaşırken, damadın ve gelinin yengeleri pür dikkat kim ne hediye verdi, diye çok iyi izlerler.(Yeni düğünlerde bu tesbit işi kamerayla yapılıyor.)
    Takı olayı bittikten sonra, kızın arkadaşları topluca gelin evine giderler ve geceye adını veren kına yakma töreni başlar. Kınada kullanılmak üzere kız tarafından hazırlanan, kınalı elleri sarma kumaşları gelir. Gelin abdestini alır ve Kıbleye doğru dönerek oturur. Işıklar söner, içinde kına karılmış süslü kına tepsisi üzerinde yanan mumlarla, gelinin oturmakta olduğu yere getirilir. Bazı yörelerimizde ise kaynana gelmeden gelin elini açmaz ellerine ve ayaklarına kına yaktırmaz. Kınayı yalnızca kızlar yakar. Evli veya dul olan kadınların kına yakması uğursuzluk getirir gibi batıl inanç yüzünden hoş karşılanmaz. Kına yakmaya önce sağ elden başlanır. Kına yakılırken sesi (avazı) güzel olan herkes kına türküleri söyler.

    ..............


    KINA TÜRKÜLERİ
    Anası anası kızın anası,
    Kızınız bu gece,
    Misafir size,
    Yarınki gece,
    Eller evine.

    Ablası ablası kızın ablası,
    Kızınız bu gece,
    Misafir size,
    Yarınki gece,
    Eller evine...

    Veya;

    Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar,
    Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler,
    Annesinin bir tanesini hor görmesinler,
    Uçanda kuşlara malum olsun,
    Ben annemi özledim,
    Hem annemi hem babamı,
    Ben köyümü özledim.

    Babamın bir atı olsa uçsa da gelse,
    Annemin yelkeni olsa binse de gelse,
    Kardeşlerim yollarını bilse de gelse,
    Uçanda kuşlara malum olsun,
    Ben annemi özledim,
    Hem annemi hem babamı,
    Ben köyümü özledim.



    Gibi anne, baba ve akraba hasretini anlatan gelini ve akrabalarını ağlatmak gayeli türküler söylenerek, kına yakma işleri bitirilir. Gelinin hazırladığı ipek mendillerle veya özel kumaşlarla, eller sarıp sarmalanırken mendillerin arasına sabahleyin gelinin ellerini çözecek olana bahşiş olarak kaynana tarafından konan para sarılır.
    Kına yakma işleri bittikten sonra, gelinin kız arkadaşları kız yanından ayrılmazlar. O gece sabaha kadar gelini uyutmazlar. Gelinin evindeki son gecesinde beraber kalırlar, damat beyin aldığı çerezleri yerler. Kınalı elleri sarılı olduğu için geline gece yemeğini çok samimi olduğu bir arkadaşı yedirir.


    DÜĞÜN (Güncel) :

    Düğün cemiyetleri daha önceden anlaşma yapılan aşçılar tarafından yemeklerin hazırlanması ile başlar. Davetiyede belirtilen saatte gelmeye başlayan misafirleri, damadın arkadaşları ve akrabaları pür dikkat ağırlarlar. Bu arada damadın akrabaları, bilhassa köylerde kendi elleriyle gelin arabasını süslerler. Bir yanda yemek, bir yanda gelin arabası hazırlanırken Camide mevlit okunur ve öğle namazını müteakip, tüm akraba, dost, arkadaş ve köylüler damadın evinin önünde toplanırlar.
    Tatlı telaş gelin alma hazırlığı başlar. Arabalar sıraya dizilir. Hacı marhması baş örtüleri, altıparmak ve birman denilen basmadan dikilmiş, aynı kıyafetleri giyen damadın çok yakın bayan akrabalarından oluşan dünürüşler, acele bir şekilde gelin arabasına binerler ve tekbir sesleriyle yola çıkılır.

    Allahü ekber, Allahü ekber,
    La ilahe illallahü vallahü ekber,
    Allahü ekber, velillahil hamd.

    Tekbir sesleriyle kız evine varılır. Gelinin babası veya onun temsilcisi olan yakın akrabalar misafirleri dışarıda karşılarlar. Gelin alma konvoyu ile getirilen Türk Bayrağı, o köyün veya mahallenin gençlerinden birine teslim edilir. Hoş geldiniz töreni de bittikten sonra gelinin hazır olduğu haberi gelir. O anda dışarıda olan gelinin akrabaları içeriye girerler. Herkes gelinle helallaşır, genellikle geline para verirler. O sırada gelin yanında olan yengeye paraları verir. Helallaşma bittikten sonra, gelinin babası veya dedesi gittiği evde gayretli ve çalışkan olması için kızlarına kırmızı gayret kuşağını bağlar. Dinine bağlı olması için Kuran'ı Kerim, bereketli olması için ise ekmek verir. Baba veya dede kızını, gelin arabasına kadar eliyle götürür ve arabaya bindirir.
    Bayrak geriye verilir, gelin alayı (konvoy) yola çıkar. Gelinin, gelin arabasına bindiği müjdesi damat evine gitmiştir. Gelin alayının köyden veya mahalleden ayrılışı anında bazı yerlerde hala uygulanan cılk yumurta atmak, yol keserek bahşiş almak gibi bazı ananelere riayet edilerek konvoy; korna, silah ve tekbir sesleriyle damat evine kadar gelir.
    Konvoydakiler ve misafirler toplanır. İmam tarafından vatana ve millete hayırlı evlatların yetiştirilmesi, düğünün hayırlı olması şeklindeki duadan sonra alkışlar, silah sesleri ve kaynananın davetlilerin üzerine serptiği şeker ve bozuk para sesleri arasında, gelin arabadan damat tarafından indirilerek çeyiz odasına götürülür.
    Damat, çeyiz odasına giren geline "hoş geldin" der elini öptürür. Gelinin el öpmesi evin reisinin erkek olduğunun kabulü anlamına gelir. Damat ve gelin için örf ve adetlere göre hazırlanmış özel şerbeti yenge ikram eder. Şerbeti içen damat, dışarıda kendisini bekleyen davetlilerin yanına çıkar ve "hoş geldiniz" der. Hoca yeniden bir dua yapar. Damat orada bulunan davetliler tarafından tebrik edilir.
    Bu arada, gelin hanım kız arkadaşları tarafından çeyiz odasından dışarıya çıkarılır ve bayanlar kendi aralarında eğlence tertip ederler. Görümlük ve kına gecesinde takılarını takamayan dost ve akrabalar bu eğlence anında takılarını takarak ayrılırlar.
    Düğün telaşı bitmiş, misafirler uğurlanmıştır. Damadın çok yakın akraba ve arkadaşları ile gelin tarafından yalnız gelin hanımın yengesi kalmıştır. Damat yatsı namazına akrabalarıyla ve arkadaşlarıyla gider. Namaz kılınır, tekbir sesleriyle düğün evine varılır. İmam tarafından yapılan duadan sonra damat kaçamazsa yumruklanarak gelinin yanına uğurlanır. Köylerde ve ilçede hala geçerli olan evin reisinin erkek olduğunun ikinci ispatı olan içi su dolu tası damat ayağını vurarak devirir. Eski yıllardan beri köylerde ve ilçede uygulaması devam eden, konuşmayan, yüzü örtülü olan geline konuşması ve yüzünü açması için bahşiş (yüz görümlüğü) verilerek gelin konuşturulur. Kız evinde hazırlanmış olan tavuk ve börek gelin ve damat tarafından yendikten sonra iki rekat şükür namazı kılınarak düğün törenleri bitirilir.


    DÜĞÜN (Çalgılı):


    DUVAK :
    Duvak silkme: Gerdek gecesi denilen ilk gecenin sabahında yapılan bir adettir. Bu adet de bazı adetler gibi tarihe karışmakla beraber, günümüzde az da olsa devam etmektedir.
    Gelin hanım, sabahleyin kalkmış ve gelinliğini yeniden giymiştir. Düğün evi tarafından bir tas içerisine hazırlanan pamuk çiğidi ve aşurelik buğday, koyun postunun üzerine oturmuş olan gelinin başından aşağıya doğru dökülür. Bu adetin amacı, gelinin uslu olması, tüm günahlardan arınması ve gelinin eve bereket getirmesidir. Bu adete gelin ve damat akrabaları ve komşuları çağrılır.
    Duvak gününe katılanlara örtü gibi çeşitli hediyeler verilir ve ikramlar yapılır. Bir süre eğlendikten sonra, bu adet dua yapılarak sona erer.


    GELİN GEZDİRME :

    Yeni evlenen gençlere akraba, arkadaş ve dostlarını tanıtmak üzere düğünü takip eden kış aylarında (işin az olduğu zaman) misafirliğe gitmeleridir. Gelin, misafir kaldıkları ev insanlarına akrabalık ve dostluk derecelerine göre çeşitli hediyeler verir.


    DOĞUM

    GÖBEK ADI :

    Türk ve İslam toplumlarında olduğu gibi ilçede de yeni doğan bebeklerde göbek kordonunun kesilmesi anında bir ad verilir. Anne karnında etene dışındaki organlarla ilişkiyi sağlayan, bebeğin hayati işlevlerini idame ettirebilmesi görevini yerine getiren göbek kordunudur. Bu kordonun doğumun akabinde ebe tarafından 5 Cm uzunlukta kesilmesi anında yöre törelerine göre bebeğe verilen isime göbek adı denmektedir.


    GÖBEK BAĞI :

    Bebeğin ebe tarafından kesilen göbek kordonundan kalan ve kuruyarak düşen göbek bağı, çocuk büyüdüğünde nereye bağlı olması istenirse oraya bırakılır. İslama inanan insanlar erkek çocuklarının göbek bağlarını; genelde camilere bırakarak dinine ve camiye bağlı olmasını, kız çocuklarının göbek bağlarını ise; evlerin içlerine bırakarak evine bağlı olması isterler.


    KULAĞA EZAN OKUMA :

    Dini inançlara göre yeni doğan çocuklara göbek kesilmesi anında verilen göbek isminden sonra genellikle bir namaz vaktinde sağ kulağına Ezan-ı Muhammediyye sol kulağına da Sala okunarak esas adını kulağına üç kez söylenir. Sülalenin en yaşlısı tarafından konan kişinin bir ömür boyu kullanacağı bu ismin genellikle ananelere, törelere, geleneklere ve kanunlara ters düşmeyen islami bir isim olması arzu edilir..


    BAYRAK DİKMEK :

    Yeni doğan kız çocuklarının ebeveynlerine, erkek çocuğu olan yakın arkadaşları tarafından uygulanan şakayla karışık gelenek. Beşik kertme denilen nişanlama türüne benzeyen bayrak dikme, "sizin kızınız var, bizimde oğlumuz, sizin kızınız bizim oğlumuza layıktır. Biz bayrağı dikiyoruz." kızınızı oğlumuza gelin alacağız anlamına gelen yarı şaka yarı ciddi anane.


    AKİKA KURBANI :

    Çocuk nimetine karşılık, Allahü tealaya şükr etmek niyeti ile hayvan kesmektir. Çocuğa nafaka vermesi vacip olan kimsenin yedinci günü bebeğin başını kazıyıp, saçının ağırlığı kadar, erkek için altın veya gümüş, kız için gümüş sadaka vermesi ve kurban olma özelliklerini taşıyan, akika kurbanı kesmesi sekilinde Hanefi, Maliki, Hambeli ve Şafii mezheplerine göre, yörede yapılan uygulama.


    KIRKLAMA :

    İslami inançlara göre loğusa devrinin bitimi olarak kabul edilen kırkıncı günde bebeğin ve annenin özel törenle yıkanması. Yeni doğan bebeğin kırkıncı gününde vücudun en çok terleyen ve koku yapan koltuk altı, boyun, parmak araları ayak kıvrımları gibi yerlerinin tuzlanarak pişirilmesi ve tüm vücudun tuzla ovulması şeklinde uygulanan gelenek.


    KIRK UÇURMA :

    Bebek kırklanmış olduğu için akraba arkadaş ve dost çevresinin görmesinde, bebeğin dışarıda gezdirilmesinde hiç bir mahsur kalmamıştır. Annenin bebeğini misafirliğe götürdüğü, bilhassa akrabalarının evlerinde, bebeğe mendile sarılmış kaynamış yumurta gibi hediyeler verilmesine kırk uçurma denir.



    SÜNNET TÖRENLERİ

    SÜNNET KIYAFETİ :

    Sünnet olma çağına gelen çocuklara, çocuk ruhundan anlamayan bazı kişilerce sünnet olma hususunda onları korkutan yanlış bilgiler verilir. Daha önce bazı sünnet törenlerini izleyen çocuk sünnet çocuğunun kıyafetine, ata binişine, takılarına ve silah atışına özenir.
    O güne kadar takım elbise giymemiş olan çocuk, ebeveynleriyle birlikte düğünden önce aldıkları büyük insanlara özgü giysi olarak kabul ettiği elbiseyi, giyeceği günü dört gözle bekler. Sünnet kıyafeti sayesinde sünnet olma hevesi bir kat daha artar.


    KINA YAKMA :

    Kadınlara özgü eğlencelerin yapıldığı gecede onca kadın arasında yalnız sünnet çocuğu vardır. Işıklar söner tepsi içinde ortasında mumlar yanan kına gelir. Sünnet çocuğunun Avuç içine, İşaret ve baş parmaklarına kına yakılır, annesi, ablası veya teyzesi tarafından hazırlanmış özel mendillerle avucuna para konarak elleri sarılır Bazı köylerde de sünnet çocuğu daha olgun görünsün diye kaşları boyanır.


    ATA BİNME ve TAKI :

    Evlenme düğünlerinde olduğu gibi sünnet düğünlerinde de, yemekler hazırlanır, davetliler yemeğini yedikten sonra camide veya evde mevlüd-ü şerif okunarak düğüne başlanır. Sünnet çocuğunun en büyük hevesi ata binmek ve takılardır. Atla gezdirilen çocuk, atın dizginlerini tutan çok yakın akrabasına, (dayı,amca) "bırak dizginleri ben tutayım" diyerek, büyüdüğünü ispatlamaya çalışır.
    Sünnet çocuğunun arkadaşlarının hayran bakışları arsında takıları takılır, sıra attan inmeye gelmiştir. "İnmem" der direnir. hatta bazı büyükleri"inme" derler. Neden inmediği sorulduğunda babasının gelmesini ister. Baba, dede, anne oradadırlar, Çocuk, evi, traktörü, taksiyi veya ailece değerli olan her hangi bir şeyi sünnet hediyesi olarak ister, kabul edilir. Annesinin serptiği şeker ve para şıkırtıları ile silah sesleri arasında genellikle dayısının kucağında, sünnet olacağı odaya kadar götürülür.


    SÜNNET :

    Sünnetçi gelir çocuk soyunur. Sünnet dikişli yapılacaksa kan damarlarını bağlama işi biraz uzun süreceğinden çocuğun acı duymaması için uyuşturucu iğne vurulur. Dikişsiz sünnetlerde ise uyuşturucu sprey sıkılarak uyuşturucunun tesir etmesi için gereği kadar beklenir. Sünnet çocuğu hazırlanır. İlçede sünnetlerde çocuğu genellikle amca veya dayı tutar. Bazı yörelerde bu görevi yapan kişinin adı kirvedir. Hatta çocuk için kirve ikinci baba gibidir. Bazen teyze, bazen hala veya yaşlı kadınlar ellerinde (hurafe gelenek) oklava yuvarlar, sünnet çocuğu tekse eş olsun diye amca veya dayı müjde sesiyle birlikte horoz kesmek için hazır bekler. Her şey hazırdır, sünnetçi hazırdır, ve tekbir başlar.

    Allah-ü ekber, Allah-ü ekber,
    Lailahe illallah,
    Hüvalla hü ekber,
    Allahü ekber, (müjde, müjde sesleri arasında tekbir devam eder)
    Velilla hil hamd.



    Sünnet olma işi bitmiştir. Anne, baba yakın akrabalar delikanlının başına gelir ona yeni hediyeler verilir, hatıra resimler çekilir. Sünnetçi son pansumanını yapar ve düğün biter.



    ÖZEL GÜNLER


    HIDRELLEZ PİLAVLARI :

    Yeşillik günü (Ruz-i Hızır) günü anlamına gelen, kasım günlerinin sonu, yılın ortası sayılan Hıdrellezin 1. günü (6 Mayıs) ve daha sonraki günlerde verilen pilav. İnsanların bir araya gelerek muhabbet ve hürmet duyguları içinde sohbet ederek hoşça vakit geçirmelerine; hürmet ve ikramda bulunarak aralarındaki dostluk ve kardeşlik bağlarının kuvvetlendirilmesine vesile olan pilav ikramlarının, yağmur duasının ve güreşlerin yapıldığı günlerdir.
    Eski yıllarda ilçe ve tüm köylerinde yapılan hıdrellez pilavları ve yağmur duaları; günün özelliklerine uymayan hareketlerin görülmesi neticesinde, dejenere edildiği kanaatına varılmış, önce yayla köylerinde daha sonra da ova köylerinde tamamen terk edilmiştir.


    PANAYIR :

    Her yıl 10-11-12 Eylül tarihlerinde yapılan Hayvan ve Emtia Panayırı' nın, halk dilindeki adı; Panayır' dır. Ekonomisi tarıma dayalı olan ilçe insanının bir yıl boyunca ürettiği mahsullerini, yetiştirdiği hayvanlarını değerince satması ve kışlık erzakını tedarik etmesi için kurulmuştur.
    1983 Yılına kadar ilçe içerisinde yapılan panayır; Dr. Ramıs Türkmen' in Belediye başkanlığı döneminde bugün panayırın yapıldığı çayıra taşınmıştır.
    Hayvancılığın azalması ulaşımın kolaylaşması gibi sebeplerden panayırın özellikleri değişmiş, çadırlarda dansözlerin oynatıldığı, içki ve kumarın olağan hale geldiği, dogulcülerin halkacıların geçim kaynağı olan günler şekline dönüşmüştür.
    2001 yılında panayırın ilçe ye maddi ve manevi yönden zarar verdiği görüşü Belediye meclisi tarafından oy birliği ile benimsenerek panayırın kaldırılmasına karar verilmiştir.


    SOĞAN ve ÜZÜM FESTİVALİ :

    İlk defa 7 Eylül 1994 de Pamukova'nın ilçe oluşunun yıldönümü kutlamaları kapsamında yer alan Soğan ve Üzüm Festivali, kaymakam İbrahim Kapaklıkaya'nın gayretleriyle yapılmıştır. Festival çerçevesinde en iyi soğan ve üzüm yetiştiricilerine çeşitli ödüller verilmiştir.
    Çiftçilerin daha iyi ürün yetiştirmesini teşvik mahiyetinde olan festivalin 1995'te yapılması gereken ikincisinin yapılamamasının nedeni, festival tarihine yakın tarihlerde Pamukova'da bulunan mühimmat deposunda meydana gelen elim kaza ve sonuçlarıdır.


    ÇİLEK FESTİVALİ :

    26 Haziran 1987 Tarihinde Çilekli (Katırözü) köyünde, köyün, köyde üretilen çileklerin tanıtılmasına yönelik ve kaliteli çilek üreticilerini teşvik gayesi ile tertiplenen ilçe tarihindeki ilk festival.
    1. Katırözü çilek festivalinde çilek üreticilerine verilen ödüllerin, hakkı olanlara verilmediği iddiası, gerekli desteği görmemesi, dar çerçeve içerisinde tertiplenmesi ve ekonomik sebeplerden dolayı ikincisi düzenlenmemiştir.


    PAMUKOVA GÜREŞLERİ :

    İlk kez 9 Eylül 1989 tarihinde Pamukova'nın ilçe oluşunun yıl dönümünü kutlamak için yapılmıştır. Geleneksel Pamukova Güreşleri üç sene üst üste düzenlenmiş, daha sonraları ise halk tarafından fazla ilgi duyulmaması gibi sebeplerden, bu program bir daha uygulanmamıştır. İlk Geleneksel Pamukova Güreşleri o yılın kaymakamı olan Mustafa Uysal'ın önderliğinde yapılmıştır.
    Bundan çok daha önceki yıllarda ise, Pamukova güreşleri adı altında Pamukova Spor Kulübü yararına, programsız güreş müsabakaları tertip edilmişse de bu etkinliklere düzenlilik kazandırılamamıştır. Hatta o dönemin ünlü baş pehlivanlarından Mehmet Ali Yağcı gibi tanınmış sporcular da bu müsabakalara katılmıştır.


    HACI PİLAVLARI:

    Hacı pilavı: Hacdan dönen hacıların; eş, dost, akraba ve köylülerini davet ederek onlara ikram ettiği pilavdır.
    Bu pilavlarda hacılar tarafından mevlüd’ü şerif okutulur. Hacca gidenlerin haccının kabul olması, hacca gidemeyenlere de Allah-u Teala'nın hacca gitmelerini nasip etmesi için dualar yapılır. Davete gelen misafirler, Kabe'den dönen hacı tarafından kurulan, sallananların günahlarının döküldüğüne inanılan salıncaklara bindirilir. Davetlilere hacdan getirilen hurma ve zemzem suyu ikram edilir.


    AŞURE GÜNLERİ :

    Nuh Aleyhisselam’ın tufandan kurtulduğu gün gemide kalan bütün yiyecekleri birbirine karıştırarak yaptığı yemekten, ilham alınarak, Halk tarafından da en az yedi çeşit nimetin karıştırılıp pişirilerek dağıtıldığı güne; Aşure günü denir.
    Aşure günü: Muharrem ayının onuncu gününe rastlayan, Yunus Aleyhisselam’ın balık karnından çıktığı, İbrahim Peygamberin Nemrut’un attığı ateşte yanmadığı, Yakup Aleyhisselam’ın Hz. Yusuf'a kavuşup gözlerinin açıldığı, Eyüp Aleyhisselam’ın yaralarının iyileştiği, Hz İsa'nın doğduğu ve Yahudilerin elinden kurtularak göğe çıkarıldığı, Musa Aleyhisselam’ın Kızıldeniz’i yararak geçtiği, Firavun'un Kızıldeniz’de boğulduğu gündür.


    BABAM SULTAN PİLAVI :

    İlki 1991 yılı Haziran ayında yapılan “Geleneksel Babam Sultan Hazretlerini anma günü” nün halk dilindeki adı Babam Sultan pilavıdır.
    Babam Sultan Hazretlerini anma günü programı, dini sohbet, vaazı nasihat, ilahiler ve Kur-an’ı Kerim Tilaveti ile başlayarak öğle namazından sonra verilen pilav ikramı ile sona erer.
    Muradiye Kültür Vakfı, Pamukova Babam Sultan Şubesi tarafından tertip edilen Babam Sultan Pilavı, İlçe, İl ve komşu illerden gelenlerin güne büyük rağbet göstermeleri neticesinde her sene tekrarlanarak geleneksel hale getirilmiştir.


    HÜSEYİNLİ KÖYLÜLER GÜNÜ :

    Her yıl Ağustos ayının ikinci pazar günü İnönü Yaylası'nda yapılması kararlaştırılan ve ilki 11 Ağustos 1996 tarihinde yapılan özel gündür.
    Köyü tanıtmak, köyden ayrı olan insanların birbirleriyle kaynaşmasını temin etmek gayesi ile tertiplenen, Kuran-ı Kerim tilaveti, dini sohbet, pilav ikramı ve spor müsabakaları yapıldığı "Hüseyinli Köylüler Günü" tüm yöre halkına açık olan Hüseyinli Köylüler günü maddi imkansızlıklar ve gayesinden sapması gibi sebeplerden dolayı terkedilmiştir.


    ÖKÜZCÜ YATAĞI ŞENLİKLERİ :

    İlki 14 Temmuz 1996 tarihinde Eskiyayla köyünün kuzeyinde kalan Öküzcü Yatağı adlı çayırda halka açık Eskiyayla köylüleri tarafından düzenlenen gündür.
    Tüm yöre insanlarının davetli olduğu, halkın birbiriyle tanışması ve kaynaşması gayesini güden bu günde, pilav ikramı, güreş, çeşitli spor müsabakaları ve şenlikler yapılmakta iken, bu şenlikler de Hüseyinli Köylüler günü gibi maddi imkansızlıklar ve gayesinden sapması gibi sebeplerden terkedilmiştir.


    KIRANYURT YAYLA AÇILIŞI :

    Köyün önemli geçim kaynağı olan hayvanlarını otlatmak için, yaz aylarını serin ormanlarda ve yaylalarda geçiren Mesruriye'lilerin, kutladıkları, "Kıranyurt yaylası açılışı"şenlikleri adını verdikleri gün.
    Gençlerin spor müsabakaları yaptığı güreşe meraklı olanların güreştikleri, Mesruriye'lilerin kendi aralarında düzenledikleri bu günün, başka gayesi de, değişik yerlerde oturan Mesruriye'li insanların, birbirleriyle tanışmaları ve kaynaşmalarını temin etmektir.







  3. 3
    Ziyaretçi
    harika sosyal ödevi için gerekliydi







  4. 4
    Ziyaretçi
    aynen ama ben türkçe ödevi için buradan yararlandım

  5. 5
    Ziyaretçi
    Arkadaşlar çok güzel.Çok teşekkür ederim.

  6. 6
    Ziyaretçi
    Gercekten oglumun dersi icin cok ise yaradi kim yazdiysa eline saglik

  7. 7
    Ziyaretçi
    asker uğurlama bebeklere isim koyma misafire kahve ısmarlama

  8. 8
    Ziyaretçi
    güzelmiş ödev için çok yararlı oldu teşekkür ederim :)

  9. 9
    Ziyaretçi
    çok güzel ödev için çok yararlı olduğu teşekkürler

+ Yorum Gönder
gelenek ve göreneklerimiz,  geçmişten günümüze gelenek ve göreneklerimiz,  geleneklerimiz ve göreneklerimiz,  gelenek göreneklerimiz,  geçmişteki geleneksel düğünlerde uygulanan adetler
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 12 kişi