Sezai Karakoç Mona Roza

+ Yorum Gönder
Şiir Bölümü ve Şiir-Şiirler Bölümünden Sezai Karakoç Mona Roza ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    don juan
    Üye
    Reklam

    Sezai Karakoç Mona Roza

    Reklam



    Sezai Karakoç Mona Roza

    Forum Alev
    AŞK HİKAYESİ VE YAZILAN BİR ŞİİR ÇOK ROMANTİK BULDUM

    Muazzez Akkaya
    --------------------------------------------------------------------------------
    HAKKINDA YAZILANLAR
    MUAZZEZ AKKAYA'YI BULDUM
    Ahmet Hakan
    Hürriyet 13 kasım 2006
    ŞAİR Sezai Karakoç’un meşhur "Mona Roza" şiirinde, Türk edebiyatının en mahrem akrostişi gizlidir.
    Şiirin her kıtasının başındaki harfleri yan yana getirdiğinizde "Muazzez Akkayam" çıkar.
    Karakoç, 1950’de Mülkiye’de öğrenciyken yazmıştır bu şiiri.
    Ancak 2002 yılına kadar hiç yayınlamamıştır.
    Buna karşın tam 50 yıl kuşaktan kuşağa aktarılmıştır bu etkileyici şiir.
    60’larda daktiloyla, 70’lerde teksirle, 80’lerde fotokopiyle çoğaltılmıştır.
    Bu efsane şiir, bir aşk acısının yürek burkan sesidir.
    Şöyle başlar:
    "Mona Roza siyah güller ak güller / Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak / Kanadı kırık kuş merhamet ister / Ah senin yüzünden kana batacak / Mona roza siyah güller ak güller."
    * * *
    Ketumluğu, vakarı, onuruna düşkünlüğü, içe kapanıklığı, aşırı kırılganlığı ve küskün bir çiçek oluşuyla tanınan Sezai Karakoç’un, tam 50 yıl Muazzez Akkaya hakkında tek bir kelime etmesi tabii ki beklenemezdi.
    Herhangi bir babayiğidin de Muazzez Akkaya konusunu Sezai Karakoç’a sormaya cüret etmesi de düşünülemezdi.
    Bundan dolayı Muazzez Akkaya, Türk edebiyatının bir büyük gizi olarak kaldı.
    Giz devam ettikçe de, efsane üretmeye meyilli tipler girdi devreye.
    Neler neler anlatılmadı ki...
    En meşhur hikáye şudur:
    Güya Sezai Karakoç, Mülkiye’de okuyan Muazzez Akkaya’ya aşkını itiraf etmiş ama karşılık bulamamış, bunun üzerine "Mona Roza" şiirini yazmış, şiiri okuyan Muazzez Akkaya intihar etmiş.
    Bu rivayet, "Sezai Karakoç da bu nedenle hiç evlenmemeyi tercih etmiş" diye bitiyor.
    * * *
    Dikkat! Dikkat!
    Edebiyatımızın büyük sırrı çözüldü.
    Nasıl mı?
    Anlatayım:
    Bundan bir süre önce bir yazımda Sezai Karakoç’un "Mona Roza" şiirine ve Muazzez Akkaya’ya şöyle bir değinmiştim.
    O yazının yayınlanmasının ardından New York’tan bir e-posta aldım.
    Şunlar yazılıydı e-postada...
    "Selam Ahmet Bey... Ben New York’ta doktorluk yapıyorum. Muazzez Akkaya’nın kızıyım. Yazınız ailecek çok hoşumuza gitti. Annemin adını yazınızda geçirdiğiniz için çok teşekkürler. Ayşe."
    Okuyunca "Vay be" diye haykırdım. Muazzez Akkaya’nın izini bulmuştum.
    Hemen bir yanıt yazdım: "Lütfen anneniz hakkında biraz daha bilgi verebilir misiniz?"
    Yanıt şöyleydi:
    "Annem Mülkiye’de okumuş. Öğrenciliğinde çok güzel bir kadınmış. Grace Kelly tipinde. Pingpong şampiyonu olmuş okulda. Bugün anneme Sezai Karakoç’un aşkını ve şiirini sordum. Annemin bu aşktan ve şiirden haberi olmamış. Ama şunu anımsıyor: Paltosunun cebinde şairi meçhul aşk şiirleri bulurmuş! Babamla evlenirken babama bu şiirlerden söz etmiş, babam da şiir yazmaya kalkışmış annem için ama tabii ki çocukça şiirler olmuş bunlar. Annem Hazine avukatlığından emekli oldu. Maliye Bakanlığı’nda çalışırken babamla tanışıp aşk evliliği yapmışlar. 48 sene harika bir evlilikleri oldu. Maalesef geçen hafta babamı kaybettik."
    * * *
    Muazzez Hanım’ın Mülkiye’de okurken "pingpong şampiyonu" olduğunu öğrenince...
    Hemen aklıma Sezai Karakoç’un "Ping-Pong Masası" adlı başka bir şiiri geldi.
    Şiiri bulup okudum...
    Şu dizelere dikkat kesildim:
    "Ha Sezai ha ping-pong masası / Ha ping-pong masası ha boş tüfek / Bir el işareti eyvallah ve tak tak / Gözlerin ne kadar güzel ne kadar iyi / Ne kadar güzel ne kadar sıcak / Tak tak tak tak tak."
    Gözümün önüne şöyle bir görüntü geldi:
    Ezik ama onurlu Ergani çocuğu Sezai, uzak bir köşeden Muazzez’in pingpong oynamasını izlemektedir. Muazzez topa şımarık bir edayla vurdukça "Ha Sezai ha ping-pong masası" diye içlenmektedir.
    Ne dokunaklı değil mi?
    * * *
    Hadi girin internete ve bu çok eski devirlere aitmiş gibi gözüken dokunaklı aşka nüfuz etmek için "Mona Roza" şiirini bulup okuyun.
    50 yıllık büyük gizin aydınlanmasının hatırına...
    Bir parça kederlenip aşka olan imanınızı tazeleyin.
    Okuyun ve içinizi ısıtın:
    "Yağmurlardan sonra büyürmüş başak / Meyveler sabırla olgunlaşırmış / Bir gün gözlerimin ta içine bak / Anlarsın ölüler niçin yaşarmış / Yağmurlardan sonra büyürmüş başak."
    xxxx
    Mona Rosa
    Sezai Karakoç
    Mona Rosa siyah güller, ak güller
    Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
    Kanadı kırık kuş merhamet ister
    Ah senin yüzünden kana batacak
    Mona Rosa siyah güller, ak güller
    Ulur aya karşı kirli çakallar
    Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa
    Mona Rosa bugün ben de bir hal var
    Yağmur iğri iğri düşer toprağa
    Ulur aya karşı kirli çakallar
    Açma pencereni perdeleri çek
    Mona Rosa seni görmemeliyim
    Bir bakışın ölmem için yetecek
    Anla Mona Rosa ben bir deliyim
    Açma pencereni perdeleri çek
    Zeytin ağaçları söğüt gölgesi
    Ben de çıkar güneş aydınlığa
    Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi
    Seni hatırlatır her zaman bana
    Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi
    Zambaklar en ıssız yerlerde açar
    Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
    Bir mum ardında bekleyen rüzgar
    Işıksız ruhumu sallar da durur
    Zambaklar en ıssız yerlerde açar
    Ellerin, ellerin ve parmakların
    Bir nar çiçeğini eziyor gibi
    Ellerinden belli olur bir kadın
    Denizin dibinde geziyor gibi
    Ellerin, ellerin ve parmakların
    Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
    Saat on ikidir, söndü lambalar
    Uyu da turnalar girsin rüyana
    Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar
    Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
    Akşamları gelir incir kuşları
    Konarlar bahçemin incirlerine
    Kiminin rengi ak, kiminin sarı
    Ah beni vursalar bir kuş yerine
    Akşamları gelir incir kuşları
    Ki ben Mona Rosa bulurum seni
    İncir kuşlarının bakışlarında
    Hayatla doldurur bu boş yelkeni
    O sakin bakışlar bir su kenarında
    Ki ben Mona Rosa bulurum seni
    Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa
    Henüz dinlemedin benden türküler
    Benim aşkım sığmaz öyle bir saza
    En güzel türküyü bir kuşun söyler
    Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa
    Artık anla beni muhacir kızı
    Anla ve kabul et itirafımı
    Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
    Alev alev sardı etrafımı
    Artık anla beni muhacir kızı
    Yağmurdan sonra büyürmüş başak
    Meyveler sabırla olgunlaşırmış
    Bir gün gözlerimin ta içine bak
    Anlarsın ölüler niçin yaşarmış
    Yağmurdan sonra büyürmüş başak
    Altın bilezikler, o korkulu ten
    Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne
    Bir tüy ki can verir gülümsemene
    Bir tüy ki kapalı geceye güne
    Altın bilezikler, o korkulu ten
    Mona Rosa siyah güller, ak güller
    Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak
    Kanadı kırık kuş merhamet ister
    Ah senin yüzünden kana batacak
    Mona Rosa siyah güller, ak güller



  2. 2
    ASUDE
    Bayan Üye

    Cevap: Sezai Karakoç Mona Roza

    Reklam



    unutulmayan şiirlerden herkesin kendinden birşey bulabileceği değişik duyguları yaşayabileceği bir şiirdir değinilen konular bambaşka







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi