+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu
Yudumla ve Soru(lar) ve Cevap(lar) Bölümünden Atom hakkında araştırma yapan bilim adamları ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. Ziyaretçi

    Atom hakkında araştırma yapan bilim adamları





  2. Ziyaretçi





    Cevap: einstein'ın atom üzerinde yaptığı çalışmalar







  3. ENGİN
    Özel Üye
    einstein'ın atom üzerinde yaptığı çalışmalar
    Doğum 14 Mart 1879
    Ulm, Almanya Ölüm 18 Nisan 1955
    Princeton, New Jersey, Amerika Birleşik Devletleri Etnik kökeni Yahudi Milliyeti Almanya (1879-96, 1914-33)
    İsviçre (1901-55)
    Amerika Birleşik Devletleri (1940-55) Dalı Fizik Çalıştığı yerler İsviçre Patent Ofisi (Bern)
    Zürih Üniversitesi
    Karlova Üniversitesi (Prag)
    Prusya Bilim Akademisi (Berlin)
    Kaiser Wilhelm Enstitüsü (Berlin)
    Leiden Üniversitesi
    Princeton Üniversitesi Alma Mater ETH Zürih Aldığı ödüller 1921 Nobel Fizik Ödülü
    Copley Madalyası
    Max Planck Madalyası

    Albert Einstein (14 Mart 1879 - 18 Nisan 1955) , Yahudi asıllı Alman teorik fizikçi.
    20. yüzyılın en önemli kuramsal fizikçisi olarak nitelenen Albert Einstein, Görelilik kuramını (diğer adları ile İzafiyet Teorisi ya da Rölativite Kuramı) geliştirmiş, kuantum mekaniği, istatistiksel mekanik ve kozmoloji dallarına önemli katkılar sağlamıştır. Kuramsal fiziğine katkılarından ve fotoelektrik etki olayına getirdiği açıklamadan dolayı 1921 Nobel Fizik Ödülü'ne layık görülmüştür. (Nobel Ödülü'nün ve Nobel Komitesi'nin o zamanki ilkeleri doğrultusunda, bugün en önemli katkısı olarak nitelendirilen Görelilik kuramı fazla kuramsal bulunmuş ve ödülde açıkça söz konusu edilmemiştir.)

    Hayatı

    Einstein, 1879 yılında Güney Almanya’nın Ulm kentinde dünyaya geldi. Babası küçük bir elektrokimya fabrikasının sahibi; annesi ise, klasik müziğe meraklı, eğitimli bir ev hanımıydı. Konuşmaya geç başlaması ve içine kapanık bir çocuk olması, ailesini tedirginliğe düşürmüşse de, sonraki yıllarda bu korkularının gereksizliği anlaşılacaktı. Giderek meraklı, hayal gücü zengin bir çocuk olarak büyüyordu.
    Okulu hiçbir zaman sevemedi. Gerçekten de, genç Einstein’ın ileride ortaya çıkacak dehasının temelleri, kendisinin de sonradan belirttiği gibi, okulda değil başka yerlerde atılmıştı: “Çocukluğumda yaşadığım iki önemli olayı unutamam. Biri, beş yaşında iken amcamın armağanı pusulada bulduğum gizem; diğeri on iki yaşındayken tanıştığım Öklid geometrisi.Gençliğinde bu geometrinin büyüsüne kapılmayan bir kimsenin, ileride kuramsal bilimde parlak bir atılım yapabileceği hiç beklenmemelidir!”
    Lise öğrenimini 1894′te İsviçre’de tamamladı ve 1896′da Zürih Politeknik Enstitüsü’ne (ETH) girdi.
    Einstein, Sırp asıllı Mileva Maric adlı bir fizik öğrenci ile evlendi. Mileva, Einstein’nın 1905′te çıkardığı araştırmanın matematik hesaplarında yardımcı olmuştur.
    1955′te hayata gözlerini yumana kadar bilim dünyasına çok şey kattı. 1916′da yayımladığı “Genel Görelilik Kuramı“, 1921′de “fotoelektrik etki ve kuramsal fizik alanında çalışmalarıyla aldığı Nobel Fizik Ödülü, dahinin en önemli başarılarından sadece ikisi ya bilinmeyen dünyası… Bern’de federal patent dairesinde görev aldı. Bu görevden arta kalan zamanlarda çağdaş fizikte ortaya atılmaya başlanan problemler üzerinde düşünme fırsatı buldu. Önce atomun yapısı ve Max Planck’ın kuantum teorisi ile ilgilendi. Brown hareketine ihtimaller hesabını uygulayarak bunun teorisini kurdu ve Avogadro sayısının değerini hesaplayarak teorisini test etti. Kuantum teorisinin önemini ilk anlayan fizikçilerden birisi oldu ve bunu ışıma enerjisine uyguladı. Bu da onun, ışık tanecikleri veya fotonlar hipotezini kurmasını ve fotoelektrik olayını açıklayabilmesini sağladı.
    1905 yılında “Annalen der Physik” dergisinde bu çalışmalarını açıklayan iki yazısından başka, üçüncü bir yazısı daha çıktı ve bu yazıda görecelik teorisinin temelini attı. Teorileri sert tartışmalara yol açtı. 1909′da Zürih Üniversitesi’nde öğretim görevlisi oldu. Prag’da bir yıl kaldıktan sonra, Zürih Politeknik Enstitüsü’nde profesör oldu. 1913′de Berlin Kaiser-Wilhelm Enstitüsü’nde ders verdi ve Prusya Bilimler akademisine üye seçildi.Bir bilim adamı olarak 1. Dünya Savaşı’nda tarafsız kaldı. . İlk eşinden Hans ve Eduard isminde iki erkek çocuk sahibi olan bilim adamını 1914 yılında eşi terk etti. 1. Dünya Savaşı nedeniyle yiyecek kıtlığı sırasında mide ağrıları çeken bilim adamına kuzeni Elsa bakmış ve ikinci defa kuzeni Elsa (takma ismi Else) ile evlenmiştir.
    Birçok özlü inceleme yazısı yayımladı ve bunlarda teorilerini geliştirdi. 1921′de Nobel Fizik Ödülü’nü kazandı.
    Yabancı ülkelere birçok gezi yapmakla birlikte 1933′e kadar Berlin’de yaşadı. Almanya’da yönetime gelen Nasyonal Sosyalist (Nazi) rejimin ırkçı tutumu dolayısıyla, pek çok Musevi asıllı bilim adamı gibi o da Almanya’dan ayrıldı. Paris’te College de France’ta ders verdi; burdan Belçika’ya oradan da İngiltere’ye geçti. Son olarak Amerika Birleşik Devletleri’ne giderek Princeton Üniversitesi kampüsünde etkinlik gösteren Institute for Advanced Study’de (İleri Araştırma Enstitüsü) profesör oldu. 1940 yılında Amerikan yurttaşlığına geçti.
    Küçük oğlu Eduard akıl hastalığı nedeni ile Zürih yakınlarında bir bakım evinde hayatını geçirmiş; büyük oğlu Hans, babası ve annesinin karşılaştığı Zürih Polytecnic’te mühendislik okumuş ve daha sonra University of California, Berkley’de profesörlük yapmıştır. 1955′de Princeton’da ölmüştür; oğlu Hans yanında bulunmuştur.
    Üvey kızı Margot Einstein, bilim adamının kişisel mektuplarını özenle herkesten saklamış ve kendisinin ölümunden 20 yıl sonra daha saklı kalmasını vasiyet etmisti. Günümüzde Princeton Üniversitesi tarafından basılan bu mektuplar bilim adamının gizli kalmış özel yaşamı hakkında ilginç bilgiler sunmaktaydı.

    Einstein'ın gazetecilere dil çıkarması

    Einstein'ın fizik alanındaki çalışmaları modern bilimi büyük ölçüde etkiledi.
    Bu teori üç bölüme ayrılır:

    Newton mekaniğinin yasalarını değiştiren ve kütle ile enerjinin eşdeğerli olduğunu öne süren Özel Görelilik (1905);
    Eğrisel ve sonlu olarak düşünülen dört boyutlu bir evrene ait çekim teorisini veren Genel Görelilik (1916);
    Elektro-manyetizma ve yerçekimini aynı alanda birleştiren daha geniş kapsamlı teori denemeleri.

    İlk iki teorinin geçerliliği atom fiziği ve astronomi alanında yapılan deneylerle çok başarılı bir biçimde sınanmıştır; çağdaş fiziğin temel taşları arasında yer alırlar. Einstein atom ile ilgili olarak: "Ben atomu iyi bir şey için keşfettim,ama insanlar atomla birbirlerini öldürüyorlar." demiştir. Ayrıca birçok kişinin ilgisini çeken "Neden Sosyalizm?" adlı yazısı Monthly Review adlı aylık dergisinin, ilk sayısının, ilk yazısıdır.







  4. Ziyaretçi
    arkadaşlaratom hakkında çalışma yapan bilim insanlarının hayatları ve çalışmaları neler nolur yardım edin!!!

  5. Ziyaretçi
    hayatı değil yaptığı çalışmalar lazım bana

  6. Ziyaretçi
    bana bilim insanın adı ve yaptığı çalışmalar lazım

  7. Ziyaretçi
    bana da yaptıgı çalışmalar lazım

  8. Ziyaretçi
    Bana da hayatı değil,yaptığı çalışmalar lazım ama atom konusunda bütün bilim insanlarının,,,,;


    Ne Olur Yardım Edin

  9. Ziyaretçi
    bana da bilim adamları ve yaptığı çalışmalar lazım

  10. Ziyaretçi
    bana atam hakkında dedigi fikirler lazım ya of hiç bir yerde yok yok yok <3

  11. Ensar
    Özel Üye





    Atomla Uğraşan Bilim Adamlarının Adları Ve Hayatları Hakkında Bilgi


    Sir Joseph John Thomson


    Aynı kütle-yük oranlı benzer tanecikler morötesine tutulan metaller ve akkor derecede ısıtılan karbon tarafından da salınıyordu Morötesi ışık altında «fotoelektrik» deşarj olayıyla yük ölçülebiliyordu Böylece elektron kütlesinin en hafif atomlardan bin kez daha hafif olduğu ortaya çıktı Katot ışını tanecikleri hep aynı özellikleri gösterdikleri için Thomson bunların maddelerin yapı taşları olduklarını ve artı elektrikli küre içinde belirli bir biçim ve sayıda dizilerek elementlerin kimyasal özelliklerini belirlediklerini' öne sürdü Katot ışınları konusundaki araştırmaları nedeniyle 1906'da Nobel fizik ödülünü kazandı



    Thomson'un atom modeli sonradan Rutherford tarafından değiştirilmesine karşılık atom numarası kavramının (elementin özelliği bir nötr atomun elektron sayısı) temelini oluşturmuştur Thomson iyonlaşma konusunda araştırma yaparken katot ışınlarını tamamlayan artı ışınlarla da ilgilenmiş (bunlar magnetik ve elektrik alanda biçimi kaynaklandıkları elementin atom ağırlığına bağlı paraboller oluşturmaktaydı) böylece 1913'te neonun «İZOTOP» adı verilen yalnızca ağırlıkları farklı iki türü olduğunu bulmuştur



    James Chadwick
    Atomun parçalarından nötronu bulmasıyla tanınır



    İyi bir ilk ve orta eğitimden sonra Manchester üniversitesi fizik bölümünden 20 yaşında mezun oldu Verilen bir burstan yararlanarak ve Geiger ile çalışmak amacıyla Almanya’ya gitti Almanya savaşa girince bir at ahırına kapatıldı Fakat çeşitli Alman fizikçilerinin yardımlarıyla 1919 yılında İngiltere’ye dönüp araştırmalarına başladı Rutherford ile birlikte çeşitli elementlerin alfa parçacıklarıyla bombardımanı üzerinde çalıştı



    Bu deneylerden elde ettiği verileri atomların çekirdekleri üzerindeki artı yükün hesabında kullandı Aldığı sonuçlar Moseley’in geliştirdiği atom numaraları kuramına uyuyordu



    1920 yılında atomun iki parçacığı olduğu biliniyordu: JJ Thomson’un bulduğu elektron ve Rutherford’un keşfettiği proton Protonların tamamı çekirdekteydi Ama çekirdek atom kütlesinin çoğunu oluşturacak sayıda proton içeriyorsa yükü büyük bir artı değerde oluyordu Örneğin helyumun dört protonluk bir kütlesi vardı fakat yükü iki proton karşılığı idi O halde çekirdekte geri kalan iki protonluk yükü giderecek birkaç elektron bulunmalıydı Fakat elektronlar çok hafif parçacıklar olduklarından kütleyi etkileyemezlerdi Hatta elektronlar protonları bir arada tutan “çimento” gibi düşünülüyordu Çünkü elektron olmadan aynı yükteki protonların bir arada duramayıp ayrılacakları sanılıyordu Bu görüşe göre helyum çekirdeğinde dört proton ve iki elektron bulunmalıydı ki kütlesi dört ve yükü net artı iki olsun





    Aristoteles


    Aristotales: Milattan önce 384-322 yılları arasında yaşamış olan ünlü Yunanlı bilim adamı ve filozof Mantığı metafiziği fiziği ve biyolojisiyle modern çaga kadar tek ve en büyük otorite olmuş olan düşünür



    Aristoteles'in temel eserleri mantık ve bilgi kuramı üzerine altı incelemeden oluşan Organon doğa felsefesini açıkladığı Gökler Üzerine Fizik ve Varlığa Geliş ve Yokoluş Üzerinedir Psikoloji konusundaki iki temel eseri Hayvana Dairle Parva Naturalia olan Aristoteles'in varlık konusundaki ünlü eseri Metafiziktir Siyaset felsefesi alanında Politikayı estetik alanında Poetika ve Retoriki yazmış olan filozofun ahlak alanındaki temel kitabı Nikomakhos'a Ahlaktır



    Temel İlkeleri: Aristoteles'in bir filozof olarak en önemli özelligi onun sağduyuya olabildiğince yakın bir düşünür olmasıdır Hem Platon'un İdealarına ve hem de Demokritos'un maddi atom görüşüne karşi çikan Aristoteles hem ahlaki değerleri teminat altına alacak bir teori ve hem de bilimsel doğruları ortaya koyacak bir kuram bilime ve ahlaka hakkını verebilmek için atomlar veya İdealar benzeri gözle görülemez varlıkların varoluşunu öne sürmeyecek bir teori arayışı içinde olmuştur Onun bulduğu çözüm töz ögretisidir Buna göre tözler tüm özellikler için dayanak olan nihai gerçeklik ve öznelerdir Söz konusu nihai gerçeklikler somut şeylerdir ve somut şeyler için de Aristoteles'in gözde örnekleri biyolojik bireylerdir Tözler nihai gerçekliklerdir zira tözler varolmadığı takdirde başka hiçbir şey tözün özellikleri olarak tümeller de varolmayacaktır



    John Dalton


    John Dalton’un 1808’de yayınladığı New System of Chemical Philosophy (Kimyasal Felsefenin Yeni Sistemi) kitabı modern atom teorisinin anlatıldığı bir başlangıç sayılır Bu kitap 2400 yıl önce Anadolu’nun bilim merkezi Milet’te doğan ve Güney Trakya’da Abdera şehrinde çalışmalarını sürdüren Leucippus ve örgencisi Democritus tarafından ortaya atılan “Atomos” maddenin bölünemeyen en küçük parçası fikrinin deneye dayalı bilimsel sonuçlarını veren en önemli eserdir



    Leucippus ve Democritus'un MÖ 440’ta felsefi olarak ortaya attıkları atomos fikri Dalton’a kadar çok az değişikliğe uğramıştır ”Dünyanın yeni durumu” adlı yazısında Democritus atom için “maddenin temel taşı” demekte ve maddenin cinsi ve özelliklerine göre değişik atom olacağını ileri sürmektedir Daha da ileri giderek canlıların küçük yuvarlak atomlardan ruhun ise hava ve ısı atomlarından olduğunu ileri sürmektedir Bütün bu çalışmalar felsefi olup bir deneye dayanmamaktadır Fakat maddenin yapısı hakkında yıllarca kalan ve “atom” kelimesini bugünlere taşıyan önemli bir çalışmadır



    1582de İtalyan bilgini Giordeno Bruno “doğada bulunan her şeyin bölünümü bölünemeyen bir parça ile son bulur” demekte Pierre Gassendi (1592-1655) ise Bruno’yu desteklemekte ve atom fikrini “atomlar yeniden yaratılamazlar ve yok edilemezler katı ve ağırlığı olan bellidir büyüklükte çok küçük parçacıklardır" şeklinde tarif etmektedir Sonraki yıllarda Robert Boyle (1627-1691) corpuscular (parçacık) Isaac Newton (1642-1727) Primitive particles (ilkel parçacıklar) deyimini kullanan bilim adamlarıdır



    Modern kimyanın doğuşu genellikle Lavosier’in 1789’da yazdığı Traite Elementarie de Chemie kitabıyla anılır Lavosier (1743-1794) çalışmalarını deneylerle yürüten ve teraziyi kullanan ilk kimyacılardandır Lavosier Prestly’nin keşfettiği oksijenin yanma için şart olduğunu göstermiştir Benzer şekilde Dalton atom teorisi çalışmalarına başladığında kimyanın felsefi yönle değil de deneysel yönle çalışılması gerektiğini anlamış ve kantitatif çalışmalara başlamıştır



    Ernest Rutherford


    Ernest Rutherford (30 Ağustos1871 - 19 Ekim1937) Yeni Zelandalı-İngiliz nükleer fizikçi 1908 yılı Nobel Kimya Ödülü sahibi

    Yeni Zelanda'ya göç etmiş İskoçya'lı bir ailenin 12 çocuğundan dördüncüsüydü Babası tekerlek yapımcısıydı Liseyi burslu olarak okudu Yine burslu olarak devam ettiği Christchurch'teki Canterbury College'tan 1892'de lisans ertesi yılda üstün başarıyla yüksek lisans derecelerini aldı Bir yıl daha okulda kalarak demirin yüksek frekanslımanyetik alanlardaki mıknatıslanma özzellikleri üzerinde araştırmalar yaptı Hertz'in yalnızca birkaç yıl önce bulmuş olduğu elektromanyetik dalgaları sezebilen bir dedektör yapmayı başardı

    1895' te İngiltere'ye giden Rutherford Cambridge Universitesi'ndeki Cavendish Laboratuarı'nda JJ Thomson'ın yanında çalışmaya başladı Burada elektromanyetizma üzerindeki deneylerini sürdürdü ve Hertz dalgalarını 3 km uzaklıktan gönderip almayı başardı Aralık 1895'te Wilhelm Conrad Röntgen'in X Işını'nı bulduğunu açıklamasının ardından JJ Thomson ve Rutherford bu konuda çalışmaya başladılar ve X Işını'nın gazlar içinden geçerken çok sayıda artı ve eksi elektrik yüklü parçacık ortaya çıkmasına yani iyonlaşmaya yol açtığını bu parçacıkları yeniden birleştirerek nötratomlar oluşturduğunu buldular Rutherford ayrıca bu iyonların hızını ve birbirleriyle birleşerek yeniden gaz molekülleri oluşturma süresini belirlemeye yönelik bir yöntem geliştirdi İyonlaşma gücü yüksek olan ama kolaylıkla soğurulabilen ışın türünü alfa ışınları daha az iyonlaşmaya yol açan ama girim gücü daha yüksek olan ışınları da beta ışınları olarak adlandırdı

    19 yüzyılın sonuna gelinirken pek çok bilim adamı artık fizikte gerçekleştirilecek bir yenilik kalmadığı kanısındaydı Ama Rutherford üç yıl gibi kısa bir süre içinde tümüyle yeni bir fizik dalı ortaya çıkardı: Radyoaktiflik Radyoaktifliğin bir elementin atomlarının başka bir elementin atomlarına kendiliğinden dönüşme süreci olduğu sonucuna vardı Maddenin değişmezliği kavramına sıkı sıkıya bağlı birçok bilim adamı bu görüşe karşı çıkacak ama Rutherford'un görüşlerinin doğruluğu kısa sürede anlaşılacaktı

    Bu büyük başarı üzerine Rutherford 1903'te Royal Society üyeliğine seçildi Ertesi yıl aynı kurumun üstün başarılı bilim adamlarına verdiği özel bir ödül olan Rumford Madalyası ile ödüllendirildi Alfa ışınlarının elektrik ve magnetik alanlarda sapmaya uğradığını 1903'te belirleyen Rutherford sapmanın yönünü inceleyerek bu ışınların artı elektrik yüklü parçacıklardan oluştuğu sonucuna vardı Ayrıca bu parçacıkların hızını ve elektrik yükü/kütle oranını ölçmeyi başardı

    Rutherford'un 1911'de geliştirdiği "Atom Modeli" onun bilime en büyük katkısıdır Alfa parçacıklarının ince metal levhalardan geçişini inceleyen Rutherford alfa parçacığı artı yüklü olduğundan levhadan geçişi sırasında metal atomlarındaki artı yüklerin itici etkisiyle sapmaya uğrayacağını ama parçacığın kütlesi çok büyük olduğu için bu sapmaların çok küçük olacağını düşünüyordu Yapılan deneylerde alfa parçacıklarının gerçekten de genel olarak çok küçük sapmalar gösterdiği(%90 oranında) ama arada büyük açılarla sapan parçacıklarında bulunduğu hatta bazen bir parçacığın hareket yönünü değiştirip geriye döndüğü gözlendi Böylesine büyük kütleli alfa parçacığını bu kadar saptırabilmesi için atomdaki bütün artı yüklerin ve kütlenin çok küçük bir hacme yoğunlaşmış olması gerekiyorduBuna dayanarak atomun boşluklu bir yapıdan oluştuğunu keşfettiRutherford'un bu görüşten yola çıkarak oluşturduğu model Rutherford Atom Modeli ya da Çekirdekli Atom Modeli olarak adlandırılır

    1908'de Nobel Kimya Ödülü' nü alan 1914'te kendisine Baron unvanı verilen Rutherford 1922'de Royal Society'nin en büyük ödülü olan Copley Madalyası' ile ödüllendirilmiştir 1925'te ise bu kurumun başkanlığına seçilmiştir



    Empedokles


    İonia'da Abdera'da yetişmiş olan Demokritos (IÖ 460-370) ise Elea okulu ile Herakleitos'un felsefelerini «atomculuk» diye ün salan görüş içinde uzlaştırmaya çalışmıştır Hayatı hakkında kesin bilgilere sahip olmadığımız Leukippos'un Demokrîtos'a öğretmenlik ettiği söylenir Atomculuk anlayışına göre varlığın aslı belli bir zamanda ortaya çıkmamıştır yok olamaz değişemez ve her zaman nasılsa öyle kalır Bu temel varlık yani anamadde sayıları sonsuz olan ve nitelik bakımından aralarında fark bulunmadığı halde nicelik bakımından farklı olan parçacıklar yani atomlardır Atomlar yer kaplarlar ama bölünemezler



    Birbirlerinden sadece hacim biçim ve ağırlık bakımından farklıdırlar Atomların niteliksel bir değişmeye uğramaları mümkün değildir Bundan ötürü evrendeki varlıkların çokluğu ve çeşitliliği bu atomların kendi içinde gerçekleşen dinamik bir değişme ile açıklanamaz Evren içindeki çokluk ve çeşitlilik bu atomların biçimleri duruşları ve yanyana geliş düzenleri ile yani çeşitli birleşme düzenleri ile açıklanabilir Dikkat edilecek olursa atomcular da Miletos'lu filozoflara ve Herakleitos'a karşıt olarak tıpkı Empedokles gibi mekanik bir tabiat görüşü ileri sürmektedirler



    Atomlar mekân içinde çeşitli hızlarla ve kendiliklerinden hareket ederler Birbirleriyle karşılaşmalarından ve yığılmalarından çeşitli unsurlar ve nesneler meydana gelir Evren atomların çarpışmalarından ve birbirleri üzerinde gösterdikleri etkilerden ortaya çıkmıştır ve bu zorunlu olarak böyle olmuştur Demek ki evrende mekanik kanunlar ve zorunluk hâkimdir Ruh da atomlardan yapılmıştır Bu açıklamalar Demokritos'un ilkçağda yaşayan en tutarlı ve bilinçli maddeci (materyalist) olduğunu gösteriyor Çünkü Demokritos bütün varlığı maddî parçacıklarla ve bunların mekanik bir şekilde birleşmesiyle açıklıyor ve bu birleşmenin kendi içinde bir zorunluk taşıdığını dıştan herhangi bir amaca ya da etkiye göre olmadığını yani kendiliğinden gerçekleştiğini söylüyor Bu bakımdan Demokritos'un görüşleri felsefe ve bilim tarihinde birçok kere yeniden ele alınarak değerlendirilmiş ve etkili olmuştur

  12. Ensar
    Özel Üye
    Atom ile çalışma yapan bilim adamlarının düşünceleri
    Atom hakkında bilim adamlarının fikirleri
    Atom ile uğraşan bilim adamlarının fikir ve düşünceleri
    Geçmişten Günümüze Atom


    ATOM MODELİNİN SERÜVENİ

    Birçok bilim adamı tarih boyunca atomun yapısı ile ilgili pek çok fikir ortaya atmış ve atomun yapısını tanımlamaya çalışmıştır. Zaman içerisinde teknoloji ilerledikçe bu fikirlerin doğru olanları ile yanlış olanları belirlenerek yeni fikirler ortaya atılmıştır.
    Atomun küçük ve bölünemez parçacıklardan oluştuğu düşüncesini ilk olarak yunanlı filozof Democritus ( M.Ö. yaklaşık 460–370) ortaya atarak bu parçacıklara yunanca “bölünemez” anlamına gelen atom adını verdi. Democritus her maddenin hep aynı özdeş atomlardan oluştuğunu, maddelerin farklı görünmesinin atomların düzeninden ve hareketlerinden kaynaklandığını ortaya attı.

    DALTON ATOM MODELİ

    İngiliz bilim adamı john dalton’a göre:
    • atomlar içi dolu , berk, bölünemez kürelerdir.
    • Bir elementin tüm atomları kimyasal özelliklerinin yanı sıra kütle,hacim gibi aynı fiziksel özellikleri taşır.
    • Farklı elementlerin atomları farklı özellik taşır.
    • Atomlar belli oranlarda birleşerek molekülleri oluştururlar.


    THOMSON ATOM MODELİ

    John Joseph Thomson’a göre:
    *Atomlar çapları yaklaşık 10 üssü -8 olan kürelerdir.
    *Atomu oluşturan pozitif yüklü protonlar negatif yüklü elektronlar küre içine dağılmıştır. Thomson bu modeli üzümlü kek modeline benzetmiştir.
    *Protonların sayısı elektronların sayısına eşit olduğundan atom yüksüzdür.
    *Atomun kütlesini protonlar oluşturur.


    RUTHERFORD ATOM MODELİ

    Ernest Rutherford’ a göre:
    *Atomun merkezinde çekirdek vardır.
    *Atom içi dolu berk kürecik değildir, atomun içinde çok küçük hacimde çekirdek olup büyük hacim boşluktur.
    *Elektronlar çekirdek çevresindeki yörüngelerde dolanır.
    *Çekirdek atom kütlesinin tamamına yakın bir kısmını oluşturur.
    *Bir elementin tüm atomlarındaki proton sayısı aynıdır. Farklı elementlerin proton sayıları ise birbirinden farklıdır.
    * Bir atomdaki proton sayısı elektron sayısına eşittir.
    *Protonlar atom kütlesinin yarısını oluşturur.
    Rutherford atom kütlesinin diğer yarısını oluşturan yüksüz taneciklerin olması gerektiğini söyledi, fakat ispatlayamadı. 1932’ de Chadwick nötronların varlığını kanıtlayarak atom kütlesinin diğer yarısını oluşturan yüksüz tanecikleri buldu.


    BOHR ATOM MODELİ

    Niels Bohr’a göre:
    *Elektronlar çekirdek çevresinde belirli enerji düzeylerinde ışıma yapmadan dolanır.
    *Çekirdekten uzaklaştıkça yörüngenin enerjisi artar.
    *Yörüngelerde dolanan elektronlar dairesel hareket yapar.


    MODERN ATOM TEORİSİ

    Modern atom teorisi günümüzde de kabul edilen en gelişmiş atom modelidir. Bu teorinin bohr atom modelinden en önemli farkı elektronların çekirdeğin etrafında çizgisel yörüngelerde dolanmadığıdır.
    Modern atom teorisine göre elektronlar çok hızlı hareket eder ve belli konumları yoktur.bu nedenle elektronların yeri saptanamaz ancak bulunma olasılıklarının yüksek olduğu yerler belirlenebilir. Bu alanlara elektron bulutu denir.

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu

Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
atom hakkında araştırma yapan bilim adamları,  atom hakkında çalışma yapan bilim adamları,  atom ile ilgili çalışma yapan bilim adamları ve çalışmaları,  atom hakkında çalışmalar yapan bilim insanları,  atom ile ilgili araştırma yapan bilim adamları
5 üzerinden 3.42 | Toplam : 12 kişi