Manas Destanı Nedir

+ Yorum Gönder
Edebi Türler ve Destanlar ve Efsaneler Bölümünden Manas Destanı Nedir ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Forumacil
    Özel Üye
    Reklam

    Manas Destanı Nedir

    Reklam



    Manas Destanı Nedir

    Forum Alev
    Manas Destanı Nedir

    Manas Destanı ilglili bilgi



    Manas Destanı, Türk boylarından biri olan Kırgızların milli destanı, dünya edebiyatının da sayılı şaheserlerinden ve en uzunu olan destan, adını, destandaki kahramanlar alır.
    Ünlü Türkolog Wilhelm Radloff (1837-1918) Manas Destanı’yla ilgili ilk derlemeyi, Kırgızistan’ın Tokmak şehri güneyindeki Sarı Bağış boyuna mensup bir Manasçıdan 1869′da yaptı. Radloff’un derlediği yedi bölümlük Manas Destanı, toplam 11 bin 454 mısradan oluşuyor. Fakat, Manasçıların okuduğu dize sayısının, 16 bin mısra civarında olduğu belirtiliyor.

    Bununla olan maceraları destanca epeyce yer tutar. Destan Radloff’a gore 12452 misra olup, savas hengameleri sırasında aşk maceraları , eğlenceler, düğünler, Şamanizm’in etkisi altındaki inançlar, gelenekler, kahinlerin rolleri göze çarpar.

    Kırgız Türkleri arasında doğan >Manas destanı Kazak-Kırgız Türk kültür dâiresi içinde bugün de bütün canlılığı ile yaşamaktadır. Bu destanın XI ile XII. yüzyıllarda meydana geldiği düşünülmektedir. Destanın kahramanı Manas da, Oğuz Kağan Destanının islâmî rivayetindeki ve Satuk Buğra Han gibi islâmiyeti yaymak için mücadele eden bir kahramandır. Böyle olmakla beraber Manas destanında islâmiyet öncesi Türk kültür , inanç ve kabulle 600.000 beyit ile dünyanın en uzun destanıdır.

    Manas, Kırgız kahramanlarındandır. Manas’ın babası Yakup Han’dır. Annesinin adı Çığrıcı’dır. Cakıp Han evlendikten on dört sene sonra Manas doğmuştur. Doğumu üzerine civardan gelen elçiler, onun bir kahraman olacağını hemen anlamışlardı.
    On yaşına gelince tam bir kahraman oldu. Düşmanlarının üzerine saldırarak perişan etti. Atlarına at erişemiyor,zırhına ok işlemiyordu.

    Cakıp Han, oğlunun atılganlıklarını, kahramanlıklarını görünce, onu korumak, onunla arkadaşlık etmek üzere, Bakay adında bir kişiyi onun yanına koymuştur.
    Manas’ın savastığı düşmanları arasında en kuvvetlisi Gökçedir. Bazı varyantları 4oo.ooo mısra olan Manas destanı Türk-Bozkır medeniyetinin Kazak -Kırgız dâiresinin kültür belgeseli niteliğindedir.

    Bu muhteşem Türk Destanının tamamı 400.000 mısradır. Bir Kırgız destanıdır. Müslüman Kırgızlarla Budist Kalmuklar arasında mücâdeleleri anlatır. Bununla beraber Manas Destanının dokuzuncu yüzyılda, Kırgızların Yenisey Kıyılarında devlet kurmağa başladıkları sırada oluşmuş olduğunu ileri süren ilim adamları da vardır.

    Manas’ın, tarihte gerçekten var olduğunu gösterir izler görülememiş ise de, Kırgız-Kalmuk mücadelelerinde göz doldurmuş bir Kırgız yiğidinin, belki de bir Kırgız Beğinin adı ve yiğitliği ile bu destana konu olduğunu düşünebiliriz.

    Manas Destanı, Kırgızların bir bakıma ansiklopedisi gibidir. Manas Destanında Kırgızların bütün gelenek ve göreneklerini, törelerini, inanışlarını, görüşlerini, başka milletlerle olan ilişkilerini, masallarını ve ahlak anlayışlarını bulmak mümkündür.

    Manas Destanının bütününü söyleyenlere Manasçı, bir kısmını söyleyenlere Ircı denilir. Manasçılar, destanı anlatırken kendi zamanlarının etkisi altında kaldıkları olaylar ile kendi duygu ve düşüncelerini de ustaca katmışlardır.

    Manas Destanına ilk defa, Kazak-Kırgız yöneticisi olan Rus aslından Franel tesadüf etmiştir. Daha sonra Çokan Velihanof 1856 yılında destanı dinlemiş fakat destanın en uzun parçasını Radloff yazıya geçirerek 1885te yayınlamıştır.

    Destanın en önemli bölümlerini Manas, Manas’ın oğlu Semetay, Manas’ın torunu Seytek, Colay ve Töştük’ün hikâyeleri teşkil etmektedir. Colay ve Er Tostuk hikayeleri ile ilgili bölümlerin Colay adında bir Manaş’çıdan derlendiği sanılmaktadır.

    Destanın bölümlerine göre özeti:

    1) Yeditör adını taşıyan yerde Boyun Han oturmaktadır. Boyun Hanın oğlu Kara Han ve onun oğlu Çakıp Han (Yakûp Han) adıyla anılır. Çakıp Han, Alma Ata ırmağının gözesinde, Sungur Yuvası denilen yerde yerleşmiştir; Çakıp Han’ın hiç çocuğu yoktur. Bir gün Tanrıdan bir oğlan çocuk ister, onun yiğitler yiğidi olmasını diler. Tanrının izni ile bir oğlu olur. Oğlu olduğu için de Tanrıya güzel bir kısrak kurban eder. Dört Peygamber gelip çocuğa ad kor, adına Manas, der.

    Manas dile gelir, babasına: “Ben İslâm yolunu açacağım, inanmayanların malını yağmalayacağım” deyince Çakıp Han, çok eski arkadaşı olan Bakaya haber gönderir çağırır. Baka gelince Manas’ın söylediklerini Ona nakleder, bu söz üzerine Baka: “Pek güzel söz” der: “Hemen atlanalım, Çin’e akın edelim, Pekin yolunu bozalım!”

    Dediği gibi yaptılar.

    Çakıp Han’ın oğlu genç Manas ise on yaşına gelince ok attı, on dört yaşına basınca Hân Evini basıp yıktı, Hân oldu. Kâşgar’dan bütün Çinlileri sürüp Turfana tıktı, Turfandaki Çinlileri sürdü, Aksu’ya attı.

    2) Kalmuk Han’ın oğlu Almambet’in Müslüman oluşu, Er Kökçe’ye sığınışı, Er Kökçe’den de ayrılıp Manasa gelişini anlatır:

    Yerin yer suyun su olduğu çağda… altı atanın oğlu gavur, üç atanın oğlu Müslüman idi. O zaman Kara Han’ın oğlu Amambet doğdu, hemen büyüdü ve Müslüman oldu. Babasını Müslüman olmadığı için öldürdü, kaçıp geldi müslüman beylerinden Er Kökçe’ye sığındı. Er Kökçe’nin kırk yiğidi vardı. Bu kırk yiğit, Beylerinin bu Kalmuklu’ya, Almambet’e çok iltifatlar edip onu yanından ayırmadığını görünce kıskandılar, kıskanınca da Almambet hakkında dedikodular çıkarıp yaydılar. Bu yüzden Almambet ile er Kökçe Bey’in arası bozuldu.
    Almambet kalkıp Manas’ın Bey evine geldi.

    Manas da Almambet’i büyük iltifatlarla karşıladı. Manas, Almambet’i çok sevdi.

    3) Manas ile Er Kökçe’nin savaşmasını anlatır:
    Manas’ın çerileri Er Kökçe’nin ilini yağma ederler. Savaşta Er Kökçe yenilir. Ardından Çakıp Han, oğlu Manas’ı evlendirmek ister. Kız aramağa başlar. Temir Hanın kızı olan Kanıkey’in, Manas’a uygun bir evdeş olduğunu sağlık verirler. Temir Han da kızını Manas’a vermek istemektedir. Fakat Temir Hanın baş danışmanı bu evlenmeye engel olmağa çalışır. Bu yüzden düğün esnasında kavgalar olur, ucu savaşa ve yağmaya varır. Sonunda baş danışman Mendibay Manas’ı zehirler Manas ölür. Manas’ın ölümü ailesini yoksulluğa, sıkıntıya ve felâkete düşürür. Atı, doğanı ve köpeği mezarının başında ağlarlar; Manas’ın canını bağışlaması için Tanrıya yalvarıp yakarırlar. Manas’ın kırk yiğidi vardır ama hepsi de beğlerini unuturlar. Tanrı, Manas’ın hayvanlarının bu bağlılığı karşısında onların duasını kabul eder; Manas dirilir. Eskisi gibi, eskisinden daha güçlü bir şekilde iline ve töresine hizmet eder.

    4) Kökütey Han’ın yas törenini anlatır:

    Kökütey Han hastalanır. Son nefesini vermeden önce vasiyetini yapar. Ardından da ölür. Kökütey Han’ın ölümü üzerine komşu milletlerden yas töreni için çağırılanlar olur; herkes gelir. Büyük bir yuğ töreni yapılır. Törenin biteceğine yakın konuklar arasında bir kavga başlar, sonu savaşa varır. Manas ile Müslüman olmayan Colay Han arasında süren savaş uzayıp gider.

    5) Göz Kaman’ı anlatır:

    Çakıp Han’ın, küçükken Kalmuklara esir düşen ve Moğolistan’a götürülüp orada büyütülen Göz Kaman adlı bir kardeşi vardır. Göz Kaman Moğolistan’da, Kalmuklar arasında büyütülüp orada bir Kalmuk kızıyla evlendirilir; beş oğlu olur; bir gün oğullan ile birlikte asıl yurduna döner. Kalmukça konuşmaktadır.

    Manas, hem amcasını hiç görmediği ve o güne kadar tanımadığı, hem de amcası Kalmukça konuştuğu için onu casus zanneder: yakalayıp zincire vurur. Bunları yaptıktan sonra böyle bir amcası olup olmadığını anlamak için babasına haber gönderir. Colay Han haberi alınca sevinir ve kardeşini hoş tutması için oğluna emir verir. Fakat Manas’ın annesi ile karısı da Göz Kaman’dan hoşlanmamışlar hele Kalmukça konuşmasını büsbütün yadırgamışlardır. Bu yüzden birlik olup hep beraber Çakıp Hanın buyruğunu hiçe sayarlar. Yalnız Manas babasının buyruğunu dinleyip amcasına iyi davranır, hatta amcası ve oğullan için büyük bir şölen verir. Fakat Göz Kaman’ın oğullan bu şölende bir kavga çıkarıp Manas’ı döverler.

    Manas, Kalmuklara karşı sefere çıktığında amcasının oğullan Kalmukça bildiği için onlardan yararlanmak ister. Gökçegöz’ü Kalmuklara casus olarak gönderir. Gökçegöz Kalmuklar tarafına geçer geçmez Manas’a ihanet eder. Manas bunun üzerine Almambet’i gönderir. Almambet’in yardımıyla Manas savaşı kazanır. Bir çok ganimetler alır, dönerken yarı yolda Gökçegöz ile karşılaşırlar Gökçegöz Manas’ı, kırk yiğidi ile birlikte zehirler. Kırk yiğit ölür. Manas’ı, karısı Kanıkey kurtarır. Mekke’den erenler gelir, Kanıkey’e yardım ederler. Manas iyi olur olmaz Mekke’ye gider; dua edip Tanrıya yalvararak kırk yiğidinin dirilmesini sağlar. ”
    6) Semetey’in doğumunu anlatır.

    Manas artık ihtiyarlamıştır.

    Ak atı halsiz düşmüş zayıflamıştır.

    Manas kırk yiğidini yanına çağırır. Ölümünden sonra doğacak olan oğluna iyi bakmaları için vasiyet eder.

    Ve Manas ölür.

    Manas için büyük bir yuğ töreni yapılır, yas tutulur.

    Çakıp Han Kanıkey’e haber göndererek Manas’ın kırk yiğidinden biri olan Abeke’ye Onu beğenmezse Köbeş’e varıp evlenmesini buyurur. Kanıkey’in doğumu yakındır:

    - Kızım olursa dediğini tutar evlenirim, gel gelelim oğlum olursa evlenmek şöyle dursun ne Abeke’nin suratına ne de Köbeş’in yüzüne bakarım, diye cevabını gönderir.

    Kanıkey’in bir oğlu olur. Dediğini yapıp kimseyle evlenmez. Ötekiler Kanıkey’in oğlunu öldürmek isterler. Bunu öğrenen Kanıkey oğlunu alıp babası Temir Han’ın ülkesine kaçar. Yolda türlü sıkıntılar çeker, başına gelmedik kalmaz”. Sonunda Temir Hanın ülkesine varır, Bey Evine ulaşır.

    Temir Han kızına ve torununa kavuşunca pek çok şölenler verir. Torununa ad konulması için bütün il halkını toplar fakat çocuğa kimse bir ad bulup da koyamaz. Ansızın, nerden geldiği bilinmeyen aksakallı bir ihtiyar görünür, uzun uzun dualar eder; Temir Han’ın torununa Semetey adını verir.

    Semetey büyür. Baba yurduna dönmek ister. Yola çıkacağı sırada annesi Kanıkey:

    -Baka’ya selam söyle, ne söylerse sözünü tut, dışına çıkma, diye tenbih eder.

    Semetey, baba ocağına döner. Çakıp Han sağdır; torunu Semetey’in, annesine yapılan eziyetlerin acısını çıkaracağını, öç alacağını sanarak korkar. Bu yüzden Semetey’i zehirlemeğe karar verir. Kararını uygulayacağı sırada durumu öğrenen Semetey hem Cakıp Hanı, hem de Abeke ve Köbeş’i öldürür.

    7) Semetey’in baba ocağına yerleştikten sonrasını anlatır:

    Semetey, baba ocağına dönüp öz yurduna yerleştikten sonra, Kalmuklar üstüne akınlar yapmak için hazırlıklara başlar. Babasının, hayatta kalan kırk yiğidini çağırıp toplar. Der ki:

    - Akın yapmamız gerek; at sürüleri ve ganimet almamız gerek!

    Bu sözden sonra sefere çıkar.

    Fakat kırk yiğit, kendi aralarında toplanıp konuşurlar:

    - Bizden öncekiler yetmiş yaşına vardı; bizden sonrakiler altmışına ulaştı. Biz, bu Semetey’in babasına hizmet ettik, şimdi de oğluna hizmet edeceğiz, ihtiyarladık artık. Semetey, bizi bu ihtiyar hâlimizde yüce dağ başlarından aşırmak diler, çağlayanlı sulardan geçirmek diler; bizi öldürmeğe kastetmiştir, dönelim! dediler.

    Semetey’in buyruğunu dinlemediler, geri döndüler, kaçtılar.

    Semetey, babasından kalma kırk yiğidin ardından yetişip onlara tatlı söz söyledi, alttan alıp yalvardı.

    Semetey, onca sözden sonra babasından kalma kırk yiğide söz geçiremeyince onları öldürür.

    Bu arada, Acubey ile Almambet’in birer oğulları olmuştur. Semetey, bu çocukları kendisine kardeş edinir.
    Birinin adını Kançura ötekinin adını Külçura koyup öyle çağırır.

    Kançura ile Külçura da büyürler. Büyüyünce Semetey’e hizmet etmeğe başlarlar. Bir gün gelir, Semetey, Kançura ile Külçura’ya, Akın Han’m kızı Ay Çürek’i evlenmek üzere kaçırmak istediğini söyler ve onlardan bu iş için hizmet ister. Bunun için de Akın Han’ın ülkesine sefere çıkılması gerektiğini anlatır. Dediklerini yaparlar, Ay Çürek’i kaçırırlar. Gel gelelim Ay Çürek’in bir de nişanlısı vardır ki Kökçe oğlu Ümetey dîye bilinmiştir. Bu Kökçe oğlu Ümetey, Ay Çürek’in kaçırılışını kendisine yediremez. O da karşılık olarak Semetey’in sürülerini yağmalar. Bunun üzerine aralarında bir savaş başlar. Birbirlerini karşılıklı olarak yağmalayıp dururlar. Sonunda Semetey, Kökçe oğlu Ümetey’e barış teklif eder. Savaştan yorulan Ümetey de bunu kabul eder.

    Ümetey’le yaptığı barıştan biraz rahatlayan Semetey, başka bir sefere çıkmak için hazırlandığı sırada bir düş görür. Düşünü karısı Ay Çürek’e anlatır. Ay Çürek düşü yorumlayıp:

    - Sen bu sefere çıkma, der. Çıkarsan başına bir felâket gelecek.

    Fakat Semetey inatçıdır. Boş sözlere kulak asacak türden değildir. Karısının düşünü yorumlamasına karşılık:

    - Düş dediğin şey saçmalıktır!., diye karşılık verdi.

    Böyle demesine rağmen, düşünün hayra yorulması için de babasının ruhuna en iyi kısraklarından birini kurban eder. Arkasından Er Kıyas’ın ülkesine akın başlar.

    Akının en kızışmış zamanında Almambet’in oğlu Kançura, Semetey’e ihanet eder ve onu yakalayıp Er Kıyas’a götürür. Semetey’e ihanet etmeyen Külçura’yı da köle olarak kullanırlar.

    Bu sırada Ay Çürek bir oğlan çocuk doğurmuştur. Ay Çüreğin bir oğlan çocuğu doğurduğunu duyan Er Kıyas, çocuğu yaşatmak istemez. Öldürtmeğe çalışır. Oğlunu kurtarmak isteyen Ay Çürek Er Kıyası korkutur:

    - Eğer sen benim oğlumu öldürtürsen ben de seni babam Akın Han’a şikâyet ederim, ülkeni alt üst ettirir öcümü alırım, der.

    Er Kıyas korktuğu için çocuğu öldürtmeyip kendine evlât edinerek yanında alıkoyar. Halkını toplayıp çocuğa ad koymak ister. Fakat kimse bir ad bulamaz. Aksakallı Aykoca derler bir ihtiyar vardır, sonunda o gelir, Ay
    Çürek’in oğluna Seytek adını verir.

    Seytek de büyür, delikanlı olur, yiğit olur. Külçura’yı koruyup kölelikten kurtarır. Er Kıyas öldürülür. Bunlardan sonra Seytek baba yurduna, öz ocağına döner. Babasına ihanet eden Almambet’in oğlu Kançura, Seytek’in baba yurduna Bey olmuştur. Üstelik Seytek’in babaannesi Kanıkey’e koyun güttürüp çobanlık yaptırmış, işkence etmiştir.

    Durumu görüp öğrenen Külçura, Kançura’yı yakalar ve Kanıkey de onu öldürür. Baba yurduna yerleşen Semetey ise Taşkent’ten Talasa kadar yayılan geniş ülkeleri yönetimi altına alıp oraların Hanı olur.

    Manas destanı
    Tibetlilerin “Kral Gisar Destanı” ve Moğolların “Cangır Destanı”ndan farklı olarak, “Manas Destanı”nda tek kahraman değil, bir ailenin sekiz kuşağı anlatılıyor.
    Manas Destanı, Kırgızların kahramanlık destanıdır. Kırgız etnik grubu, Çin’de en uzun geçmişe sahip ve en eski azınlık etnik gruplardan biridir ve günümüzde Çin’in kuzeybatısındaki Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde toplu halde yaşamaktadır. Manas Destanı, 9. ve 10. yüzyıllar arasındaki dönemde ortaya çıkmış ve daha sonra Kırgızların halk ozanları tarafından dilden dile aktarılıp bugüne kadar süre gelmiş ve sürekli zenginleştirilmiştir. Bütün Kırgızların zekasının ortak ürünü olan Manas Destanı, Kırgızların koyu milli özelliklerini taşıyan bir şaheserdir. Kırgızlar, Manas Destanı’nın halk ozanlarının ilhamından kaynaklanmadığına, tanrı tarafından öğretildiğine, destanı seslendiren halk ozanlarının genellikle gece gördüğü bir rüyadan sonra aniden milyonlarca mısrayı ezberleyebilir hale geldiğine inanırlar.

    Manas, Kırgızların efsanevi kahramanı ve lideri, aynı zamanda güç, cesaret ve zekanın sembolüdür. Manas Destanı’nda, Manas ailesinin sekiz kuşağının Kırgız halkına liderlik ederek başka milliyetlerin saldırılarına ve eziyetlerine karşı özgürlük ve mutluluk uğruna verdikleri çetin mücadeleler anlatılır. Manas Destanı, sekiz kahramanın her birinin ismini taşıyan toplam sekiz bölümden oluşuyor. “Manas”, “Semetey” “Seytek”, “Hanaym”, “Seyt”, “Asılbeç ve Bikbeç”, “Somblek”, “Çaktay” adı verilen bu sekiz bölüm, bir yandan birbirlerinden bağımsız olarak birer kahramanın hikayesini anlatır, diğer yandan da birbirinin devamı olarak bir bütün oluşturur. 210 binden fazla dizeden oluşan destan, toplam 20 milyon kelime içeriyor.

    Manas Destanı’nın en büyük özelliği, kişi ve ortamların tasvir edilmesinde kendini gösteriyor. Destanda, baş kahraman Manas ve torunlarının yanı sıra özgün kişiliklere sahip 100’den fazla kişi var. Manas’ı destekleyen zeki yaşlılar, Manas’ın silah arkadaşları, acımasız Karmak Han, şerefsiz hainler ve sayısız kötülük işleyen canavarlar, bunların yalnızca bazılarıdır. Destanda onlarca büyük meydan savaşı da anlatılıyor. Savaşlarda kullanılan sayısız silahlar şöyle dursun, kahramanların bindikleri atların renk çeşitleri bile 30’un üzerindedir.

    Bir milliyetin halk destanı olan Manas Destanı’nın yaratıcıları ve anlatıcıları, onbinlerle sayılır. Bu halk sanatçıları, Manasçı olarak adlandırılıyor. Geçen 1000 yıl içinde dünyada hiç kimse, bu destanı başından sonuna kadar anlatamamış, destanın kapsamlı yazılı kaydı da olmamıştı, ta ki Yusuf Mamay tarih sahnesine çıkıncaya kadar.

    Bugün 85 yaşında olan Yusuf Mamay, “Yaşayan Homeros” olarak nitelendiriliyor. Yusuf Mamay, kendisini Manas Destanı’nın taranması, derlenmesi ve seslendirilmesine adadı. Yusuf Mamay, 1940 yılında Manas Destanı’nı üst üste yedi gece seslendirdi, böylece ismini tüm dünyaya duyurdu. 1984-1995 yılları arasındaki dönemde Yusuf Mamay, sekiz bölüm ve 18 ciltten oluşan Manas Destanı’nın tümünü seslendirdi. Onun sayesinde Manas Destanı, Çin’in üç büyük destanı arasında tek kişi tarafından seslendirilen tek destan olma özelliğini taşıyor.

    Manas Destanı’nın Çince baskısı, bir süre önce yayımlandı. Destanın bazı önemli parçaları da İngilizce, Fransızca, Almanca ve Japonca başta olmak üzere birçok yabancı dile çevrildi. Yusuf Mamay, 17 Şubat 2004’te Xinjiang Tianshan Edebiyat ve Sanat Ödülleri’nin ilk “Seçkin Katkı Ödülü”ne layık görüldü.

    Kırgız milliyetinin halk edebiyatının seçkin temsilcisi olan Manas Destanı, Manas’ın ölümsüzlüğüne inanan Kırgızlar arasında büyük etkiye sahip. Manas Destanı’nın Çin ve dünya edebiyatındaki önemli konumu nedeniyle Birleşmiş Milletler, 1995 yılını “Uluslararası Manas Yılı” olarak ilan etmişti




  2. 2
    ASUDE
    Bayan Üye

    Cevap: Manas Destanı Nedir

    Reklam



    bazıdestanlar gerçekten yaşanmıştır hatta bunun delilleri vardır ve gerçekte yaşandığına dairde bazı izlenimler bırakır anlatılanlar bu destanda bunlardan biri olmalı







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi