Konu Kapatılmıştır
6. Sayfa BirinciBirinci ... 35679 ... SonuncuSonuncu
Aşk Sevgi ve Sitem - Pişmanlık Bölümünden Sevgiliye Mektuplar ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. ceydalım
    Emekli


    --->: Sevgiliye Mektuplar





    Aşk dediğin laftır.?"

    Sana nasıl hitap edeceğimi kestiremedim, Anlamalıydım ben üzüldüğümde kılını kıpırdatmamandan, sadece işin düştüğünde aramandan, naber nasılsın lafının arkasına, “bir görüşelim mi?” ekleyememenden, anlamalıydım sevgisizliğini.. Ben seni görmek için sınırlarımı zorlarken, senin umursamamandan, alaycı konuşmalarından, yada senden vazgeçerim diye korkup, önüme bir parça yem atmandan anlamalıydım. Ben hayatta hiç kimseye bu kadar sabırlı bu kadar uysal davranmamıştım oysaki, severdim özgürlüğümü, asi olmayı, bir bardak suda fırtınalar koparmayı, kimseye hesap vermemeyi.. bir bunları severdim birde seni sevdim. Sevgilin değil sevdiğin olmayı istedim. İlk defa biri benden hesap sorsun istedim, bir açıklama beklesin . “bu biraz açık değil mi?” yada “hayır biryere gitmiyorsun evde oturuyorsun..1” dan başka bir şeydi bu. beni sorgula, duygularımı sorgula istedim, olmadı.. Ne kadar da kolaydım senin için, ne kadar da zahmetsiz. Tabii ki bocalardın, emindin düzgün insan olduğumdan, hayatında hiç karşına çıkmamış kadar düzgün, emindin seni çok sevdiğimden ve düşündüğümden; öyle olmasaydı her probleminde ilk beni ararmıydın.. Nedenleri, niyeleri merak etmedim hiç inan etmedim. Bu kadar sevgisizliğinde seni nasıl bu kadar sevdim onu merak ettim.. Benim için ne düşündüğünü, beni nasıl gördüğünü, sendeki beni merak ettim. Artık hayal kurmuyorum, geçmişe bu kadar bağlı olmamın sebebi o zaman çok mutlu olmam bunu biliyorum. Şimdi tekrar başlasakta, yalnızlığı paylaşsakta sana gönlümü açabilir, gözüm kapalı güvenebilirmiyim sanıyorsun.. Şimdi artık tek başımayım.. hiç değilse hakkını veriyorum yalnızlığın. iki kişilik kocaman bir boşluktansa kendimi ve yalnızlığını yeğlerim. Artık kendimi görmemek için aynalara bakmıyorum, üşürüm diye kazağını giymiyorum, ağlarım diye türkü dinlemiyorum, Belki de sen haklısın artık ben bile kendimi sevmiyorum..





    Yazımız --->: Sevgiliye Mektuplar Hakkındadır

  2. ceydalım
    Emekli
    Sensizlikte başladım yeni bir güne Bu nasıl bir şey biliyor musun? Bilemezsin
    Bilseydin,aynı acıyı sende yaşatsaydın yaşatır mıydın bana bunuiki gün oldu senle aynı şehirde değiliz.ne kadar tuhaf değil mi? Aynı şehirde olup da seni görmediğim halde sanki uzansam dokunacaktım sana ama burdan asla
    Gözlerim bir noktaya dalmış öyle; duraksadım bir ankarşımda hayalini hatırlıyor da ne düşündüğümü hiç hatırlamıyorum.
    Geceyi seviyorum ya! ayrı bir güzelliği var karanlık çöktüğünde sanki bütün rezillikleri kapatıyor.
    Offff! Gene yoksun yanımda seni çok seviyorum ama yazık bunu sen bile bilmiyorsun. Ah sevdiğim yanımda olup da bana sarılmanı nasıl isterdim. Ama olmadı olacak mı dersen, aslaaaaaa
    Üzülme ama sakın ağlama seni sonsuz bir aşkla seviyorum.
    Üzülme seni hayalinle yaşatmaya devam ediyorum,
    Ne kadar sürer bende bilmiyorum!!!

    Balkondayım şimdi,ya sen nerdesin? Bildiğim bir yerde mi?
    Belki de sen de gittin benden sonra başka bir şehre kim bilir?

    Burayı seviyorum. Denizin dalgasını dinliyor ve kötü değil hep iyi yönünle seni düşünüyorum. Hatalarını hatırlamıyorum,ihanetini unutuyorum.

    Evde de kimse yok(!) resmini aldım karşıma, biraz denizi dinliyor, biraz seni seyrediyorum. Neler neler yaşıyorum. Kendimi dinliyorum da çok kızıyorum kendime. Sonra elime kalemi alıp yazıyorum

    ben senden uzaktayım sevgili,
    çok özledim sıcak tenini,
    bir gün dönecek misin geri,
    yoksa ben mi gelip alayım seni,
    sevgili;
    sen benim yüreğimsin,
    ama sen hiç düşünmez bırakıp gidersin,
    seni asla affetmeyeceğim bilirsin.
    of ne zordu bu aşk(!)
    seni sevmediğimi zannedip gidiyorsun,
    aşk değil bu bir sürgün,kaçak
    sakın arkaya dönme,
    sakın sakın,
    çünkü o an anlayacaksın
    sana olan sevgimi,
    seni seviyorum.




  3. ceydalım
    Emekli
    Alışsaydım farklı olurdum inan, alışsaydım sensizliğe daha mutlu olurdum.Amadeğilim, yanıyor içim.Ve hiçbir yağmur söndüremiyor bu yangını Bir umut bekliyorum kendi kendine sönsün diye. Ah anlasaydın beni, ah bilseydin seni ne kadar çok sevdiğimi.Şimdi yanan, yüreğim değil aşk ateşi olurdu.Vazğeçtim beklemekten gelmeyeceksin. Ne acı bir gerçek.Kimi koyayım yerine kiminle avutayım kendimi? Kimi sen sayayımda sarılayım boynuna? kimin dudaklarını öpeyim? kimin elerinin sıcaklığını hissedeyim?Bukdar acımasız olmamalıydın yar,Ben seni böyle tanımamıştım çünkü.Kocaman bir yüreğin vardı ben o yürekte oldugum için şanslıydım.Çok seviyordunbeni yada ben ÖYLE SANIRDIM. Hiç bitmeycek diye düşünürdüm, öyle ya büyüktü bizim aşkımız, özeldi.Hayatta iyi yada kötü ne varsa hep birlikte paylaşacaktık, birbirimiz için yaşayacaktık.BAŞKALARI İLE MUTLU OLMA İHTİMALİ AKLIMIZDAN BİLE GEÇMEZDİ. Yolumuzu aşkımız aydınlatacak biz o yolda yürüyecektik hiç durmadan.
    Derken, seni kendine bağlayan o yürek koyboldu birden şimdi yüreğinin yerinde bir taş var, yoksa bu kadar vurdumduymaz olamazdın her giden bahanesini yaratır her giden acımasızdır, ama sana konduramıyorum bunu.Kimbilir, belkide sensizliğe kendime konduramıyorumdur. Bu yüzdendirhaykırışım.Alışılmıyor, sensizlik kabullenilecek bir şey değil. Acım büyüyor bu yüzden. Her acı geçer biliyorum ama niye bu kadar uzun sürdü bu sefer. niye yarı ölü gibiyim hala? Her şeyde seni arıyorum lanet olsun\'\' Madem gidecektin söylemeliydin bana sensizliğe nasıl dayanılacağını. İnsanın yüreğinin yarasını atıp gitmesi mümkün değilki ben yapamıyorum sen yap hadi. Son kez gel yanım, çıkar yüreğimi yerinden va al götür nereye istersen. At bir kenara öyle kalsın
    Yok yok, kendi kendinede sönmeyecek bu yangın. Ben yaşadıkça yanmaya devam edecek içten içten. En azından bir tesellim var bundan böyle hiç kimse yani bir yangın başlatamayacak yüreğimde,bir daha yaralayamıyacak beni. Acım o kadar derinki, kimse bir daha ACITAMIYACAK İÇİMİ




  4. Mattet
    Usta Üye
    Beni düşündüğünde
    Özlemin bir damla umut oluyorsa kestane karası gözlerinde
    Sakın umudunu kağıt bir mendille slip çöpe atma!
    Gün gelecek ;
    Acılarınla büyüttüğün sevda çiçeğin tomurcuklanacak
    Güneş bir başka doğacak ve yağmurlar umutla yağacak
    Ve sana söz tomurcuk çiçek açtığında yanında olacağım,
    İşte o zaman hayallerin pembe bir düşten ziyade,
    Beyazlar içinde bir gerçek olacak,
    Umudunu hasretıine yenik düşürme sakın
    Mutluluk bizimi mutluluk yakın!




  5. Mattet
    Usta Üye
    Özlemin bir damla umut oluyorsa kestane karası gözlerinde
    Sakın umudunu kağıt bir mendille slip çöpe atma!
    Gün gelecek ;
    Acılarınla büyüttüğün sevda çiçeğin tomurcuklanacak
    Güneş bir başka doğacak ve yağmurlar umutla yağacak
    Ve sana söz tomurcuk çiçek açtığında yanında olacağım,
    İşte o zaman hayallerin pembe bir düşten ziyade,
    Beyazlar içinde bir gerçek olacak,
    Umudunu hasretıine yenik düşürme sakın
    Mutluluk bizimi mutluluk yakın!




  6. Mattet
    Usta Üye
    Üşüyorum:hüzün şarkıları söyleyen bir Sonbaharın zemheriye dönüşmesinin verdiği, fani bir üşüme hissi değil bu sevdiğim ve ellerim buz kesmiş olmasına rağmen, ıssız bir gecede yokluğuna mahkum bir ruhla seni yazarak unutuyorum üşümüşlüğümü
    Yoruldum artık biliyor musun? Tek taraflı bir hayatı omuzlamaktan, hayatın yükü altında ezilmekten; birilerini arayıp sormaktan, anlatamayıp dinlemekten, sevmekten, seni beklemekten, her yeni güne belkilerle başlamaktan, sadece hıçkırıklarımı kendim duymalarımdan yoruldum ve sefaletin zincirleriyle hapsedilmiş bir aşkın yalnızlığında tükendim. Sabret diye diye erittim sabır taşlarını, bir an ümitsizliğe düşsem hayalin çıktı karşıma, gözlerine baktım ve kendimi yerli yerinde bulunca güzel gözlerinde, güç aldım acıların binlerce çeşidine karşı ama sabredecek gücüm kalmadı, hayalinin gözlerinde duramadım sevgili.
    Oysaki nasılda ihtiyacım var sana, bilemezsin. Sarılsan bana bir annenin evladına gösterdiği o kutsal şefkatle, başımı göğsüne yaslasam ve yiten ümitlerimin ayak seslerini duysam kalbinin atışında, içine düştüğüm çaresizlikle birlikte sana sımsıkı sarılırken, sıcaklığını hissedip boğazıma düğümlenen ve içimde yankılanan hıçkırıklarımı özgür bırakıp ağlasam. Sen saçlarımı okşasan bir babanın nasırlı elleriyle oğlunun saçlarını okşadığı gibi ve ben içimdeki zehiri nehir misali akıtsam ne güzel olurdu sevgili. Ama yoksun işte ve ben bunların hepsi bir hayalden öteye gidemiyor, ne acı değil mi? Dostlarım, bugüne dek hayatıma giren tüm sevenlerim, değer verdikçe canımı alan sevdiklerimin yokluğu kadar gerçek yokluğun
    O kadar yalan ki insanların gülümsemeleri, o kadar menfaatperest olmuş ki yeryüzünde herhangi bir anı paylaştıklarım, artık alınacak bir canım, bir parçam kalmadığı için bir anda yok oluverdiler. Bir fotoğraf geldi gözlerimin önüme şimdi, kimdi hatırlamıyorum o fotoğrafı çeken, hatırladığım tek şey var ardında akbabanın olduğundan habersiz bir Afrikalı çocuğun çaresizliği ve resmi çeken kişi intihar etmişti sanırım o anı o karede ölümsüzleştirdikten sonra Çünkü o çocuk ruhunu akbabaya teslim etmişti. Çaresizliğim o Afrikalı çocuğun ki gibi ve azabım o fotoğrafçınınkiyle aynı derecede acı verici, sevdiğimi sunduğum kim varsa sevgili, hepsi birer birer o akbaba gibi olup çıktı. Ama ben şimdiye kadar savaştım hayalinin sayesinde, bir yerlerde var olduğun ümidiyle yaşadım, seni delice sevdim ve yokluğunda bile seni içimde yaşattım her nefes alışımda Ta ki, bu yazıyı kaleme aldığım şu ana kadar dayanabildim, bu saate kadar sen gelmedin, ruhumu akbabalara teslim ediyorum, gelsen de kurtaramazsın artık
    Herkes bayram sevinci yaşıyordu sevdiğim. Kim bilir sende yaşadın belki, kutlu olsun geçmiş bayramın ve gelecek olan bayramların ve ben bu bayram sabahı yine sessizce ağladım. Her bayramda olduğu gibi. Kimsesizdim, çalmadım kimselerin kapılarını, kimsesizliğim kapımı çaldı, kapattım kendimi hücreme, gecenin karanlığına gizlenip çıktım dışarı gece saklar beni diyerek, kimsesizliğimle bayramlaştım, yalnızlığımın elini öptüm, sefaletimi bir tabakta sundum şeker tadında firari ruhuma
    İçini karattım değil mi? Affet beni sevgili, inan ki bunun tek sebebi; kimsesizliğimden, kalabalıklarda bile yalnızlaşmamdan, sefaletimin bana sunduğu çaresizlikten ve bir sen kaldın bu çaresizliğin ortasında tek dayanağım, içimi dökebileceğim, yazarak yaşadığım bir sen varsın, sadece sen anlarsın beni, dilinde zehir zemberek kelimeleri cansız kağıtların bedenine aktarırken sıcaklığını hissettiren ve seni bana getiren kalemimden başka tek sen varsın beni anlayabilen, beni terk etmeyen bir sen kaldın. Affet!
    Sonuçta bende insanım, sana toz pembe bir dünya vermek, seninle toz pembe düşler kurmak isterdim. Gerçekliğinle el ele verebilseydim, iyi bir Ferhat olurdum ya da aşk ile yanmaların ötesine geçmiş bir Mecnun olurdum uğrunda, şüphen olmasın. Seninle gezmek isterdim, sen ne istersen alabilmek, gözlerine bakarak geceleri şiirlendirmek isterdim; bir yuvamızın olmasını, çocuklarımızın şen kahkahalarıyla şenlenmek, sen olunca yanımda üzülmelerin bile bir anlamı olurdu eminim. En çok neyi isterdim biliyor musun sevgili? Seni yazmak yerine yaşamak olsaydı kaderimde, ölüm kederlendirmezdi beni, doya doya yaşardım seni ve o an ölümsüzleşirdim.
    Kaç zamandır yokum kendimde, kaç zamandır yoksun. Ne ben alışabildim sensizliğe, ne tütün kokusu sinmiş odam alışabildi hayalinsizliğe İnan çok gücüme gidiyor; öykülerimde can bulan kadınların senin yerine beni sahiplenmesi ve kimsesiz sokaklarda attığım her adımla sen uzaklaşıyorsun sanki, bunu düşündükçe, sensiz kalmak gücüme gidiyor sevgili. Gözlerimi açmak bile istemiyorum, sensiz bir güne başlayacağımı biliyorum ve onulmaz yaralar açıyor ruhumda, gözlerimi açmıyorum bende, tüm dünya beni uykuda biliyor, oysa uykuyu unutalı çok oldu.
    Hayalinde can bulan gülüşünü özledim. Kendimde unuttuğum ne varsa bulduğum hayalini özledim. Seni çok özledim, özlemlerim işgal edince yüreğimi, delice bir istekle, Neroncavari bir arzuyla bu şehri yakmak istedim, vazgeçtim daha sonra; eğer ateşe mahkum olursa bu şehir bende yanarım, bilmekteyim yanmaların acısını ama senin bu acıyı bilmeni istemiyorum sevgili. Sen yanmaları bilme, sensizliğimde yanmalarımı bilmediğin gibi Bilme!
    Nasıl da huzursuzum. Evimin çatısına tüneyen bu baykuş, Azrail’in habercisi gibi, ölümün yaklaştığını haber veriyor sanki, annem hastalandı yine, ayağı tutmaz oldu. Ben çaresizim, sefilim ve sefaletime bir aşkla seni dahil etmekten, sonrasında kaybetmekten korkuyorum. Daha bin bir çeşit dert başımda, görsen tanıyamazsın beni, genç yaşta karlar yağdı saçlarıma Sıkıntılarda sevinçlerin olduğu gibi biz insanlar için. Geçecek elbet bu günler, seni kocaman bir gülümsemeyle karşılayacağım bir gün sevgili. Bekliyorum seni, unutma beklemelerimi. Seni seviyorum.




  7. Mattet
    Usta Üye
    gel
    gel artık
    yeter beklettiğin
    bunca zamandır susuşun
    gel
    elin kanda da olsa gel
    biliyorum
    seninde saçların özlüyor
    bir sevgili okşayışını
    prangalarda olsan da
    gel

    bizi bekliyor
    kekik kokulu dağlar
    bereketli bağlar
    işte şafak vakti
    gel
    bir türkünün sırtında
    şiirlere sarıl gel




  8. Mattet
    Usta Üye
    Binbir sıkıntıyla basleyip büyütmeye çalıştığım küçücük mutluluklarımı.çiğneyip yok etmiş kalabalıklar vardı.
    ve onların sıkıntısı altında ezilip gidiyordum..

    böyle zamanlarda insanın duyguları kabuklaşıyor..tahammil edemiyorsun yani..
    yani..çok çabuk inciniyorsun
    kesintisiz bir çizgiyi yürümek ağır geliyor bana,belki ben tek başıma yürümeyi tercih ediyorum..

    yani aşkım..
    herşey mors alfabesi oluyor o an..
    bir küçük nokta bir uzun çizgi..
    bir küçük nokta ve bir uzun çizgi..




  9. Mattet
    Usta Üye
    Açık yüreklilikle açık mektup
    Umutları çoğaltmıştık sevgimizle
    Filiz filiz yeşertmiştik sevdayı
    Kol kola girmişti yüreklerimiz
    Sevgimiz sevdikçe yüreklerimize
    Saplanan bir hançer değil
    Sevdikçe çiçeklerle açan
    Ve özgürleşen umudu yüklenip
    Hep aydınlığı müjdeleyen
    Doğan güneş pırıltısında
    Bir sevinç bir pınardı
    Yıldızlara yükselip
    Mehtabı öpmekti
    Adını yüreklerimize
    Güneşten parçayla
    Kazıdığımız bir aşktı
    Alnına düşen kar tanesini
    Savurdu yüreğine
    İhanetin yeli
    ihanetin soğuğunda
    Yalnızlığında
    Sen tek kaldın ama
    Yalnız bile değilsin
    Bir başına
    İhanetin gölgesi
    Gölgenin yanında
    İhanet ki ölümün
    Bile ölümüdür
    Aslında insan hayatında
    Sen sevdiğim dediğim
    Şimdi sen ölümün
    Bile yalnız bıraktığı
    Azraili kovalayan
    Yalnız başına
    Ölümün adresi
    Bile kurtuluş değil sana




  10. Mattet
    Usta Üye
    Benden ıraktaki
    Ey! sevgili
    Canımın canı

    Kağıt önümde
    Kalem elimde
    Sana yazacağım
    Başka kelime kalmadı

    Düşünüyorum karalıyorum
    Arada bir virgül
    Sonra tekrar karalıyorum
    Sana, seni nasıl sevdiğimi anlatacak
    Güzel söz arıyorum
    Su olup gönlüne akıyorum
    Anlatamıyorum
    Ve tekrar karalıyorum

    Sen bendeki cansın
    Gözlerimdeki damla
    Damarlarımdaki kansın
    Diyorum ve nokta koyuyorum.
    Anlıyormusun? seni seviyorum.




  11. Mattet
    Usta Üye

    --->: Sevgiliye Mektuplar

    Sen ağlama yine
    güzel gözlüm
    kıyamam sana
    yine yüzüne güneş vursun hep
    asla gölge düşmesin sacının birteline
    bütün bunlar sıradan şeyler
    sende özel sende güzel
    yoksa neye yanar bu yürek kor kor..
    her ne kadar bir yanım çocuk kalmışsa
    seni düşünüp ağlayaçak kadar
    diğer bir yanımda bir o kadar büğüdü
    acılarla yoğrula yoğrula
    senin uğruna olsa bile
    koruyabilmekte beni
    yoksa ben nasıl var olurum
    sende biliyorsunki
    sabah güneş herkes için doğar ve yine herkes için batar
    ama ona ançak bilenler başka bakar
    doğarkende batarkende
    ve herkes için birde üztündeki şebnem için konmuştur çiy
    ama ona sadece aşık olanlar bakarken ağlar




  12. Mattet
    Usta Üye





    ÖZLEDİM SENİ


    Ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir
    Beynimi uyuşturuyor özlemin
    Çok sık birlikte olmasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca yıl
    içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum.
    Yokluğun, hatırlandıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp
    sürekli bir boşluğa dönüşüyor.
    Sabahlara seni okşayarak başlamaları, akşamları her işi bir kenara koyup
    seninle baş başa karşılamaları özlüyorum; oynaşmalarımızı,
    yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü
    Nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne yumuşak,
    bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken
    Ya da kolyeni çözdüğümde kollarıma atlarken
    Hasta olduğunda, o korkunç kriz gecelerinde günler,
    geceler boyu nöbet tuttuk başında O şen kahkahalarına
    yeniden kavuşabilmek için sessiz dualar ederek
    "Atlattı" müjdesini kutlarken yorgun bedenindeki yaraları okşayarak,
    doktorun böldü sevincimizi: "Yaşayamaz artık bu evde
    Yüksek binalar ve beton duvarların gri kentinde" dedi,
    "O gitmeli Ve kendine yeni bir hayat çizmeli"
    Bilsen ne zor, gitmen gerektiğini bile bile "Kal" demek sana
    Ne zor, senin için ebedi mutluluğun beni unutmandan geçtiğini bilmek
    Gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur olduğumuzu görmek
    ve sana bunları söyleyemeden "Git artık" demek
    "Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın
    mutluluğa" demek sana ne zor
    Sesimi, kokumu çekip alıvermek beyninden,
    sesin, kokun hala beynimdeyken
    Seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda
    bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden
    Yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek
    Ve sonra kendi ellerimle bindirip seni yabancı bir arabanın
    arka koltuğuna, birlikte güneşlendiğimiz onca yazı,
    yan yana titreştiğimiz onca kışı, paylaştığımız bunca acıyı,
    onca kahkahayı ve bütün o uzak yeşillikleri katıp yorgun bedeninin yanına,
    arkadan pişmanlık gözyaşları dökmek ne zor
    Ne zor hiç tanımadan seni emanet ettiğim bir şoföre "Hızla
    uzaklaş buradan ve gidebileceğin kadar uzağa git" demek
    Yokluğunu beklemek, ne zor
    Bunları düşündükçe, şu anda uzaklarda bir yerlerde
    üşüdüğünü sezinleyerek panikliyorum. Bütün engelleri aşıp,
    terk edilmiş caddeleri, kimsesiz sokakları, yalnız bulvarları arşınlayarak
    sana ulaşmak, sessizce başını okşamak, kulağına sevgi sözcükleri fısıldamak
    ve yavaşça üzerini örtmek geliyor içimden
    Paylaştığımız bir mazinin, yitirdiğimiz bir geleceğe
    dönüşmesinden hicran duyuyorum.
    Gizli gizli hüzünlendiğim akşamlardan birinde,
    terk etmişlere özgü bir terk edilme korkusunu da
    yüreğimin derinliklerinde duyarak sana koşmak,
    yaptıklarım ve daha çok da yapamadıklarım için özür dilemek
    ve "Dön bebeğim" demek istiyorum:
    "Geri dön Kulüben seni bekliyor"

    Can Dündar




Konu Kapatılmıştır
6. Sayfa BirinciBirinci ... 35679 ... SonuncuSonuncu
sevgiliyi ağlatan mektup,  sevgiliye ağlatan mektup,  ağlatan mektup sevgiliye,  sevgiliye ağlatan mektuplar,  mehmet coşkundeniz sevgiliye mektup
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi