+ Yorum Gönder
Tarihimiz ve Osmanlı Devleti Bölümünden Yavuz Sultân Selim’i kısaca bize tanıtabilir misiniz? ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. Fatal
    Özel Üye


    Yavuz Sultân Selim’i kısaca bize tanıtabilir misiniz?





    Yavuz Sultân Selim’i kısaca bize tanıtabilir misiniz? Forum Alev
    Yavuz Sultân Selim’i kısaca bize tanıtabilir misiniz? Ailesi, en önemli devlet adamları ve Osmanlı Devleti’nin onun zamanında ulaştığı sınırlar hakkında kısa bilgiler verebilir misiniz?

    Karakterinin sertliğinden dolayı "Yavuz" ve şehzadeliğinden beri "Selim Şah" denen Sultân Selim, 7 Safer 918/Nisan 1512’de Osmanlı padişahı olmuş ve 8 sene, 9 ay bu tahtta oturduktan sonra 8 Şevval 926/ 21 Eylül 1520’de vefat etmiştir: Zulkadiroğlu Alâüddevle’nin kızı Ayşe Hâtun’un oğlu olan Yavuz, şehzadeliğinden beri, istikbalinin parlak olduğunu gösteren bir hayat çizgisi takip etmişti.
    Anadolu’nun Safevî devletinin işgali tehlikesine karşı, babasının ihmali ve aynı zamanda dedesi olan Alâüddevle’nin aczi karşısında şahlanan ve o dönemde Trabzon Sancakbeyi olan Yavuz, Şia’ya karşı Anadolu’yu müdâfaa hareketine girişti. Gürcülerle yaptığı muharebeler sonucunda halkın nazarında manevi destek kazanan Yavuz, merkezin ikazlarına rağmen Şî’a ile olan mücadelesine devam etti ve bu mevzuda ihmalkâr davranan babası II. Bayezid’i tahttan indirerek yerine kendisi oturdu. Ancak mücâdele sona ermemişti. İran meselesini halletmek için Amasya Sancakbeyi ve ağabeyi Şehzade Ahmed ile Manisa Sancakbeyi olan Şehzade Korkut ile anlaşması icab ediyordu. Yavuz’a karşı Şah İsmail’den yardım isteyen ve kuvvetli bir ordu ile isyana kalkışan Şehzade Ahmed, 1513’de Bursa Yenişehir’de maslub edildi ve bağy= devlete isyan suçunun had cezası olarak idam olundu. Bu hadiseden 38 gün önce de, önceleri Yavuz’la anlaştığı ve kendisine Teke=Antalya, Hamîd = İsparta ve Midilli sancakları verildiği halde sonradan isyan eden diğer ağabeyi Korkut da aynı akıbete uğramıştı.
    Mevcut manileri bertaraf eden Yavuz, ittihâd-ı İslâm’ın mühim mani’i olan Safevî Devleti’ni ve onun sinsî reisi Şah İsmail’i halletmek üzere maddî ve manevî hazırlıklara başladı. İbn-i Kemal gibi allâmelerden bu fitnenin defi için fetva alan Yavuz, 920/1514’de Çaldıran zaferini kazandı ve şarkın kapılarını Osmanlı Devleti’ne açtı. Kemah, Bayburt, Erzincan ve Kiğı Osmanlı Devleti’ne 921/1515’de ilhak edildi. Bunu, aynı yıl Çaldıran zaferinden dönerken üzerine gidilen Zulkadiroğullarının Osmanlı Devleti’ne ilhakı ta’kip etti. Bütün bu gayretlere rağmen, doğu ve güneydoğu bölgeleri Şi’a tehlikesinden kurtulamamıştı. İşte bu işi, büyük âlim İdris-i Bitlisi ve Bıyıklı Mehmed Paşa üstlendi. Bunların samimi gayretleri sonucu, 1516 ve ta’kip eden yıllarda, başta 26 aşiret olmak üzere, mühim Kürt ve Türkmen beylikleri, istimâlet ile yani kendi arzu ve istekleri ile Osmanlı Devleti’ne iltihâk eylediler. Böylece Doğu Anadolu top yekûn Osmanlı Devleti’nin sınırları içinde kaldı.
    Herhangi bir harb olmadan Doğu Anadolu’nun Osmanlı Devleti’ne iltihâkı ve Şah İsmail’in mağlûbiyeti Memlüklüleri ve Sultânları Kansu Gavri’yi rahatsız etmişti. Bu durumu hisseden ve Memlüklülere İslâm birliğini bozdurmak istemeyen Yavuz, Memlüklülerin üzerine yürüdü ve 922/1516 yılında Mercidabık’da Kansu Gavri karşısında büyük bir zafer kazandı. Bu zafer, Malatya, Divriği, Darende, Besni, Gerger, Kâhta, Birecik ve Anteb’in de yeniden ve sağlam bir şekilde fethine yol açtı. Aynı yıl (922), Haleb ileri gelenleri, erkân-ı devleti ve ulemâsı ile Yavuz’a itaat ve teslimiyet mektubu gönderdiler. Böylece Haleb, Antakya, Hama ve Humus kaleleri de Osmanlı Devleti’ne ilhak olundu ve eyâlet haline getirildikten sonra Haleb Beylerbeyliğine Karaca Ahmed Paşa getirildi. Daha sonra ise, Dâr-üs-Selâm Şam’a girildi ve birçok Arab Şeyhi kendi arzuları ile Osmanlı Devleti’ne iltihâk eyledi.
    922/1516’da Kansu’nun yerine geçen Tomanbay’a bir nâme gönderen ve Mısır’a yürüyeceğini belirten Yavuz Sultân Selim, Safed, Nablus, Kudüs, Aclûn, Gazze ve kısaca Suriye ve Filistin’i de yol üzerinde feth eyledi. 923’de Kahire ve Mısır’ı, Ridâniye harbini zaferle kazanarak Osmanlı topraklarına ilhak eden Yavuz, böylece şarkta tam bir ittihâd-ı İslâm kahramanı oldu. Böylece Anadolu, Karaman, Rûm ve Rumeli eyâletlerine ilâveten Osmanlı Devleti’ne Diyarbekir, Haleb, Mısır, Şam ve Zülkadriye Eyâletini de ilâve etmiş oldu.
    Son Abbasî halifesi III. Mütevekkil Alellâh’dan Ayasofya’da yapılan bir dinî merasimle halifelik unvanını da kazanan Yavuz, Mekke Şerifi Ebul-Berekât’ın oğlu Şerif Ebu Nümey vasıtasıyla Mekke’nin anahtarlarını kendisine göndermesiyle de hâdim’ül-Haremeyn vasfını elde etmişti. Doğuda ittihâd-ı İslâmı tahakkuk ettiren Sultân Selim, Batıdaki İslâm düşmanlarına da dersini vermek üzere 2 Şa’ban 926/1520’de sefere çıktı; ancak 8 Şevval 926’da yakalandığı bir hastalıkla manevi şehid oldu.
    Netice olarak eyâlet sayısı dört olan Osmanlı Devleti’ni, 8 sene gibi kısa bir zamanda iki katına çıkardı. Son zamanlarına doğru te’sis edilen Cezayir Eyâleti de hesaba katılırsa, Osmanlı Devleti’ne, bu dönemde beş eyâlet daha ilave edilmiş oldu. Safevilerden de Erbil, Kerkük ve Musul alınmış ve Bağdat Eyâleti’nin temelleri atılmıştır.

    Merkez teşkilatındaki en önemli değişiklik, Yavuz Sultân Selim’in Şarkî Anadolu ile Maraş, Malatya ve havalisini fethetmesi üzerine, 922/1516’da Arap ve Acem Kazaskerliği unvanıyla Divan’a dâhil olmayan bir kazaskerliğin ihdas edilip Diyarbakır’ın bu kazaskerliğe merkez olması ve bu hizmete de meşhur tarihçi İdris-i Bitlisî’nin getirilmesidir. Suriye ve Mısır da Osmanlı Devleti’ne tamamen ilhak edilince, bu üçüncü kazasker de divan-ı hümâyûn hey’etine dâhil edilmiş ve bu hizmete Fenarî-zâde Mehmed Şah Efendi getirilmiştir. Daha sonra Pîrî Paşa zamanında bu makam kaldırılmış ve muamelâtı Anadolu Kazaskerliği’ne devredilmiştir.
    Yavuz dönemindeki devlet adamları arasında Sadrazam Koca Mustafa Paşa, Her-sek-zâde Ahmed Paşa, Pîrî Mehmed Paşa ve nişancı Tâcî-zâde Ca’fer Çelebi; ilim a-damları arasında Şeyhülislâm Zenbilli Ali Efendi, Şeyhülislâm Kemal Paşa-zâde, Mü’eyyed-zâde Abdurrahman Efendi ve Kara Muhyiddin Efendi zikredilebilir.
    ZEVCELERİ: 1- Ayşe Hâtûn; Mengli Giray I’in kızı ve Beyhan ile Şah Sultân’ın annesi. 2- Ayşe Hafsa Hâtûn; Kanunî, Hatice, Fatma ve Hafsa Sultânların annesi. ÇOCUKLARI: Kanunî Sultân Süleyman Hân, Şehzade Orhan, Şehzade Musa, Şehzade Korkut, Gevher Hân, Hatice, Beyhan, Hafsa, Fatma ve Devlet-Şahî Sultân72.

    Lütfi Paşa, Tevârîh-i Âl-I Osman, sh. 204 vd.;
    Kemal Paşa-zâde (İbn-i Kemal), Tevârlh-i Âl-i Osman, X. Defter, sh. 9-13;
    Solakzâde, 350-431; Âli, Künh’ül-Ahbâr, Süleymaniye kütp. Es’ad Efendi, nr. 2162, vrk. 232/a-293/a;
    Ahmed Uğur neşri, sh. 1049 vd., Kantemir, c. I, sh. 189-211;
    Yılmaz, Belgelerle Osmanlı Tarihi, c. II, sh. 1-86; Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c. II, sh. 244-306;
    Osmanlı Devletl’nin Merkez ve Bahriye Teşkilâtı, sh. 229;
    Anonim Tarih, Süleymaniye kütp. Es’ad Efendi, nr. 2362, vrk,115/b-119/a;
    Altundağ, Şinasi, "Selim I", İA, c. X, sh. 423-434, 295;
    Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi, nr. E. 7351, 2629, 3079;
    Uluçay, Padişahların Kadınları ve Kızları, sh. 29-34;
    Harem’den Mektuplar, sh. 44-47, 97-99;
    Öztuna, Devletler ve Hanedanlar, c. II, sh. 149-154;
    Karal, Enver Ziya, "Yavuz Sultân Selim’in oğlu Şehzade Süleyman’a Manisa Sancağını İdare Etmesi İçin Gönderdiği Siyâsetnâme", Belleten, c. VI, sayı 21-22(1942), sh. 37-44










  2. Filiz
    Bayan Üye





    Yavuz Sultan Selim cesareti ve atılganlığı sayesinde babasından devir aldığı tahtta sadece 8 yıl kalmış ve vefat etmiştir.Onun zamanında 8 yıl boyunca sürekli seferler yapılmış ve Osmanlı toprakları çok genişleyerek güçlenmiştir.









+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi