+ Yorum Gönder
Sağlık ve Sağlık-Genel Bölümünden Peygamberimiz’in Sağliğa Verdiği Önem ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. GüllereVurgun
    Usta Üye


    Peygamberimiz’in Sağliğa Verdiği Önem





    Peygamberimiz’in Sağliğa Verdiği Önem Forum Alev
    PEYGAMBERİMİZ’İN SAĞLIĞA VERDİĞİ ÖNEM

    Dinimiz, sağlıklı hayat üzerinde önemle durur, insanın en kıymetli servetlerinden birinin sıhhat olduğunu vurgular. Peygamberimiz (s.a.v.): “Hiçbir kimseye, ‘yakîn’den sonra, afiyetten daha hayırlı bir şey verilmemiştir.” buyurmuştur. Peygamberimiz (s.a.v.)’e bir zat, “Hangi dua daha üstündür?”diye üç ayrı gün sorar. Rasûlullah (s.a.v.), her defasında: “Rabb’inden dünyada da ahirette de afiyet vermesini iste.” diye cevap verir. Afiyet talebi demek, sıhhatli olmak için gerekli olan şartları yerine getirmek, fiilen tedbirler almak demektir. Hadis-i şerifte işaret edilen afiyetlerden sadece birisi, hıfzı’s-sıhha’ (sıhhati koruma) kaidelerine uymak, perhiz yapmak, ilaç almak, ameliyat olmak demektir. Zira Efendimiz (a.s.) dünya ve ahiret âfiyeti istenmesini tavsiye etmekte olup, dünyadaki manevî (rûhî ya da psikolojik) âfiyet yanı sıra, ahiret afiyetinin ise sadece bedensel bir huzur olmadığı açıktır, çünkü cenneti hak eden bahtiyarlara, orada hastalık isabet etmeyecektir. Cennet selâmet, huzur ve âfiyet yurdudur. Bu bağlamda, dünya için istenen afiyetin ise aslında kalıcı ahiret saâdeti için lâzım olan kulluğa katkısı nedeniyledir. Sağlıksız bir insandan birçok ferîza kalkmakta ya da insan ibadet taatten geri kalmaktadır. Bu tür bir akîbetten evvel, sıhhatin kıymetini kulluk perspektifi açısından gözden geçirmeliyiz.
    Şimdi dilerseniz, bu kısa makalemizde, Cihan Güneşi’nin sağlık öğütlerine bir nazar edelim, bu hususta da Efendimiz (a.s.)’ı kendimize rehber edinelim.

    KORUYUCU HEKİMLİK
    Tıbb-ı Nebevî'de ilk prensip olarak, ‘hıfzı’s-sıhha’ karşımıza çıkar. Yani, tedavi olmak değil, sağlığı korumak veya hastalanmamak için tedbirler almak esastır. Peygamberimiz aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm, öncelikle sıhhati korumanın ehemmiyetini belirten uyarılarda bulunur: "…Hasta olmazdan önce sağlığın kıymetini, ölmezden önce hayatın kıymetini bil!” gibi. Ayrıca sıhhati koruyucu pek çok prensipler vaz‘ eder. Bunlardan bir kısmı doğrudan doğruya, bir kısmı da dolaylı olarak sıhhati gaye edinir. Aşağıda kısa kısa üzerinde durulacağı üzere, mesela; temizlik, beslenme, spor ve istirahata giren emirler, doğrudan hıfzı’s-sıhha ile ilgili olduğu halde; namaz, oruç gibi ibadetlerle, domuz eti başta olmak üzere bir kısım yiyecekler ve alkollü içki ve uyuşturucularla ilgili haram ve yasaklar da, dolaylı olarak sıhhatin korunmasıyla ilgilidir.
    • Temizlik:
    "Temizlik îmanın yarısıdır.” hadisinde ifadesini bulduğu üzere Peygamberimiz aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm temizliği İslâm'ın yarısı ilan etmiştir. “Maddî ve manevî, ruhî ve bedenî her iki temizliğe beraberce yer veren İslâm, maddî temizliği şu dört şubede emreder: Elbise temizliği, beden temizliği, mekân ve mesken temizliği, çevre temizliği.
    • Beslenme:
    Dinimiz sağlıklı beslenmeye de geniş yer vermiştir. Dinin ana kaynağı Kur’ân’da "Yeyin, için, israf etmeyin.” denmiş olması bu mevzuun dinde kazandığı ehemmiyeti göstermeye yeterlidir. Sünnete göre, sabah ve akşam olmak üzere günde biri tercihen meyve olmak üzere iki seferden fazla yenmemesi tavsiye edilmelidir. Biri sabah biri akşam. Aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm: "Akşam yemeğinin terki, ihtiyarlama (ve zayıflık) vesîlesidir” buyurarak akşamı terk etmemeyi tavsiye eder. İhya'da: "Evlâ olanı, kişinin yiyeceğini ikiye taksim etmesidir ve bir seherde, bir de iftar vaktinde olmak üzere iki sefer yemelidir” der. Yenince az yemeli, iyice doyuncaya kadar da yememelidir.
    • Spor:
    İslâm; koşmak, yüzmek, ata binmek, ok talimi yapmak, güreşmek gibi faydalı meşguliyetleri teşvik eder. Bir hadis-i şerifte: "İki hedef arasında koşan kimsenin her adımı için bir sevap vardır” buyrulur. Bir başka hadiste ise: "Ok yarışı yapın, (vücutça) sertleşin, yalın ayak yürüyün” tavsiye edilir. Atıcılığa o kadar ehemmiyet verilmiştir ki, atıcılığı öğrendikten sonra unutanlara Peygamberimiz (s.a.v.) "Bizden değildir, bana isyan etmiştir"; "Allah'ın nimetine küfranda bulunmuştur” gibi ağır ifadelerle ikaz etmişlerdir. Dinimiz, kumara karışmamak ve setr-i avrete (İslâm’ın giyim kuşam ölçülerine) dikkat etme kaydıyla sportif yarışmalara müsaade etmiştir.
    • İstirahat:
    Vücudun sağlığını korumada istirahatın de yeri var. Kur’ân-ı Kerim, gecenin istirahata mahsus olduğunu bildirdiği gibi, gündüzleyin kaylûle (öğle, ikindi arası uykusu) denen uykuyu da istirahat vakti olarak zikreder.
    Dinlenmenin vasıtası ne eğlencedir, ne de bomboş oturma. Kur’ân-ı Kerim: "Bir işten çıkınca tekrar yorul”(1) emrinde bulunur. Yani meşguliyet değiştirmek suretiyle dinlenmek. Hadislerde, faydalı meşguliyetler; geçimi kazanmak için çalışmak, ibadet etmek, ilim öğrenmek, nefis murakabesi, tefekkür, ev işleri, ailevî meşguliyet, eş-dost ziyareti, sohbet olarak belirlenmiştir. Şu halde, bunların birbirlerini tamamlayacak şekilde programlanması, birinden yorulunca diğerini yaparak istirahatın temini gerekecektir.
    • İbadetler:
    İslâm'da ibadetlerin de Tıbb-ı Nebevî’nin bir parçasını teşkil ettiğini söyleyebiliriz. Namaz, oruç, hac, zekât, dua, zikir gibi bütün ibadetlerin gerek beden ve gerekse ruh sağlığı yönünden hem koruyucu, hem de tedavi edici tesirleri vardır. Örneğin, namazın göz sağlığına etki eden tıbbi yönünün olduğu tespit edilmiştir. Peygamberimiz (s.a.v.)’in: “Dünyanızda bana üç şey sevdirilmiştir” hadis-i şerifinde, “Gözümün nûru namaz” tabirinin göz sağlığı ile çok yakın bir alâkasının olduğu ve “Göz nûru” denen görme gücünün her yaşta zinde kalabilmesi için gözün, uzak, yakın, çok uzak, çok yakın olmak üzere farklı mesafelere devamlı uyum temrini yapmak zorunda olduğunu, namazda iken ayakta, rükûda, secdede, oturma ve selâm verme hallerinde çok farklı mesafelere bakarak gözün bu “uyum temrini” yaptığını ve bunun bazı göz bozukluklarını giderdiğini günümüzün tıp mütehassısları ifade etmişlerdir. Ayrıca orucun perhiz yönü, dua ve zikrin psikolojik telkin yönü, zekât, sadaka gibi yardımların insana psikolojik bakımdan getirdiği rahatlık ve huzur yönünün olduğu tespit edilmiştir. Peygamberimiz (s.a.v.): "Oruç tutun, sıhhate erin", "Oruç sabrın yarısıdır”, "Mallarınızı zekâtla koruyun, hastalarınızı sadaka ile tedavi edin, belâya dua ile karşı koyun." buyurmuşlardır.
    • Haramlar:
    Dinimizin koyduğu haramları da, koruyucu hekimliğin bir parçası sayabiliriz. İçkinin, uyuşturucuların, domuz etinin sağlık açısından zararları açıktır.









  2. EFRUMİE
    Bayan Üye





    Dinimiz sağlığa önem verdiğini peygamberimizin yaşayış şeklinden de anlamak mümkündür. Kullandığı yaptığı ve yediği her şey sağlığı doğrudan etkilediğini ayrıca yapılan tüm ibadetlerin beden ve ruh açısından sayısız etkileri olduğu bilinmektedir.









  3. Ziyaretçi
    Allah razı olsun çok faydalı bilgi









+ Yorum Gönder

Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
peygamberimizin sağlığa verdiği önem,  islamın sağlığa verdiği önem vaaz,  peygamber efendimizin sağlığa verdiği önem,  islamın sağlığa verdiği önem,  Sağlık ve önemi vaaz
5 üzerinden 3.60 | Toplam : 5 kişi