+ Yorum Gönder
İslami Konular ve Fıkhi Mezhepler Bölümünden Şafii mezhebine göre abdest ve namazın farzları nelerdir? ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. Gülehasret
    Süper Moderatör


    Şafii mezhebine göre abdest ve namazın farzları nelerdir?





    Şafii mezhebine göre abdest ve namazın farzları nelerdir? Forum Alev
    ŞAFİ MEZHEBİNE GÖRE:

    ABDESTİN FARZLARI ALTIDIR:

    1-Niyet etmek. Niyet: bir fi'li kasd ederek onu yapmaktır.

    Abdest alan bir kimse yüzün ilk kısmını yıkarken niyet etmesi lâzım olup şöyle niyet eder: farz olan abdesti almaya niyet ettim. (1)

    Niyetin mahalli kalbdir. Dil ile söylemesi sünnettir. Ve bundan maksad ibâdetin âdet halindeki fiillerden ayrılmasıdır. Şartları da, Niyet edenin İslâm olması, temyiz kabiliyetinde olması, niyet edilen şeyi bilmesi, geciktirmemesi ve ibâdetin ilk vaktinde yapmasıdır.

    2- Yüzün yıkanması: Yüz uzunlamasına, alında saçın bittiği yerden çenenin ve iki çene kemiğinin altına kadar, enlemesine kulaktan kulağa olan kısımdır.

    Yüzün üzerinde suyun deriye değmesine mâni olacak kir ve çapakların giderilmesi lâzımdır.Yüz üzerinde kirpik, kaş, bıyık, alt dudak altındaki kıllar gibi bunların her tarafı yıkanması lâzımdır. Karşıdan bakınca derisi görünen hafif sakallı kimseler sakallarının altına da suyu değdirmeleri lâzımdır. Yüz derisi görünmeyen kesif sakallılar ise, sakalın görünen kısmını yıkamaları kâfidir.

    3-Elleri dirsekleriyle beraber yıkamak: El ve kol üzerindeki kıl ve çatlakların ve fazla et kısımlarının yıkanması lâzımdır.

    4- Başı mesh etmek: Başın hududu dâhilindeki derinin veya saçın en az bir şekilde mesh edilmesi kâfidir.

    5-Aşık kemikleri ile (2) beraber iki ayağı yıkamak: Parmak aralarının çatlaklıkların, tırnak altındaki kirlerin yıkanması lâzımdır.

    6-Tertib yapmak: Yani abdest âzâlarının yıkanmasını Âyeti Kerimedeki sıra ile yapmak. İlk önce yüz, sonra kollar, sonra başı mesh etmek, ve sonra ayakları yıkamak. Suya dalan bir kimse, daldıktan sonra abdeste niyet etse o anda tertib gerekmez. Boy abdestinde de tertib gerekmez (3).

    Abdesti bitirmeden evvel veya bitirdikten sonra, bir âzânın yıkanmasında şüpheye düşen bir kimse, o âzâyı ve ondan sonrakileri yıkasa abdesti sahihtir. Fakat şüphesi niyetde ise yeniden abdest alması veya gusül etmesi lâzımdır.

    (1) İânetü-el-Tâlibin cild I, 36
    (2) Ayak bileginin iki tarafındaki kemik çıkıntıları
    (3) İânetü't-Tâlibin cild: I, 41

    NAMAZIN RÜKÜNLERİ:

    Namâzın rükünleri l7 dir.

    l- Niyet etmek :

    Niyetin mahalli kalbdir. Niyetin ihram tekbiri ile ya'ni namâza giriş tekbiri ile beraber olması lâzımdır.
    Farz namâz için niyetin üç şartı vardır.

    a) Namâzı kasd etmek,
    b) Namâzı akşam ve yatsı diye tâyin etmek.
    c) Farz namâz olduğunu söylemek.
    Farz namâzların ön ve arkasında kılanan sünnetler gibi muayyen nâfile namâzların niyetinde iki şart vardır.
    a) Namâzı kasd etmek,
    b) Hangi nâfile olduğunu veya hangi vaktin sünneti olduğunu tâyin etmek,

    Eğer mutlak olup muayyen olmayan bir nâfile namâz ise bir şartı olup o da yalnız namâzı kasd etmekdir.

    Niyet eden bir kimsenin niyetini ağızdan söylemesi, edâ veya kaza olduğunu söylemesi, Allâhu Teâlâya izâfe etmesi, kıbleye karşı yönelişi ve rek'atların adedini zikr etmesi sünnetdir.

    2-İhram tekbirini yani namâza ilk giriş tekbirini almak;

    Bunun da yirmi bir şartı vardır. Bu tekbirin namâz için durulduktan sonra getirilmesi, kıbleye karşı yöneldikten sonra alınması, hemen niyetin akibinde bu tekbirin getirilmesi, farz namâzlar ve onların sünnetleri için vaktin girmiş olması, kâdir olan için arabça okunması, Allah lafzı ve ekber lafzından ibaret bulunması, Allah lafzının ekber lafzına takdim edilmesi Allâh lafzının hemzesinin uzatılmaması, lâm ile he arasındaki elifin on dört harekeden fazla uzatılmaması, Allâh lafzından evvel vav ve nida yâ'sının getirilmemesi, Allâh lafzının he'sinde sâkin vav'ın getirilmemesi, Allâh lafzı ile ekber lafzı arasında harekeli bir vavın getirilmemesi, ekber lafzının hemzesinin ve be'sinin uzatılmaması ve gine bu lafzın be'sinin şeddelendirilmemesi, Allâhu'l-ekber veya Allâhu'l-rahmânu'l-rahimu ekber gibi ayırmalardan başka Allah lafzı ile ekber lafzının aralarının ayrılmaması, tekbiri kendi nefsi duyacak kadar alması, tekbirin kıyamda iken getirilmesi, imâma rükûda yetişen bir kimse bütün tekbîri kıyamda alır ve bununla da yalnız ihram tekbirini kasd ederse namâzı sahihdir.

    Eğer ihram tekbiri ile intikal tekbirini (l) beraber kasd eder veya yalnız intikali kasr eder veya mutlak olarak söylerse veya yalnız ihram tekbirini kasd edip etmediğinde şüpheli olursa namâzı sahih değildir.

    Eğer mübelliğ (2) veya müezzin ihram tekbirini alırken yalnız duyurmayı kasd ederse veya mutlak olarak söylerse, onun da namazı sahih olmaz. Eğer ihram ve duyurmayı kasd ederse sahih olur.

    İntikal tekbirlerinin zikr olarak kasd edilmesi veya zikirle beraber cemâate duyurulmanın kasd edilmesi şarttır. Eğer mutlak olarak söyler veya yalnız cemâate duyurmayı kasd ederse namâzı bozulur.

    Tekbiri iki harekeye indirecek kadar kısaltmayıp bundan bir az fazla olması lâzımdır. Fakat on dört hareke olacak kadar da uzatılmamalıdır.

    İmâm olan kimsenin ihram ve intikal tekbirlerini açıktan alması cemâatın ve münferid olan kimsenin de gizli olarak almaları lâzımdır.

    Eğer imâmın sesi bütün cemâatı duyuramıyorsa cemâatten bazısının tekbiri yüksek sesle almaları sünnet olur.

    3- Kıyam yani ayakta durmak, Bunun da iki şartı vardır: Ayakta durmaya kadir olması, farz namâz olması,

    Farz namâzda ayakta durmaya âciz olan bir kimse mümkün olan şekilde kılar. Nâfile olan sünnet namâzlarda kâdir olsa dahi oturarak kılabilir, fakat sevabının yarısını kaybeder.

    Bir kayık veya gemide bulunan bir kimse ayağa kalkarsa batacağından veya başının döneceğinden korkarsa oturarak kılar ve sonra da iade etmez. İdrarını tutamıyan bir kimse, ayağa kalkarsa idrarın geleceğini, oturursa gelmiyeceğini bilirse oturarak kılar ve sonra da iade etmez.

    İ'timatlı bir doktor, gözünden hasta olan bir kimseye arka üstü yaslanarak namâzını kılarsa tedâvinin mümkün olacağını söylediği takdirde o hasta kıyâmı terk ederek mümkün olan şekilde namâzını kılar ve sonra iâde etmez.

    Harb eden askerler düşmanın kendilerine hücum etmesinden korkarlarsa oturarak kılarlar ve sonra îade etmezler. Eğer Askerlerin düşmanı gözetleyen bir gözcüleri var ise yahud oturabilecek kadar bir siperde iseler ve kalktıklarında düşman tarafından görülüp harb tedbiri bozulacaksa oturarak namâzlarını kılarlar ve bu haller nâdir vâkıalardan olduğundan, sonra iâde ederler.

    Hasta olan bir kimse yalnız başına kıldığında meşakkatsiz olarak ayakta kılabildiği halde, cemâat hâlinde bu mümkün olamayıp ancak oturarak kılabiliyorsa, o kimsenin yalnız başına kılması daha efdaldir.

    4- Fatiha okumak; Bunun da on bir şartı vardır ve şunlardır:

    Nefsine işittirecek kadar okuması, okurken bir harfini bırakmaması, on dört şeddenin hepsini okuması, meselâ İyyâke şeddeli olduğu halde mânâsını bilip itikad ederek kasden şeddesiz okursa maâzallah kâfir olur. Çünkü iyyâkenin şeddesizi güneş ışığının bir ismidir.

    Fâtihanın bir harfinin diğer bir harfle değiştirilmemesi, meselâ dâdı, zı harfine çevirirse namazı sahih olmaz (3).

    Mânâ değiştirecek olan bir hareke (4) hatası yapılmaması, meselâ en'amte'nin te'sini örte veya esre okumamalıdır. Eğer mânâ bozulmazsa meselâ, Allah lafzının he'sinin ötre okunması, veya sırâte kelimesinin sâdı'nın ötre okunması, veya na'budu kelimesinin be harfinin esre veya üstün okunması veya nun harfinin esre okunması gibi hatalar namazı mutlak olarak bozmazlar. Fakat kasden yapılması haramdır.

    Mânâyı bozacak şâz kırâatların okunmaması, Tertilde yani her harfin sıfatını belirtir şekilde ayırarak okumakta müblâğaya varılmaması, meselâ harfleri iyice çıkaracağım diye neste'în kelimesinin sin ile te arasında kısa bir duruş yapsa kelime ikiye bölünmüş olur ki bu câiz değildir. Yeniden okuması vâcibdir. Aksi takdirde namazı bozulur.

    Fâtihanın Kur'anı Kerîmdeki tertibi üzere okunması, Âyetleri arka arkaya okuyub aralarında fazla fâsıla verilmemesi,
    Arapça olarak okunması, Kıyamda iken veya ona bedel olan yerde okunması, Her rek'atta besmele ile birlikte her âyetinin okunması lâzımdır.

    Ancak mesbuk olan yani imâma sonradan yetişen kimsenin rekatındaki fâtiha af edilmiştir. Onun rekatındaki fâtihasını imâm yüklenir.

    Aynı zamanda cemâatle kılanan bir namazda imâm hızlı okuyuşlu ona uyan da orta okuyuşlu olup fâtihanın hepsini okumayı yetiştiremezse geri kalanını bütün rekatlarda imâm yüklenir.

    Fakat orta okuyuşlu bir imâma, ağır okuyuşlu bir kimse uyub da fâtihayı okuyacak kadar bir zaman olduğu halde ağır okuyuşlu olduğundan imâma yetişemezse; veya başka bir kimse rükudan evvel fâtihayı okuyub okumadığında şüpheye düşerse; veya fâtihayı; okumayı unutub rükudan evvel hatırlarsa; veya namazda olduğunu unutub gine rüku'dan evvel hatırlarsa bütün bunlarda fâtihayı tamamlar ve namâzdaki tertib üzere rükûunu sücûdunu yaparak imâma yetişmeye çalışır. İki secdeyi yapıb kalktığında imâmı ayakta bulursa yetişebildiğini okur, eğer imâmı rükû'da bulursa ona uyarak o da rükû'a varır ve fâtiha kendisinden sâkıt olur. Eğer imâm rükudan ayağa kalkmış veya daha sonra kavuşursa gine ona uyar. lâkin ikinci rek'atı kaçırmıştır, imâmın selâmından sonra onu tamamlar. Eğer imâm birinci rek'atı bitirib ikinci için ayağa kalkıb fâtihayı okumaya başlayıncaya kadar, ona uyan daha birincinin fâtihasında ise bu fâtihayı bitirdikten sonra ayakta olan imâma uyarak ikinciye başlar, fakat birinci rek'atı kaçırmıştır onu selâmdan sonra tamamlar. Eğer imâm ikinci rek'atın rükuuna gidinceye kadar ona uyan kimse daha birincinin fâtihasını bitirmedi i uyan kimsenin ayrılma niyeti yapıp imâmdan ayrılması lâzımdır. Aksi takdirde namazı bozulur.

    Eğer yukarıda sayılan hallerden gerek unutma gerek şüphelenme gerek hatırlama, rükudan sonra olursa gine imâma tâbi olur, yani unuttuğunu yetiştirmeye kalkışmaz, fakat selâmdan sonra rek'atını tamamlar.

    FAİDE : Namazda dört yerde fâtihanın iâdesi istenir.

    a) İmâma uyan kimse imâmdan evvel okursa,
    b) Âciz bir kimsenin oturarak fâtihayı okuduktan sonra ayağa kalkmağa kudreti olursa,
    c) Zammı sûreyi okumak için ezberinde fâtihadan başka bir kırâatı Kur'âniye olmazsa,
    d) Her aksırmadan sonra fâtiha okumayı adayan bir kimse namazda fâtihayı okuduktan sonra
    aksırırsa tekrar okuması lâzımdır.

    5- Rükûa varmak,

    Ayakta kılan kimse için sırtı düz bir şekilde yere muvazi olarak tam bir bükülüşle eğilmekdir. Ve bu esnada başını düzeltir, ayaklarını diker, el parmakları kıbleye doğru ve birbirinden ayrık olarak avuçları ile dizlerini tutar.

    Oturarak kılan kimse için rükû, belini secde edecek yere doğru bükerek alnı secde yerine muvâzi olacak şekilde eğilmekdir.
    Rükûun şartı, Allahu Teâlâya ta'zim ile rükûdan başka bir şey kasd etmemekdir.

    6- Rükûda itmi'nan, Bu, iki hareket arasında bir sükûnettir. Eğilmesi kalkmasından ayrılacak bir şekilde âzâların biraz hareketsiz olarak bulunmalarıdır. Fazla eğilmek itmi'nan yerine geçmez.

    7-İ'tidal, Rükûdan kalkıb ayakda durmakdır. Bu, ayakta namaz kılanın ilk duruşu oturarak kılanın ilk oturuşu gibidir.
    İ'tidâlin şartı, bununla başka bir şeyi kasd etmemekdir. Aynı zamanda uzun çok uzun bir duruş da yapmamak lâzımdır. Çünkü bu kısa bir rükündür.

    8- İ'tidâlde itmi'nan,se, artık imâma Rükûdan evvelki gibi âzâların ayakta biraz hareketsiz olarak bulunmalarıdır.

    9-Her rek'atta iki kere secde etmek, Namaz kılanın alnını secde yerine koymasıdır. Secde edeceği zaman ilk önce dizlerini sonra ellerini sonra alnını yere koyar. Bunun da yedi şartı vardır :

    Alnın açık olması; yedi âzâ üzerine secde edilmesi, yedi âzâ şunlardır: Alın, iki diz, iki avuç, iki ayak parmaklarıdır; sücudun yedi âzâ üzerinde bir anda olması; arka tarafın baş ve omuzlara nazaran daha yüksekte olması; üzerine giyinmiş olduğu halde, kendisi hareket ettikçe o da hareket eden bir elbisenin ucunasecde etmemesi; başını yere koyarken namazdaki sücuddan başka bir şeyin kasd edilmemesi; ağırlığını alın üzerine vermesidir fakat bu ağırlık verme çok olmayıp vasatî olmalıdır.
    Secde mahallinde toprak ve yaprak gibi bir şey olup ta birinci secdede alnına yapışırsa, onu gidermedikçe ikinci secde sahih olmaz.

    Secde yerinin dizlerin yerinden yüksek olması namazı bozar. Fakat secde hâlinde arka tarafı, (yani kalçaları) baş ve omuzlardan daha yüksek bir şekilde ise namaz bozulmaz. Eğer secdede yün veya ot gibi yumuşak bir şey varsa, başı sertliği buluncaya kadar bastırmak lâzımdır. Eğer alnında bir yara veya benzeri olup üzerinde sargı varsa ve sargının çıkarılmasından korkulup, kendisi de su ile abdestli ise, bu sargı üzerine secde etmek sahih olur. Ve altında af edilmiş mikdârdan fazla bir necâset olmadığına göre o namazın bilâhare iâdesi de lâzım gelmez.

    Sücudun tam bir kulluk hâli ile huzur ve huşû içinde yapılması lâzımdır. Kulun namaz içinde Allâhu Teâlâya en fazla yakın olduğu hâl sücûd hâlidir.

    l0- Sücûdda İtmi'nan, Âzâların secdede tam bir sükûna varıp hareketsiz bulunmalarıdır.

    ll- İki secde arasında oturmak, Bu da secdeden kalkıb dik olarak oturmakdır. Şartı, namazda ki oturmadan başka bir şey kasd edilmemesi ve çok uzun bir oturuş yapılmamasıdır. Çünkü bu da kısa bir rükündür.

    l2- İki secde arasındaki oturmada itmi'nan,

    l3- Selâmdan evvelki oturuş,

    l4- Son Teşehhüd ya'ni (Ettehiyyâtü) yü okumak,

    Teşehhüdün şartları şunlardır : Teşehhüdden bir harfin bir şeddenin terk edilmemesi, bir harfin başka bir harfle, mânâyı bozacak bir harekenin başka bir hareke ile değiştirilmemesi, kendisini işittirecek kadar sesle okuması, arapça olarak okunması, kelimelerin arasının ayrılmaması, özrü bulunmadıkça oturarak okunmasıdır.

    l5- Son Teşehhüdden sonra Peygamberimiz Sallallâhu aleyhi veselleme salâvat getirmek,

    Salavâtın şartları şunlardır: Salavâtın Muhammed Sallallâhu aleyhi vesellem lâfzı ile olması, alâ resuluhi ve alennebiyyi de kifâyet eder; salâvâtı kendisini işittirecek kadar okuması; arapça olması, zikr edilen sıra ile okunması lâzımdır.

    l6- Birinci selâmı vermek, bir sağa bir sola olmak üzere iki kere söylemektir. Sağa selâm verdiğinde sağ yanağı, sola selâm verdiğinde sol yanağı arkadan görünmelidir.

    Selâm veren kimse etrafında olan meleklere insan ve cinlerden mü'minlere selâm vermeye ve aynı zamanda kendisine selâm veren imâmın ve ona uyan kimselerin selâmlarını da iâde etmeye niyet etmelidir.

    İmâma uyan kimse, imâm iki tarafa selâm verdikten sonra selâm vermelidir.

    l7- Rükünlerin tertibine riâyet etmek, ya'ni yukarıda sayılan on altı rüknü arka arkaya sıra ile yapmak farzdır.

    Eğer rükünler sıra ile birbirinin arkasında yapılmaz da kasden rükûdan evvel sücuda, veya fâtihadan evvel rükûa gidilerek takdim ve te'hirlerle yerleri değiştirilirse namaz bozulur. Kasden olmazsa namaz bozulmaz.

    Lâkin bir kimse terk ettiği rüknü namazda onun gibisine vâsıl oluncaya kadar hatırlarsa yeniden o rüknü ve ondan sonrakileri yapar. Eğer namâzda onun gibisini yaptıktan sonra hatırlarsa yani yaptığı rükün ilk önce terk ettiği rüknün yerine geçerek ikisi arasındakileri oradan itibaren yeniden yapar.

    (l) İntikal tekbiri rukua veya sücuda geçiş tekbirleridir.
    (2) Namaz tekbirlerini, bütün cemâatın duyma
    (3) Muğni'l Muhtaç, I, 167.
    (4) Hareke harflerin üzerine konan ve sessiz harfleri sesli olarak okunmalarını tayin eden işaretlerdir. Üstün, esre ötre gibi.

    Sorularla İslamiyet Editör









  2. Ziyaretçi





    Şafi mezhebine göre abdest alındıktan sonra kurulanmadan ve çorap giyilmeden namaz kılmak sünnettir.Hocanın biri dost tv de çıkmış ve şuan peygamberimiz olsa(s.a.v) camiye girerken çorap giyilmesini emredermiş bununda nedeni ıslak ayakla camiye girildiginde mantar vs.. hastalıklar bulaşcagını söylüyor.Ancak abdest alındıgında ıslak ıslak çoraplar giyildiginde çoraplarda bulunan mantarın hastalıgın halıya geçecigini kesindir.Ancak ayaklar o suyla yıkandıgında bütün hastalıkları bi anda yok eder.Ve çorapsız camiye girip namaz kılındıgında daha saglıklı degilmi? Dost Tv de çıkan hoca peygamberimizin(S.a.v) sünnetini neden ortadan kaldırmaya çalışıyor Anlamadım.Peygamberimizin(s.a.v) hadisinde beş vakit abdest alanın bütün pisliklerden arındıgını unuttular galiba şahıs tüm gün boyu havasız çorapla dolaşır sora gider abdest alır üstünede çorabını giyer ve camiye girer daha saglıksız deilmi bence peygamberimizin hadisini hatırlasınlar ve unutmasınlarki Peygamberimizin hadisinde(S.a.v) suyun pisliklerini alıp götürdügünü söylemiyormu.Yani uygulanması gereken bi sünneti neden ortadan kaldırmaya çalışıyorlar Şimdi uygulamalara bakarsak bi çok şeyin yani mezheplere göre dogru uygulanmasıda hak ve müstahaptır ancak peygamberimizin hadisinde ameller niyet edilerek yapılır ve fatihasızda namaz olmaz diyebiliyoruz ama hanifiler namazın arkasında neden fatiha okumuyolar buna bakarsak peygamberimizin hadisi şerifinde fatihasız namaz olmuyacagını söylüyor ben hanifi mezhebinde olsam imamın arkasında yine fatiha okurdum içimde şüphe kalmasın diye okurum ve her amelimi niyet ederek yaparım.Bütün mezhepler haktır.Bu benim düşüncelerim dogrumu yanlışmı?









  3. Ziyaretçi
    Simdi gurban.sen ehli sunnet vel cemaat hocalarini dinle.herkesi dinleme.eger fetva vermenin ne kadar agir bir yuk oldugunu bilsek bu hadisi serifte peyg.s.a.v. buyurmuski " cehenneme girmeye en cesaretli olanlariniz fetva vermeyi sevenlerdir" ins.dogru hatirliyorumdur.sen takma. Bu arada ben hanefiyim simdi.gurban.her musluman kendi mezhebine uyar.sen kendi mezhebine uymayya calis.fatiha suresini eger imam okursa sen okumazsin hanefideki fetvasi boyle.cunku bi hadiste gormustum "imama uydugunuzda imam ne okursa sizde okumussunuz sayilir."bunun manasina yakin bi hadis vardi.yani kisacasi sen kendi mezhebine uy.ben soyle olsam boyle yaoarim diye bisey yok.mezhebinde ne uyulmasi gerekiorsa onu yapacan.eger yanlisim olduysa .hakkini helal et.bilgilendirmek amaciylla soyledim.baska maksadim yoktur









  4. Ziyaretçi
    Şimdi kurban dediğin doğru çorapsız kılmak sünnettir.dost tv miş takılma onlara bakma ilmihale bak büyük şafii ilmihaline onlar hikaye.Hz Aişe diyor çorapsız namaz kılardı.hz.muhammedin işlediği fiiller sünnetullahtır.allahın sünnetidir.her gördüğüne duyduğuna inanma .Sen şafisin mezhebini yaşa öğren.



+ Yorum Gönder
şafii mezhebi,  şafi mezhebi,  şafi mezhebine göre abdestin farzları,  şafiilere göre abdestin farzları,  imam şafiye göre abdestin farzları ve sünnetleri
5 üzerinden 2.75 | Toplam : 4 kişi